metrika yandex

Elmas Sömürge Türkiye Duruşmaları – 2

01.06.2020
Mehmet Yavuz AY

Elmas Sömürge Türkiye Duruşmaları – 2

Meclis-i Mebusan’ın feshini müteakip, vaziyetin fenalaştığı görülünce, İstanbul’da, Ocak ve Şubat 1919’da doğu vilayetlerine yönelik iki cemiyet kurulur. Biri “Vilâyat-ı Şarkiyye Müdafaa-i  Hukuk Cemiyeti” diğeri de “Kürt Teali Cemiyeti”dir. Karabekir Paşa’nın ifadesiyle, “Her iki cemiyet de doğu vilâyetlerinin  Ermenistan olacağı endişesiyle teşekkül etmişti. Birincisi doğu vilâyetlerinin  Türk camiasından ayrılmamasını, ikincisi ise bu fikri imkânsız addile herhangi bir şekilde bir Kürdistan teşkilini hedef almış bulunuyordu”(c.1, s. 50-51). Vilâyat-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden bir heyet, Kürt Teali Cemiyeti’ne giderek, birlikte doğuyu kurtarmaya çalışacaklarını söylüyorlar. Bunların mesaisi akim bırakılacaktır. ( s.51, dipnot : 1)

Erzurum Onbeşinci Kolordu Kumandanlığı’na atanan Kâzım Karabekir Paşa, 12 Nisan 1919’da Gülcemal Vapuru’ndadır. Akşam sularında İstanbul rıhtımından hareket eden vapur, Kızkulesi ile Selimiye arasında demirler. İtilâf memurları arama ve kontrol yapacaklardır. İzin belgesi olmadan seyahat etmek yasaktır. Büyük sıkıntılarla, vesikalarını onaylatmak isteyenler, İngiliz, Fransız üniformalı yerli Rum ve Ermeni askerlerinin hakaretlerini sineye çeker, rüşvet verirler.

Karabekir Paşa, 17 Nisan 1919’da Samsun’a varır. Samsun  İngilizlerin işgali altındadır. Şehirde bir Hint Bölüğü, limanda bir İngiliz torpido muhribi vardır. Rumlar, çeteler halinde Müslüman ahaliye korku salmaktadır. M. Kemal Paşa ve maiyyeti de muhtemelen İngiliz, Fransız askerlerinin evrak kontrolünden sonra İngiliz işgali altındaki Samsun’a gelmiştir.

30 Nisan’da Trabzon’dan hareket eden Karabekir Paşa, 3 Mayıs’ta Erzurum’a gelir. M. Kemal Paşa, Samsun’dan Havza’ya daha sonra Amasya’ya geçmiştir.17 Haziran 1919’da Amasya’dan Kazım Karabekir Paşa’ya şifreli mesaj gelir.

Şifre :                                                                                                                                               

                                                                                                                                                        Amasya

                                                                                                                                                   17.06.1335

                                    15. Kolordu Kumandanı Kâzım Paşa Hazretleri’ne,

1. Diyarbekir’deki Kürd kulübü İngilizlerin teşvikiyle İngilizlerin himayesinde bir Kürdistan teşkili gayesini takip ettiği anlaşıldığından kapattırılmıştır. Azâları hakkında takibat-ı kanuniye yaptırılıyor. Kürdistan’ın maruf beylerinden aldığım müteaddit telgraflarla dağıtılan bu Kürd kulübünün hiçbir Kürdü temsil etmediği, birkaç serserinin netice-i teşebbüsatı bulunduğu ve vatan ve milletin tamamen müstakil ve hür yaşaması uğrunda her fedakârlığa ve bu babda emirlerimize âmâde bulundukları bildirilmektedir.

2. (…) Hükümet-i merkeziyenin âdeta esir bir vaziyette olması payitahtın kuvvetli bir işgal-i askerî altında bulunması hasebiyle mukadderat-ı milletin yine millet ordusiyle zarurî kıldığı zâtı alilerince müsellemdir. Bu sebeble ben Kürdleri ve hatta bir öz kardeş olarak tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu cihana Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim”. (…) Hürmetle gözlerinizden öperim.

