metrika yandex

ERMENİ TEHCİRİ

Yusuf YAVUZYILMAZ

27.04.2021

Her ülkenin tarihinde yaşadığı trajik olaylar vardır. 1915 yılında yaşanan Ermeni Tehciri de sebebi ne olursa olsun ardında hazin hikayeler bırakmıştır.

Kuşkusuz tarihi olaylar öç almak ve düşmanlığı kışkırtmak amacıyla değil ibret almak amacıyla anılırlar. Ancak konuya muhatap taraflar arasında olayı kışkırtmak ve bu olay üzerine sosyal kimlik inşa etmek isteyen milliyetçilerin varlığı da ortadadır. İlhami Güler’in haklı olarak vurguladığı gibi “Milliyetçilik, aile hakimiyeti ve hemşehrilik duygusuna benzer şekilde, ait olunan toplumu koruma ve ona hizmet etmek olarak masum ve ahlaki bir tutumdur. Ancak siyasi bir ideoloji haline getirilince, bir tür bencillik/ırkçılık, kibir ve saldırganlıktır. Sonuçları ötekileştirme, düşmanlık yaratma ve savaştır”(1) Bu yüzden tarihi ve toplumsal konuları ele alırken siyasal milliyetçiliğin yaklaşımından uzak durmak gerekir.

İttihat ve Terakki ile içinde yuvalanan Türk milliyetçiliği, benzer şekilde Ermeniler arasında ortaya çıkan Ermeni milliyetçiliğini temel alan çeteciliğin karşılaşması trajik sonu hazırlamıştır. Taşnak ve HInçak gibi Ermeni milliyetçiliğine yaslanan terör örgütlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yürüttüğü katliamlar ve buna verilen cevap 1915 trajedisini doğurmuştur.

Elbette yaşanan olaylarda Türkler, Kürtler ve Ermeniler büyük acılar çekmiştir. Olayları sadece bir kesim üzerine yığıp, diğer kesimleri tümden aklamaya çalışmak adil bir yaklaşım değildir.

Öte yandan, 1915 Tehciri sırasında Ermeni ailelerin yaşadığı dramı da görmezden gelmek büyük bir hatadır. Olay ne "hiçbir şey olmamıştır" yaklaşımı ne de Batı ve Ermeni lobisinin iddia ettiği gibi "soykırımdır." Ermeni Tehciri insanların belleğinde derin izler bırakan büyük bir trajedi idi.

Diğer yandan tıpkı Ermeni komitacıları olan Taşnak ve Hınçak milliyetçileri gibi, İttihat ve Terakki'nin Türkçü ve milliyetçi siyaseti de olayın oluşumunda etkilidir.

Olayı etkileyen bir diğer önemli faktör de İmparatorluk sonrası ulus inşa etme politikalarıyla da ilgilidir. Çünkü ulus devletlerde hakim unsurun dışındaki büyük etnik topluluklar daima sorun olmuştur.

Ermeni Tehciri sırasında çekilen acıları görmezden gelmek de, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu topraklarındaki Ermeni çetelerinin katliamlarını görmezden gelmek de sorunludur.

HDP ve Batı'nın soykırım iddiası da tarihsel bir olayı aydınlatmaktan çok, içinde bulundukları siyasal pozisyon ile ilgilidir. Onlar Türkiye ve Türkleri ne kadar aşağılayıp zor durumda bırakırlar ise kendilerine alan açılacağına inanıyorlar.

Olayı Türk, Kürt ve Ermeni milliyetçilerinin duygusal anlatımları dışına taşıyarak okumak gerekir.

1915 olayları etrafında süren tartışma, olayları bilimsel bir temele oturtmak amacıyla değil, büyük ölçüde bugünkü siyasal pozisyonlara meşrutiyet kazandırma amacı gütmektedir.

