metrika yandex

ÜTOPYADAN KÜÇÜREK ÖYKÜLER

Ayten DURMUŞ

07.03.2021

ÜTOPYADAN KÜÇÜREK ÖYKÜLER

SÜRGÜN

- Ne oldu, dedi kadın. Çakır gözlü, iri yarı adam kafasını sallayarak cevap verdi: 

- Tekin Bey’in oğlu vardı ya kaç zamandır iş yerinde sorunları vardı. İyi, düzgün bir genç, epeydir işyerindeki yolsuzluklardan, rüşvetlerden yakınıp duruyordu. 

- Ee?

- İş yerindekilerin hepsi ağız birliği edip en sonunda onu sürdürmüşler.

- Nasıl yani?

SAÇ ÖRGÜSÜ

Babası yoktu, amcasının yanında yaşıyordu. Okuduğu lisede bir öğretmeni, yaklaşan bayram nedeniyle kendisine giyecek alması için ona biraz para verdi. Okuldan çıkınca doğru kuaföre gitti. Sınıfındaki o en havalı, en güzel kız gibi ördürdü saçlarını ve parasını ödedi. Eve gelince amcasıyla yengesine: ‘Sınıfımızda bir kız kuaförde çalışıyormuş, o ördü saçlarımı.’ dedi.

YENİ EŞ

Genç adamın karısı ölmüş, üç küçük çocukla kalmıştı. İşe gidiyor, gözü arkada kalıyordu. Herkes evlenmesi için baskı yapıyor, bir sürü kişiyi öneriyorlardı. Düşündü, taşındı, karısı hayattayken çocuklara bakmak ve ev temizlemek için gelen bir kadın vardı, hâlâ da geliyordu. Eli yüzü düzgün bir kadındı, vaktiyle dul kalmış, bir daha da evlenmemişti. Zaten çocukları, evi, evde ne yapılması gerektiğini biliyordu. Çocuklarının bakımını ve ihtiyaç hissettikleri ilgiyi önceleyerek onunla evliliği düşündü. Kadın, olur dedi bu evliliğe ve evlendiler. 

Birkaç ay çocuklarla ve evle eskisi gibi yakından ilgilendi. Sonra ev ve çocuklarla ilgilenmesi için bir kadın buldu. Yeni bir arkadaş çevresi edindi, tıpkı eski hanımı gibi evde günler yapmaya, günlere gitmeye başladı. Geriye kalan vakitlerinde de tıpkı eski hanımı gibi yardım derneklerinde çalışıyor, özellikle öksüz ve yetim çocuklarla ilgileniyordu. Herkes onun yardımseverliğinin ve merhametinin hayranıydı. Tabii bir de harcadığı paranın…

SUÇLU

Yaşlı adam, gençliğinden beri tanıdığı bir kişiden söz ediyordu. 

-Soysuz itin biri. Yanında yetim kalmış bir kız yeğeni vardı, ona yaklaşmış adi pislik
Onu dinleyen kadın iyice sessizleşti, öfkeyle adama baktı. Onun şımartıp başına çıkardığı oğlu da kendi evinde kendi kızını taciz etmişti. Kızı, yıllar önce gözyaşlarıyla ve utanarak yaşadıklarını kendisine anlatırken ona sormuştu: 

- Neden annene ya da babana söylemedin?

- Onu her ikisi de taparcasına çok severlerdi. Birincisi, böyle bir şeyi ben onlara nasıl söyleyecektim, bunu bilemedim; ikincisi, söylesem inanırlar mıydı; üçüncüsü, diyelim ki inandılar, taptıkları oğullarına ne diyecek ne yapacaklardı ki?  

GÖNÜLLÜ

- Yazmak iyileştirir insanı

- Sen onun için mi yazıyorsun?

- Ben neden yazdığımı hiç düşünmedim. Galiba ben kendimden çok başkaları için yazıyorum ama yazarken kendimi de yazdığım kişiler arasında bir yerlerde buluyorum. Bazen seyirci, bazen önemsiz bir kişi bazen bir yargıç bazen de suçlu olarak…

- Huzura mı ulaşıyorsun yazarken?

- Hayır, gönül sancılarımı paylaşmaya çalışıyorum.

- Mutluluk olsa herkes paylaşır, sancıyı paylaşmaya kim gönüllü olur ki?

- Gönlü olanlar…

SENİ GÖREMİYORUM

Sen geçenlerde, kendince bana gözdağı vermek için bağırdın çağırdın. Kendince güçlü olduğunu sandın. Senden böyle kaba davranışları hiç beklemezdim, ben çok üzüldüm ama asla ağlamadım. Korktuğumu falan sanma, ben korku nedir hiç bilmedim. Ancak şaşkınlıkla sana bakarken gözümden yaş yerine sen düştün. Üstelik o kadar hızlı düşmeye devam ediyorsun ki artık seni göremiyorum.  

ANNE İÇİN MUTLULUK

Kadın yanında on beş, on altı yaşlarında görünen bir erkek çocuğa destek olarak yürüyordu. Çocuk ayaklarını sürüyor, adımlarını zor atıyordu. Kadın onu omuzlanmış gibiydi.

Kadının soluk soluğa çabasını gören biri, çok üzüldü ve bir anne olarak bu kadının ne kadar yıprandığını, ne kadar mutsuz olabileceğini düşündü. 

Anne, yürürken oğlunu daha da bir kavradı. Ona baktı ve gülümsedi. Uzun yıllardır yatağa mahkûm olan oğlu, son birkaç yıldır uygulanan tedaviyle artık yemeğini yiyebiliyor, tuvalete gidebiliyor, işte böyle ara sıra dışarı da çıkabiliyordu. Kadın, tekrar oğluna baktı; onun hafifçe tüylenmeye başlayan yanağından gülümseyerek sevgiyle, mutlulukla öptü.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Selma Adil | 08.03.2021 17:02
Küçüçük öykü deyip geçmemek lazım, bazen bir cümle hatta kelime çok şey anlatır anlayana.