                                                                                                                                  3. Ordu Müfettişi 

                                                                                                                                    Mustafa Kemal

Karabekir Paşa, 22 Haziran1919’da Harbiye Nâzırı Şevket Turgut Paşa’dan bir şifreli mesaj alır. Üçüncü Ordu Müfettişliği Vekâleti’ne tayini kararlaştırılmıştır. Kolorduya kimin tayininin uygun olacağı da sorulmaktadır. Cevabi mesajında; M. Kemal Paşa’nın Müfettişlikten ayrılmamasını, kendisinin de Kolordu Kumandanlığında bırakılmasını arz ve teklif eder. (c.1, s. 92) Şevket Turgut Paşa, 1339 (1923) İstanbul görüşmesinde atama olayını şöyle izah eder: “Senin Erzurum Kongresinde Millî Birlik ve Millî Mukavemet hazırladığını biliyordum. Kemal Paşa’nın seni istirkabla (rakip görerek) işi bozacağına ve şahsını esas tutarak “benden sonra tufan” düsturile çalışacağına yalnız ben değil, Fevzi Paşa da iman ettiğimizden, Kemal Paşa’yı da İngilizler istediğinden, seni Müfettişliğe getirmeyi düşündük(c.1, s.92, dipnot:1).

24 Haziran’da Posta Telgraf Müdürü Refik Halit telgrafhânelere ilân ederek: M. Kemal Paşa posta ve telgraf işlerine karıştığı için azlolunmuştur. Telgraflarını kabul etmeyiniz… Bu gelişme üzerine, 2 Temmuz’da Sivas Üçüncü Kolordu Kumandanı Miralay Refet Bey’den M. Kemal Paşa’ya şifreli mesaj gelir. İkinci maddede şunlar yer alır:

Zata mahsus ve aceledir                                                                                                Sivas, 1.7.1335                                                                                                                            

                                                       15. Kolordu Kumandanlığı’na,

M. Kemal Paşa Hazretleri’ne; 

Bilhassa telgrafhanelere vâki olan tebliğ üzerine hemen karar ittihazını zarurî görüyorum. Oranın vaziyeti başka türlü harekete müsait değil ise en muvafık çare artık işi sürdürmeyerek ve bu son vak’a sebebi  büyük bir teessür göstererek istifa etmektir. Aynı zamanda askerlikten istifâ  etmek suretiyle İstanbul’a celbinize sebeb bırakmamak imkânı belki temin olunabilir.

                                                                                                                            3. Kolordu Kumandanı

                                                                                                                                        Refet

3 Temmuz 1335 (1919)’de M. Kemal Paşa ve Rauf Bey Erzurum’a gelirler. Kemal Paşa, padişah yaveri kordonu ve altın imtiyaz madalyasını takmış ve neşesizdir. Refet Bey’den gelen mesajı okuduktan sonra üzüntüsünü gizleyemez hâle gelir. Kâzım Karabekir Paşa : “Müfettişlikten, hattâ askerlikten çekilmenize hiç teessür duymadan, karar verebilirsiniz. Size mukaddesatım namına söz veriyorum. Size Müfettiş olduğunuzdan daha ziyâde hürmetkâr bulunurum. Sizi millete tanıtmak ve halkın ve ordunun hürmetini üzerinizden ayırmamak vazifemdir.” diyerek Kemal Paşa’yı rahatlatır…(c.1, s.102)

8 Temmuz !919 akşamı Karabekir Paşa, M. Kemal Paşa’nın yanına gider. Yine mabeyn ile muhabere edilmektedir. Başkâtip Fuat Bey, M. Kemal Paşa’ya vazifesine son verildiğini bildirir. O anları, “Artık askerlikten istifa ile münasebetsiz bir vaziyete düşmemesi lâzımdı. Bunu kabul ile askerlikten de istifa ettiğini  yazdı.” şeklinde aktaran Karabekir Paşa, hazırol vaziyette selâmla : “Bundan sonra dahi ne emirleriniz varsa, yapmayı bir şeref bilirim.” dediğini ifade eder. (c.1, s.108)

8 Temmuz 1919’da, Ali Fuat Paşa’nın bildirdiği İstanbul’dan gelen ayrıntılı bilgiler içinde, Yunan ve İtalyan gemilerinin gittiği, yalnız İngiliz harp gemilerinin kaldığı haberi de vardır. Cumhuriyet ilân edildikten yıllarca sonra, İngiliz harp gemileri İstanbul’dan ayrılacaktır…

10 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’nin toplanması kararlaştırılır. M. Kemal Paşa ve Rauf Bey’in de Erzurum delegesi olarak kongreye alınması, önemli tartışmalara sebep olur. Karabekir Paşa, o anları şöyle anlatıyor: “M. Kemal Paşa aleyhine müthiş propagandalar oluyordu. M. Kemal Paşa azlolunmasına ve kendisinin de askerlikten istifasına rağmen, ne üniformasını ve ne de padişah kordonunu çıkarıp atamıyordu.”  