Her yıl 24 Nisan dolayısıyla anılan olayla ilgili verilen demeçler sağduyulu idi. Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan olayı istismar isteyenlere karşı son derece sağduyulu bir açıklama yaptı: "Halkımızın acısının ve ecdadımızın kutsal anısının bazı ülkelerce gündelik politik amaçlara alet edildiğini görmek bizi üzmektedir. 10 yıllardır bu konunun, parlamentoların gündemine taşınmasının yarattığı gerginlikler, iki halkın yakınlaşmasına hizmet etmemektedir, tersine hasmane duyguları kışkırtarak barışmanın gecikmesine yol açmaktadır. Öncelikle dostluk ve samimiyet köprüleri kurulmalıdır. Ancak böyle bir ortamda tarihi olayların değerlendirilmesi çok daha yapıcı ve tatminkar olacaktır. Üçüncü taraf ülkelerin işte bu yönde teşvik edici bir katkı sunması arzulanmaktadır."

Benzer şekilde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan'a gönderdiği mesaj da son derece sağduyuludur: "Türkler ile Ermenilerin yüzyıllarca süren ve insanlığa örnek olan birlikte yaşama kültürünün unutulmasına izin veremeyiz. Bu tartışmaların üçüncü taraflarca siyasallaştırılarak ülkemize yönelik müdahale aracı haline getirilmesinin kimseye bir faydası olmamıştır. Bu tartışmaların üçüncü taraflarca siyasallaştırılarak ülkemize yönelik müdahale aracı haline getirilmesinin kimseye bir faydası olmamıştır. Bizi bir arada tutan ne çıkardır ne de hesaptır. Aynı ülkeye, aynı değerlere, aynı yüksek ideallere olan samimi bağlılığımızdır"

1915 olaylarını istismar isteyen taraflara inat, olayları toplumsal cepheleşmeyi artıracak şekilde yorumlamak kimseye bir fayda sağlamaz. Olaylardan bir Ermeni ve Türk karşıtlığı üretmek sağlıklı bir tutum değildir.

Aslına bakılırsa insanların yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sebebi ne olursa olsun sürgün edilmeleri acı vericidir. Unutulmamalıdır ki son yüzyılda Türkler de büyük sürgünlere tabi tutulmuştur. Bu sürgünlerin en büyükleri ise Rusya’da yaşanmıştır. Bundan dolayı Ermenileri en iyi anlaması ve empati kurması gereken Türklerdir.
 

İlhami Güler, Din ve Otorite, Ankara Okulu Yayınları, s: 90

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ayla Güneş | 28.04.2021 16:32
Ermeni sevicilere kızgınım. Sayın yazar sonuç cümleniz şu: Aslına bakılırsa insanların yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sebebi ne olursa olsun sürgün edilmeleri acı vericidir. SEBEBİ NE OLURSA OLSUN, denilmiş. Acaba bu sürülenlerin ellerine silah geçirdikleri anda binlerce yıldır kendilerine insan muamelesi yapan komşularına, tanıdıklarına, çevre köy ve kasabalara saldırıp Müslüman olan Türkleri ve Kürtleri katletmeleri ACI VERMEYEN BİR ŞEY MİDİR? Niçin bu yalakalık... Biz içten bir ihanete uğradık, Ermeniler katliam yaptılar ve ceza olarak 'tehcir' verildi. Bu işlenen suça göre hafif bir cezadır, bunu onlar da biliyordur elbette. Eğer bir soykırım yapılacak olsaydı bunu devlet güçlü iken yapar lafı kapatırdı. Fakat İslam müntesiplerine bunu yasaklar. Ermenilerse kabından ekmek yedikleri kişileri Rus, İngiliz silahlarıyla katletmekte bir sakınca görmeyen hainlerdir. Bu yazdıklarımın hangisini kim bilmiyor. Lütfen, tamam geçmiş için kimseden nefret etmeyelim ama geçmişi çarpıtmanın da bir gereği yok. Unutmanın hele hiç gereği yok. Çakalın nesli çakal, aslanın nesli aslandır. Biz onların eliyle içeriden bir vurulduk yenisine gerek yok, değil mi? Çünkü onlar hiç değişmediklerini Karabağ'da ispatladılar. Demek katliam yapacaklar ve yerlerinden bile edilmeyecekler, öyle mi? Bu durumda doğuda sağ kalabilen Müslümanlar en yakınlarının katilleriyle yüz yüze yaşayacaklardı, öyle mi? Sizin bu romantik yorumunuz bugün bile mümkün değildir. Bilmem ki hiç mi düşünmüyorsunuz? Lütfen aAkledin, akledin, akledin, fikredin ve doğruyu görün... Doğrunun yüzü, gözümüzü aydın kılar.