metrika yandex

İNSANLARIN KIYMETİNİ ÖLDÜKLERİNDE ANLAMAK

Feyzullah AKDAĞ

21.06.2021

Zaman zaman bazı sanatçıların “yahu kıymetimizi biz ölünce mi anlayacaksınız!” diyerek serzenişte bulunduğunu duyarız. Tabi bu sitem sadece sanatçılarla sınırlı değil elbette. Birçok farklı alanın uzmanı, yaptığı çalışmaların önemi ile orantılı olarak insanların teveccühünü kazanmak istiyor. Bu gayet doğal bir durumdur. Zira bu fıtratımızda var. “Marifet, iltifata tabidir” sözünün bu yaratılış gerçeğine işaret ettiği ortada. Elbette istisnai olarak insanların teveccühünü düşünmeyen uzmanlar ve düşünürler de var. Ancak onların da iltifat ve teveccüh beklediği makamlar farklı. Son tahlilde herhangi bir insanın yaptığı çalışmalar sonucunda insanlardan olsun ya da insan dışı kaynaklardan olsun bir iltifat ve teveccüh görme isteği gayet meşru bir istektir.

Modern zamanda itibar ve popülaritenin eş anlamlı sanılması arada birçok değerli insanın sesinin duyulmamasına neden oluyor. Takipçi sayısı çok olanın söylediği her sözün doğru olduğu var sayılıyor. Elbette hem muteber olup hem de popüler olan insanlar var ama bu maalesef çok az sayıda. Zira modern dönemin gündemi ve kriterleri başka. Bundan sonraki satırlarımı bu değerli azınlığı kastetmeyerek yazacağım.

Modern sistemin ve modern insanın dikkatini çeken şeyler hız, haz, göze hoş gelme ve hazır lokma. Yani bu dört kümenin kesişimini yakalayanın popüler ve dolayısıyla muteber sayıldığı bir dünyada işinin ehli insanların tanınmamak pahasına da olsa modernizmin bu dört dayatmasına boyun eğmediğini görebiliyoruz. Bu onurlu duruşun elbette insanlara iyi olanı anlatıp kötülükten sakındırma konusunda tartışılacak tarafı da olduğu inkâr edilemez.

Her şeye rağmen insanlara faydalı olabilmek adına yazan, düşünen ve fikir beyan eden insanların öldükten sonra daha fazla konuşulduğunu fikirlerinin daha fazla yayıldığını görüyoruz. Yani insanların ölüsünün dirisinden daha fazla takipçi kazandığı bir sistemden bahsediyoruz. Bu muhtemelen bizim çağa has bir durum değil. Tarihte de bu durumun birçok örneğini görüyoruz. Peki, neden böyle? Cevaba geçmeden önce her zaman vurguladığım bir kaideyi yine vurgulayayım: İnsan ve toplum ile ilgili konuların birkaç değil binlerce sebebi olabilir. Bundan dolayı biz sadece çalıştığımız alan açısından ve ancak yazabildiğimiz kadarını ifade edebiliriz.

Görebildiğim kadarıyla insanların ölülerinin dirilerinden “kıymetli(!)” olmasının üç önemli sebebi var. Birincisi, ölen insan hakkında efsanelerin türetilmesi daha kolaydır. Zira ölen kişinin kendisine atfedilenleri yalanlama imkânı olmadığı için kulaktan kulağa -günümüz tabiriyle twitten twite- dolanan bilgiler kısa süre içinde efsaneye dönüşebiliyor. Bu da o ismi hiç duymayan kişilerde bile bir hayranlığa sebep olabiliyor.

İkinci sebep, insanlar vefat edenleri hep iyi olarak anma eğilimindedirler. Ölenleri iyi anmak gibi güzel bir huyumuz var. Peygamber Efendimizin (sav) “ölülerinizi hayırla yâd ediniz” hadisinden olsa gerek kültürümüzde diğer kültürlere göre ölen kişinin iyiliğini konuşmak daha çok tercih edilir. Bu tutum, “ölünün arkasından konuşmamak” düsturuyla da birleşince karşımıza neredeyse sıfır günah ve hata ile vefat etmiş bir insan çıkar. Hal böyle olunca vefat edeni yaşayan insanlarla kıyasladığımızda tercih vefat eden lehine oluyor genellikle.

Üçüncü ve bence üzerinde durulması gereken en önemli sebep ise insanların “ya hep ya hiç” yaklaşımı. İnsanların hata yapabileceğini ve bunun gayet insani bir durum olduğunu teorik olarak kabul ederiz. Ancak hatasını gördüğümüz bir uzmanı, sanatçıyı, yazarı vs. diğer bütün güzel çalışmalarına rağmen tamamen silme eğilimindeyizdir. Oysa teorik olarak kabul ettiğimiz bu gerçeğe apaçık ters düşmekteyiz.

Hal böyle olunca hala yaşayan bir insanın tek bir düşüncesine dahi katıldığımız takdirde onun ortaya koyduğu ve koyacağı tüm düşünceleri savunmak zorunda olduğumuzu hissediyoruz ya da daha doğru bir tabirle hissettiriliyoruz. Nitekim toplumun bu anlamda baskısı en önemli faktörlerden biri. Örneğin çok sevdiğiniz ve fikirlerini başka insanlara da aktardığınız bir yazarın hatalı bir davranışı ortaya çıktı. Toplum hemen “hani sen bu adama iyi diyordun!” diyerek üzerinize gelir. Teoride her ne kadar “her insan hata yapabilir bu onun tamamen kötü olduğu anlamına gelmez” desek de bireysel olarak da toplumsal olarak da sevdiğimiz insanların yaptığı ve yapacağı tüm davranışlara kefil olmaktan sorumlu tutuluyoruz.

Bu kefil olma durumu insanlar üzerinde baskıya neden olduğu için hayatını henüz tamamlamamış insanlara kefil olmaktan kaçıyoruz. Bu durumun neticesi de hayattayken değil öldükten sonra kıymet bilmek oluyor. Zira ölen insanın bizi mahcup edebileceği yeni şeyler üretmesi artık mümkün değildir.

Oysa bu hatalı bir yaklaşımdır. Yaşayan insanların birçok düşüncesine katılabilir ve hatta savunabiliriz. Ancak bu bizim onlara kefil olduğumuz anlamına gelmez. Kendi nefsine bile kefil olamayan insanoğlundan başkasına kefil olmasını beklemek abesle iştigaldir. Bu anlamda ne kendimizi fedai gibi hissedelim ne de toplum olarak böyle bir baskıda bulunalım. Mutedil yolu tercih etmek her daim kazandırır.

Öte yandan popüler insanların yaptığı tek bir hatadan sonra bile (tabi hatanın mahiyeti elbette önemlidir) nice takipçi “senden hiç beklemezdim” yollu mesajlarla takipten çıkıyor ve artık aleyhinde oluyor. Bu durum biraz da popüler ünlümüzden de kaynaklanıyor aslında. Hız, haz, göze hoş gelme ve hazır lokma düsturlarına riayet edip kusursuzluk profili çizerek popüler/fenomen olan kişi, maalesef ilk hatasında bu tarz tepkilere maruz kalıyor. İnsanlar bir defa onun kusursuzluğuna kefil olmuştur zira. Bu karizmayı çizecek en ufak bir davranış büyünün bozulmasına sebep oluyor. Bundan dolayı her açıdan mükemmellik tablosu çizen insanlara karşı daha dikkatli olmalıyız.

Popüler olmak ile muteber olmak arasındaki farkı fark edelim muteber insanlarda hayal kırıklığı yaşama ihtimalimizin daha düşük olduğunu unutmayalım. Popüler olanı değil muteber olanı arayalım. İnsanların kıymetini onlar hayattayken bilelim. Ama insan olduklarını ve hata yapabileceklerini unutmadan.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Zeynep Taş | 21.06.2021 16:27
Haz ve hız merkezli bir hayatın içinde yaşayan biz insanların profili çok iyi analiz edilmiş. Teşekkür ediyorum... Allah razı olsun...