
2011 yılında İstanbul'da kabul edildiği için İstanbul sözleşmesi adını alan, 2012'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde farklı siyasi partilerden milletvekilinin oyu ile ( iktidar muhalefet) tam 10 yıl yürürlükte kaldı ve nihayetinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye sözleşmeden çekildiğini ilan etti.
Yürürlüğe girdiği 2012'den bu yana devamlı üzerinde tartışmalar yapılan, sözleşmeye bağlı olarak çıkarılan 6284 sayılı kadının tek taraflı beyanı ile evden uzaklaştırma uygulamaları, kadının veya kız çocuğunun tek taraflı beyanı ile Öğretmenlerin, komşuların tacizci suçlamalarına maruz bırakıldığı, Adaleti ve toplum vicdanını ortadan kaldıran uygulamalar Canlar yakmaya ne yazık ki devam ediyor.
Madem kadına sığınma evi açarak onu koruma altına alan devlet uygulamaları ne yazık ki kadının beyanı ile evden uzaklaştırdığı ve toplumun yarısını oluşturan erkeği ona barınma evini imkan sunmayarak sokakta bırakmış, sonunda aile içi şiddet ve boşanmaların hızla artmasına sebep olmuş, bunun travmasını yaşayan gençler, evlilikten uzaklaşmaya, Nikahsız birliktelikler yaşamaya, çocuk sahibi olmamaya başlamışlar, Cumhurbaşkanının nikah merasimlerinde 3 çocuk tavsiyesi boşa çıkararak hiç çocuk seviyesine inmiştir.
İstanbul Sözleşmesi'nin yurtta kaldığı 10 yıl boyunca, eşcinsellik lgbt, kadın cinayetleri, homoseksüellik, erken yaşta cinsel birliktelikler ve buna bağlı sapkınlıklar hızla artarak ülkemiz ve insanımız için büyük bir tehlike arz etmeye başlamıştır.
Her ne hikmetse sözleşmeye oy veren iktidar milletvekillerinin de, ne için oy verdiğimizi binmedik pişmanım dediği sözleşmeyi, iktidar Partisi'nin Kadın Kolları ve iktidara yakın kadın Vakfı canını dişine takarak savunmuş, dokundurtmamıştır.
Kendini iktidara taşıyan sivil toplum kurumlarını, gazetecileri, kanaat önderlerini karşılarına alıp hatta daha ileriye giderek, 81 ilde il başkanlarını da yanlarına alarak tabanı ile dövüşüyor, mahkemeleşiyor yorumlarına muhatap olmayı göze aldığı İstanbul sözleşmesi savunması, Cumhurbaşkanının bir kararnamesi ile geçersiz hale geldi.
İnsan sormadan edemiyor? Madem gerekli değildi olmasa da olurdu bir kararname ile ortadan kaldırıldı, kendi tabanı ile uzun süre cedelleşmenin mahkemeleşmenin, gönül kırmanın, bunca yıl kazanılmış dostlukları yoksaymanın anlamı neydi.
Sonuçta kim kazandı; Kadem mi, İktidar partisi Kadın Kollarımı, yıpratılan taban, gazeteci ve kanaat önderleri ile sivil toplum temsilcilerimi? toplumun mahşeri vicdanımı?
Allah aklımıza mukayyet olmayı nasip etsin. Bizi nefsimizle Şeytanla baş başa bırakmasın. Doğru yerde adaletle duranlardan eylesin, yakınlarımızdaki basitretsizlerin telkinlerinden uzak kılsın. Adaletle hükmeden hüküm sahiplerinden eylesin
Selam ve dua ile
CEVAT ÖZKAYA VEFAT ETTİ
16.10.2026
Yolsuzluklar Ve Beka Sorunu | Ayhan Bilgen
21.10.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Ümmetin Çocukları Husiler / Mehmet TAŞDÖĞEN
10.10.2026
Çocuk Ölü Yatırım (!) ÖMER FARUK ALTUNTAŞ 20.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
Kintsugi Ruhsal Yenilenme AHMET GÜRBÜZ 12.10.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026
fesleğen gibi bir dindarlık MUSTAFA AKMEŞE 08.10.2026