metrika yandex
  • $19.03
  • 20.81
  • GA0

TARİHSELCİLİK TARTIŞMALARI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN AFOROZ

Yusuf YAVUZYILMAZ

23.01.2023

 

İslam düşünce tarihinde ana akımın dışında düşünce akımları hep olagelmiştir. İslam düşüncesi tarihinde yer alan bu akımlardan biri de "Dehriyun"( Materyalistler) ekolüdür. Dehriler Yunan düşünürü Demokritos'un atomculuğunu savunuyor, zamanın ve maddenin ezeli olduğunu kabul ediyorlardı. Doğal olarak yaratıcının olmadığını, maddenin yaratılmadığını ve ezeli olduğunu savunuyorlardı. Dehri düşüncenin bilinen en büyük temsilcisi, dehri olup olmadığı üzerinde tartışmalar olsa da,  İbn Ravendi’dir. Öte yandan Tabiatçılar diye bilinen felsefe akımının önde gelen düşünürlerinden biri olan Ebu Bekir Zekeriya Razi’de deist bir din anlayışına sahipti.

Düşünürler arasında tartışmalar olsa da, birbirini kabullenme günümüzdeki ortamdan çok daha üst düzeydeydi. Kuşkusuz mezhep ve kelam ekolleri arasındaki rekabetten ortaya çıkan olumsuz durumlar da olmuştur. Olumsuz durumlardan ders çıkarmak yerine tekfiri günümüze taşımanın sakıncalarını, tekfir yaklaşımının verimli müzakerenin ve fikir üretmenin önünü tıkadığını, bazı alimlerin düşünceleri yüzünden haksız yere cezalandırıldıkları gerçeğini unutmamak gerekir.

İslam Rönesansının yaşandığı 8 ve 15. yüzyıllar arasının, düşünce çeşitliliği ve özgürlüğü açısından bugünden daha iyi olduğunu söylemek mümkündür sanıyorum. Nitekim İslam düşüncesi söz konusu dönemde dünyanın en önde gelen düşünce havzası olmuştur.

Entelektüel düşünceye entelektüel cevap vermek gerekir. Düşünce üretiminin önündeki en büyük engel olan tekfir terörizminin önüne geçmek gerekir. Nihayetinde sizin dininiz size benim dinim banadır. Din seçme özgürlüğü olan insanın kelamı ve felsefi yorum hakkı da vardır kuşkusuz.

Dinin bir yorumu üzerinden üretilen fanatizm, düşünen insanlar için ülkeyi yaşanmaz hale getiriyor. Yorum içine insani olanın müdahil olduğu bir düşünce faaliyetidir. Bu durumda yorum hataya açık, tarihsel, mutlak olmayan bir sonuçtur. Yorumu mutlaklaştırmak fanatizmi doğuran en büyük etkendir. Çünkü fanatizm, farklı düşünceleri meşru değil, ortadan kaldırılacak bir düşman olarak görür. Entelektüel dünyayı fanatizmin teslim alması, kuşku yok ki, düşünce üretiminin durması demektir.

Sırf kendi dini anlayışlarına uygun düşünmüyor diye, Mustafa Öztürk, İlhami Güler, Mustafa İslamoğlu, Ömer Özsoy, Fazlur Rahman, Hasan Hanefi, Cabiri, Mahmut Muhammed Taha gibi isimleri tekfir etmek tarihteki Harici mantığın günümüzdeki versiyonudur. Mustafa Öztürk ve tarihselci anlayış, İslam tarihinde hiç söylenmemiş, yeni bir şey söylemiyor. Bundan çok daha ileri düşünceler İslam tarihinde ileri sürülmüştür.

Mustafa Öztürk'ün kişiliği, dili ve yaklaşım biçimi sorunlu, iddialarından bir kısmı da yanlış olabilir. Bu iddiaların cevabı da, bilimsel verilerle verilmeli.

Mustafa Öztürk ve tarihselciliği savunanların getirilen eleştirileri kriminalize etme gayreti de gözden kaçmıyor. Düşüncenin bu kadar değersizleştirildiği bir ortamda yeni bir söz söylemek imkansızlaşıyor. Yeni bir söz söylemenin imkansızlaştığı bir ortamda yapılacak olan şerh ve haşiyelerle eski söylemleri tekrarlamaktır.

Böylece İslam düşüncesi açısından çok verimli olabilecek bir tartışma kanalı tekfir silahı devreye sokularak bitiriliyor. Konu hakkında hiçbir birikimi olmayanlar bile tarafını seçiyor ve karşı tarafı tekfir faaliyetine katılıyor. Gazali’nin dediği gibi bir konuyu bilmeden eleştirmek körün kuyuya taş atmasına benzer.

Öncelikle tarihselcilik iyi analiz edilmeli. Tarihselcilik içinde Fazlur Rahman ve Abdulkerim Süruş ( Son hali bir hayli tartışmalı olsa da) örneğinde olduğu gibi İslam düşüncesine katkı yapacak düşünceler de var.

Mustafa Öztürk'ün ileri sürdüğü bazı görüşler ile geleneksel tarihselcilerden ayrılıyor. Geleneksel tarihselciler vahyin yorumunu tartışırken, Mustafa Öztürk vahyin mahiyetine yöneliyor ve onu tartışma konusu yapıyor.

Fazlur Rahman vahyin gelişini farklı açıklasa da vahyin Allah'a ait olduğundan asla kuşku duymaz. Zaten tarihselcilerden İlhami Güler de bu konuda Mustafa Öztürk'e katılmadığını söylemişti.

Mustafa Öztürk'e cevap verilecek ama her yeni ve farklı düşünce tekfir baltasıyla yok edilmeyecek. Böylece verimli bir tartışmanın kapıları ardına kadar açılacaktır.

İslam'ın tarihsel Hıristiyanlıktan en büyük farkı aforoz ve engizisyonun olmamasıdır. Bu zihniyetten uzak durmak, onu yaygınlaştırıp kurumsallaştırmamak gerekir. Aforoz ve engizisyonun kurumsallaşması düşüncenin ölümüdür.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar