metrika yandex

EV KADINIDIR AMA İYİ BİRİDİR HATİCE HANIM!

09.10.2020
Mustafa AKMEŞE

yani
kendime söyler / yazarım,
ehlime /bizimkilere işte...
yar, çoluk çocuk, torunlar…
bir de,
benden sonraki zaman / nesiller okusun diye.
çatı arasında unutulan eski bir sandıktan çıkan hazine misali!..

kimbilir...
valla...
vay! ‘dedeme  bak!’ deseler mesela...
adam;
din, allah, resul, kitap,
devlet, cihat, mazlum, zalim,
kahrol düşman…
diye diye ölüp gitmiş.

‘şahid tutmak da ne?’
mi?
müsümanlardan olduğumuzu kazımaktır,
hayata, yola...
şah damarından da yakın olan, bilse de...
yine de,
şahidlendirmek gerek, "mizan'ı" kolay etsin, diye...

öyle demiş öyle yazmıştık yolun başında,

onun için
bazen yazıların içinde bazen konu başlığı ederek tekrar edeceğim
hatırlatacağım, kendimce önem verdiğim konular oldu, olacak.
bizimkilere işte
bir de yolları kesişenlere...

evet,
"fatıma fatıma'dır" deyince
mesala
anne olmayı konuşsak dedik
anne konuşunca elbette ev kadınlığını konuşsak şöyle…

"biz de müslümanız
ama
yaşanan çağda malum canım” diye başlayan
arkasına
dinin kadını köleleştirdiği falan diye ezbere cümleler kuranlar var ya,
ha! o kesim işte bildiniz,
konuşunca, takvim arka yaprağındaki dini bilgisi kadar çapı olmayan kesimlerden bahsediyorum.
bunlar memleketin nüfusuna vursanız  bayağı kalabalık bir yekünü sahipler,

bir de
dindarlığı olup da reel politik olanlar,
yenilenler,
hayata karşı sözü geçmeyenler, yorgun olanlar var. Bunları da eklediniz mi nüfusa
of ki of!

inançları  ve hayata bakışları taban tabana farklı olan bu kesimlere  
dikkat ettiniz mi?
modern zamanlarda bayağı ortak noktaları çoğalıyor,
hayatın pratiğinde öyle yakınlar ki birbirlerine.

ortak noktalarından biri de
anneliği hafife alan bir haller var ya.
yiyici mi diyorlardı!
boş kadın muamelesi işte...

ev kadını olmak ı - ııh!
çapsız mı diyelim, dudak bükülen, küçük görülen işte
özgür olmayan diyorlar
valla
‘koca’ eline bakan işte,
gün boyu 4 duvar arasında  ömür tüketen zavallı kadınlar! çocuk bakımı falan
üretmeyen var ya ha öyle işte!,
“ev kadınıdır ama iyi biridir hatice hanım’’ diye de aşağılanan

bu kesimlere göre çalışıyor olmak için evden dışarıya çıkıyor olmak lazım.
para kazanmak yani...
çalışmak,
mesai işte,
gün doğmadan yollara düşmek tıkış tıkış toplu taşıma araçlarında
kanter içinde erkek kadın nefeslerin nefeslere karışması diyorum anla artık be dost,

sonra
müdürden, patrondan
fırça korkusuyla geçen saatler, bir de üzerine çağın rahatsızlığı “stres"
aynı günün akşamı eve dönüşte  benzer seremoniyi yaşamak…
o ara
bi çocuk olmuşsa eğer kazara!, kreş veya bakıcıya bırakılıp
ellerin "ocağında"  büyütülen kuzuları eklenir...
başkasının çocuğuna bakmayı "çalışmak" olarak değer verirler,
ama
kendi çocuğuna bakmayı boş beleş iş diye bakılan ne acayip hallerden bahsediyorum.

sahi ben kime ne anlatıyorum ki;
yaşayan sanki benim,
"çalışmayı"
ev dışında mesai tüketen olarak anlayan  kadınlar
sanki bunları bilmiyor mu?

ah!
çocuklar var ya çocuklar…
onları yetiştiren dünyanın en kutsal işini yapan anneler
elleri öpülesiler ah ki ah!

sabahtan öğleye kadar adeta topa vurmaktan, sek sek oynamaktan yorgun düşünce
"ana be' dizine yatmak istiyorum" diyerek başını  
dizlerine koyarak öğle vakti dünyanın en mutlu çocuğu olmak var ya,
uykular  bölünmesin evladının diye dizlerini çürüten, anam ah!,
hani elleri saçlarının arasında dolaşırken
bir de ninni fısıldar ya kulağına
"kuzum" diyerek sevgisini adeta akıtır ya kalbden kalbe…
hani gözünü açtığında "ana be’ acıktım dediğinde"
sarı mustafamm şimdi  
elindeki iş adına ne varsa hemen terk edip yedirecek bir şeyler önüme koyan
anam ah!
'yollarda rızık arayanın' olmadığı gecelerde
korkutulan bir rüya sonrası
dünyanın en mutlu ve güvenli yeri olan anne kucağına sığınmak
anamm ah!
gün boyu;
oğul şu yemeği al komşuya yetiş, oğul şu yoğurt ekmeği al yarısını da arkadaşınla paylaş
oğul namaz geçiyor,
oğul hadi kalk ilk orucun kınalım, sabret akşama az kaldı,
gel dersine çalış
oğul, mustafam cüzünü unutma
koş camiye geç kaldın
mustafamm
anne.
ann…

allah'ın ayetleri okunan
ilahi, marş, şarkılar, ninniler sinmiş  
bir de anne merhameti kuşatır ya! duvarlarını…
çocukların gün boyu anneye doyduğu evlerden bahsediyorum.
birileri de
ev kadınlığı yapılan evleri
sırf bunun için kadına zindan olmuş evler diyorlar ya!

tamam,
ama diyorsunuz…

anladım;
insanlığın yarısı kadındır. öyle olunca
elbette çalışma hayatında kadın olacak. sayısız haklı ve mecburi sebepler var.
 
benim dikkat çektiğim
inanç ve görüş farklılığı olduğu halde her kesimin
istisnası adeta kalmadı
kadınlar ve kızlar  meslek sahibi olacak ve sonra
dışarda mesaili çalışacak
“elinde altın bir bilezik olacak’’ anlayışında olması ne acayip bir şey...
çünkü
“ev kadınlığı’’ horlanan zavallı hale getirilmiştir.

“ev kadınlığı’’ ne ebeveynlerin  ne de kızların dünyasın da
onurlu, izzetli bir yere sahip değil.
bu kabul edilemez. kesinlikle.
öldürülen ev kadınlığı değil,
anlayın
allah aşkına !
yok edilen annelik…

anladınız siz…

ey yolcu

cenneti annelerin ayakları altına seren
islam
kadını aşağılamadı.

çocuklar kreşlerde,
okullarda, bakıcıların ellerinde yetişmez.
bu “annelik’’ değildir.

aziz olan;
cennet kadınların ayağı altına değil
anaların ayağı altına serildi, diyor.

her çocuk doğuran kadın
anne değildir.

annelik
doğumdan sonra
çocukla anne arasındaki
yıllarca süren ve,
gün boyu
göz temasının dahi
hayati derecede önemli olduğu
eşsiz ilişkiler ağıdır.
işte biz ona
annelik
diyoruz

ah bir bilseniz…

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Şakir TAŞAL

09.10.2020

Selam ve duâ ile, sağlıcakla abim...