metrika yandex

A.İ.Ö.P: YENİ ZELLANDA CAMİ KATLİAMI’nın Azmettiricileri Küresel Faşist Güçlerdir

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Yeni Zelanda’da Meydana gelen Cuma Namazındaki Müslümanların katledilişini protesto etti. Birçok STK’nın destek verdiği eylemde Yeni Zelanda başta olmak üzere Doğu Türkistan, Arakan, Filistin ve Ortadoğuda meydana gelen katliamlara dikkat çekildi.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu: YENİ ZELLANDA CAMİ KATLİAMI’nın Azmettiricileri Küresel Faşist Güçlerdir

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Yeni Zelanda’da Meydana gelen Cuma Namazındaki Müslümanların katledilişini protesto etti.

Birçok STK’nın destek verdiği eylemde Yeni Zelanda başta olmak üzere Doğu Türkistan, Arakan, Filistin ve Ortadoğuda meydana gelen katliamlara dikkat çekildi.

Platform tarafından yapılan açıklamada Yeni Zelanda’da yaşanan ırkçı saldırıda 52 şehit onlarca yaralı olduğunu, İki camiye eş zamanlı düzenlenen menfur saldırı ırkçılığın ve İslam düşmanlığının ulaştığı vahim tabloyu gözler önüne serdiğinin altı çizildi.

Açıklamada Bilge Kral Aliya’nın söylediği “Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur” sözlerinin okunması  dikkat çekti.

Platform adına açıklama yapan Zeynel Abidin ÖZKAN “Teröristin saldırı öncesinde yayınladığı 74 sayfalık bildiride özellikle İstanbul ve Ayasofya üzerinden verilen mesaj haçlı ruhunun İstanbul’un fethini ve Ayasofya’nın cami yapılmasını hala hazmedemediğini ve amacın bu ve benzeri hezimetlerinin rövanşını almak olduğunu göstermektedir. Bu saldırı; ifade özgürlüğü adı altında İslam’a ve Müslümanlara yapılan hakaretlerden, batılı ülkelerde yaşanan cami kundaklama eylemlerinden, ten renginden ve giysisinden dolayı saldırıya uğrayan Müslümanlardan, aşağılayıcı karikatürlerden, Akdeniz'de ölüme terk edilen mültecilerden ayrı değerlendirilemez. Durum böyle iken batılı ülke yöneticileri bizzat ırkçılığı ve İslam düşmanlığını körükleyen söylemleriyle halklarını provoke etmeyi de görev biliyor, seçim söylevlerinde propagandalarını ırkçılık üzerinden yapmaya devam ediyorlar. Bu cihette ırkçı düşüncenin küresel ölçekte yayılmasında öncü rol alan Trump, Le Pen, Wilders gibi faşist siyasilerin bu ve benzeri saldırıların azmettiricileri oldukları gayet açıktır. ” dedi.

Topluluk daha sonra basın açıklamasından sonra şehitler için gıyabi cenaze namazı kıldı.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına Zeynel Abidin Özkan’ın okuduğu basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

Yeni Zelanda’da dün yaşanan ırkçı saldırıda 49 şehidimiz onlarca yaralımız var. İki camiye eş zamanlı düzenlenen menfur saldırı ırkçılığın ve İslam düşmanlığının ulaştığı vahim tabloyu gözler önüne sermektedir. Saldırı öncesi yapılan 2 yıllık hazırlık, özenle yazılan 74 sayfalık bildiri, silahlarının üzerindeki mesaj niteliğindeki isim ve tarihler ve katliamın canlı yayın eşliğinde yapılmış olması; bu eylemin anlık bir öfke patlaması veya psikolojik bir rahatsızlığın neticesi olmadığı, aksine belli bir kitleyi harekete geçirme ve benzeri eylemleri yaygınlaştırma amacı güden planlı, organize ve nokta atışı bir eylem olduğunun ispatıdır. Gözü dönmüş katiller Cuma namazını bekleyen içlerinde çocuklarında bulunduğu cemaati canlı yayında katlederek 49 kardeşimizi şehit etmiş, 40'tan fazla kardeşimiz yaralanmıştır.

 Her fırsatta “İslami terör” yaftalamasıyla İslam ile terörü özdeşleştiren batılı güçler; bu fanatik haçlı zihniyeti ile yapılan katliamı “hristiyani terör” olarak niteleyecek midir? Bu bağlamda biz Müslümanların böyle bir nitelemede bulunmasını nasıl karşılayacaklardır?