Kongre üyelerinin itiraz, kuşku ve korkularını dinleyen Karabekir Paşa, “M. Kemal Paşa kongreye yalnız delege değil, başkan dahi yapılmalıdır” diyerek meseleyi çözer.

Karabekir Paşa, kongrede olanları şöyle dile getiriyor: “Kongreye M. Kemal Paşa başkan seçiliyor. Riyaset kürsüsüne mirliva üniforması ve padişah kordoniyle çıkması, münasebetsiz bir muameleye kendilerini maruz bırakıyor. Gümüşhane delegesi Zeki Bey, başkanlık kürsüsündeki Kemal Paşa’ya hitapla: “ Paşa, evvelâ arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkarın da, sonra başkanlığa başlayın. Tahakkümden korkuyoruz” diyor. Kemal Paşa, tabiî pek müşkül bir vaziyette kalıyor; o akşam üniformayı atmaya mecbur oldu”.

Kongre’nin başladığı gün, Halid Bey’den aldığı şifre, Karabekir Paşa’yı epey üzer. Mesaj, İstanbul’dan hareket eden Erzurum valisi Mithat Bey’in iadesi ve ikâmete mecbur edilmesi emrinin uygulanmasına ilişkindir. Anılarında Karabekir Paşa şunları not etmiş: “Bir valinin geri verilmesi veya oturmaya memur edilmesine M. Kemal Paşa’nın yapayalnız karar vermesine hayret ettim . Fakat asıl, emrimdeki bir fırka kumandanına, haberim olmadan böyle bir emir vermesine canım sıkıldı. M. Kemal Paşa Erzurum’a geldiklerinde Bayburt’taki Halid Bey’le görüşmeyi rica etmişti. Çağırdım, 10 Temmuz’da geldi, iki gün kaldı, görüştülerdi. Halid Bey, bana samimi ve itaatlidir. Fakat komitece gizli çalışmaya, bir kademe üstleriyle habersiz işler yapmaya da tabiatı manidir. Kemal Paşa’nın kendisine neler tebliğ ettiğini bana söylemişti. Kemal Paşa, Halid Bey’e diyor ki: “Sen de, ben de menkûbuz (düşkünüz). İstanbul hükümeti bizi istiyor. Günün birinde Karabekir bizi tahtelhıfz (muhafızlı)  İstanbul’a gönderebilir. İkimizin istikbali aynı düşünmeye ve aynı çalışmaya bizi mecbur ediyor. Karabekir’e itimad etme! Şu şifreyi al, icabında doğuda vaziyete hâkim olmanı temin et. İcabında talimatı ve işleri sana yazarım”. (…) Henüz kongrede bir esas kararlaştırmadan, İstanbul hükümetinin valilerine karşı bir teşebbüsün uygun ve bilhassa haberim olmadan olmayacağına Kemal Paşa da hak verdi. Fakat maatteessüf birkaç gün sonra daha vahim bir haber aldım: Harput valisi Ali Galib’i öldürmek için M. Kemal Paşa, Halid Bey’in tavsiye ettiği Ebülhindli Cafer’i birkaç arkadaşıyla Erzurum’dan, Harput’a yola çıkarıyor. Ben, tesadüfen bunu haber alır- almaz geri dönmeleri için emir verdim.(…) Bir valiyi öldürtmek kararını tek başına veren Kemal Paşa’ya karşı ne vaziyet almalı idim? Bir daha bana haber vermeden, bilhassa sorumlu olduğum bölgede, hiçbir şey yapmayacağına söz almakla samimiyetimi sarsmadım. Fakat maatteessüf sözünde durmadı. (c.1, s.119)

Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, 2 Cilt, Emre Yayınları, 1993, İstanbul

 

01.06.2020, Kardelen/Ankara 

Mehmet Yavuz AY 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Hidayet ÇELİK

02.06.2020

O dönem birçoğumuzun yeterli bilgi sahibi olmadığı bir dönem. Özellikle Kazım Karabekir Paşa nın anıları o dönem için oldukça aydınlatıcı bilgi ile yüklü. Fakat, bu mücadele içinde bulunan tüm kadronun vatansever olduğuna inanmak gerektiğini, hiçbirinin özel çıkarı aklına bile getirmediğini, birbirleri ile zaman zaman yaşadıkları çatışmaların ülkenin kurtarılmasını yönelik nihai amaca ulaşma yönündeki farklı düşüncelere dayalı yöntem farklılıklarına dayandığını düşünüyorum. Konu ile ilgili yazılarınızın devamının geleceğini düşünüyorum. Teşekkür ediyorum
Ömer Sahin

01.06.2020

Teşekkürler
Hüseyin Aksakal

01.06.2020

Teşekkürler