Son yıllarda batıda git gide yükselen İslam düşmanlığı dünya üzerinde Müslümanların hiçbir yerde güvende olmadığını göstermektedir. Yıllardır Avrupa ve Amerika genelinde yaşanan ırkçı saldırılar, Doğu Türkistan’da Çin zulmü, Filistin’de İsrail zulmü, Arakan’da Budist zulmü ve daha birçok coğrafyada zulme, sömürüye, işkenceye ve soykırıma tabi tutulan Müslümanlarken, terörist ilan edilen yine Müslümanlar oluyor. Bu saldırıların hiçbirine batıdan kayda değer bir tepki de yükselmiyor.  Her fırsatta demokrasi ve insan hakları nutukları atanlar kendi aleyhine yapılan eylemleri bahane edip ülkeleri bile işgale kalkışıyorken söz konusu Müslümanlar olunca üç maymunu oynuyorlar.

Teröristin saldırı öncesinde yayınladığı 74 sayfalık bildiride özellikle İstanbul ve Ayasofya üzerinden verilen mesaj haçlı ruhunun İstanbul’un fethini ve Ayasofya’nın cami yapılmasını hala hazmedemediğini ve amacın bu ve benzeri hezimetlerinin rövanşını almak olduğunu göstermektedir.

Bu saldırı; ifade özgürlüğü adı altında İslam’a ve Müslümanlara yapılan hakaretlerden, batılı ülkelerde yaşanan cami kundaklama eylemlerinden, ten renginden ve giysisinden dolayı saldırıya uğrayan Müslümanlardan, aşağılayıcı karikatürlerden, Akdeniz'de ölüme terk edilen mültecilerden ayrı değerlendirilemez. Durum böyle iken batılı ülke yöneticileri bizzat ırkçılığı ve İslam düşmanlığını körükleyen söylemleriyle halklarını provoke etmeyi de görev biliyor, seçim söylevlerinde propagandalarını ırkçılık üzerinden yapmaya devam ediyorlar. Bu cihette ırkçı düşüncenin küresel ölçekte yayılmasında öncü rol alan Trump, Le Pen, Wilders gibi faşist siyasilerin bu ve benzeri saldırıların azmettiricileri oldukları gayet açıktır.

Bizler sözde özgür batıyı Bosna’dan, Cezayir’den, Suriye’den, Mali’den, Somali’den, Filistin’den, Arakan’dan, Mısır’dan, Venezuela’dan ve burada sayılamayacak kadar pek çok mazlum coğrafyalardan biliyoruz. Ölüm, kan, gözyaşı, açlık ve sefalet üzerinden ülkelere nasıl demokrasi getirdiklerini hafızalarımıza kazıdık. Canlı yayınlar eşliğinde camileri, okulları, hastaneleri, fırınları, pazaryerlerini nasıl yerle bir ettiklerini iyi belledik.

Bizler biliyoruz ki bu saldırılar emperyalistler tarafından 1990 yıllarının başında İslamiyet ve Müslümanların küresel anlamda düşman olarak belirleyen sistematik sürecin geldiği son noktadır.

Saldırıyı planlayan ve gerçekleştiren aşırı dinci hristiyan terörist grup bu küresel sistemin ürettiği projenin bir parçasıdır.

Bu sistematik projelerin sorumlusu ve failleri ABD, İngiltere ve İsrail şeytan üçgeni dünyayı daha da yaşanmaz bir hale getirmek için çabalamaktadırlar.

Bilge Kral Aliya’nın söylediği gibi “Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

Dünya daha da yaşanamaz bir yer haline gelmeden akıl, vicdan ve erdem sahibi insanların inisiyatif alması ve bu şiddet sarmalından insanlığı kurtarması hayati bir meseledir. Aksi halde her şey için çok geç kalınmış olunacak.

Rabbimizden, kendisine ibadet etmeyi beklerken bu alçakça saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimiz için rahmet (ki onların inşaAllah şehit olduklarınız düşünüyoruz.), geride kalanlarına güzel bir sabır ve yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

Bütün insanların akıl, nesil can, mal ve din emniyetinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisi ile…

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

Paylaş

Yorumlar

0

Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.