metrika yandex

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EĞİTİMİNİ HANGİ DİLLE YAPMAKTAYIZ?

Ayten DURMUŞ

07.07.2021

Dünyadaki her ülke, eğitim-öğretim sürecinde kendi toplumunun kültür aktarımını yapmaya çalışır. Bu aktarım, ‘din, dil, edebiyat, tarih, müzik, spor’ başta olmak üzere her alanı kapsar. Bu bağlamda Türkçe ve Türk Dili-Edebiyatı eğitim-öğretimini ele almak istiyorum.

Türkçe Eğitim-Öğretimde Kavram Sorunu:

Eğitim-öğretimi yapılan her bilim dalı için öncelikle gerekli olan o bilim dalının kavramlarıdır. Çünkü bilim ancak anlamları belirlenmiş veya bilinen kavramlar üzerine yapılabilir. Bu nedenle dilin kavramlar açısından zenginliği ve güçlülüğü son derece önemlidir. Başka dillerden ödünç alınan kavramlarla yapılan çalışmalar, alanın başkasına ait olduğunu her durumda ortaya koyar. Çünkü böyle kavramların kullanıldığı süreçte ilgili kişiler, sürekli o kavramların köklerini, o yabancı dildeki anlamlarını açıklamak zorundadırlar. Oysa bilim, kavram öğretimi değil, kavramların bilinmesinden sonraki süreçtir. İşte bu yanlış nedeniyle eğitim-öğretim çalışmalarımız bilim değil, bilimsel sürecin bir önceki dönemi olmak zorunda kalıyor.

BİR ANI: Kendisi iki yıllık yüksekokul mezunu olduğu halde, dört yıllık bir fakültede öğretmen olarak çalışan bir edebiyat hocam, kendisine öyle okutulduğu için, bilim adına bize, ‘ad durum eklerini: akuzatif, datif, lokatif, ablatif’ şeklinde kullanmayı zorunlu tutuyordu. Oysa bu ekler, ilkokulda ‘adların; yalın, i, e, de, den durumu’ olarak öğretilir. Lisede ise bu eklerin sözcüğe yüklediği anlam öncelenerek; ‘adların yalın, belirtme, yönelme, bulunma, ayrılma durumları’ olarak öğretilir. Türkiye’de Türkçe eğitim vererek Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni yetiştiren bir fakültede, bu sözcüklerin Fransızcasını öğretmenin anlamsızlığı ortadadır. Fransızlar,  İngilizler, Araplar ya da Farslar eğitim-öğretim yaparken Türkçe kavramlar mı kullanıyorlar acaba?

Ele alınan konuyu, günümüzdeki Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi üzerinden örneklemek ve sonra bir soru sormak istiyorum. Buraya alacağım kavramları, liseler için hazırlanmış edebiyat kitaplarından aldım ki verilen örneklere: ‘Hayır canım bu kadar da değildir!’ denilmesin.

Yabancı kavramlara örnekler: ‘Epik, lirik, satirik, didaktik, alegorik, monolog, diyalog, tirat, dram, trajedi, komedi, absürt tiyatro, aliterasyon, absürt, adapte, adaptasyon, biyografi, otobiyografi, final, konferans, kongre, metot, misyon, oryantasyon, organizasyon, sansür, seminer, sosyal, sosyalist, sosyolog, sömestr, ünite, ütopya, vizyon, kronolojik… // ‘Tecahül-i ârif, kinaye, teşbih (temsil-i teşbih, teşbih-i beliğ) mecaz, mecaz-ı mürsel,  ta’riz, ta’lil, hüsn-i ta’lil, teşhis, intak, mübalağa, istiare (açık istiare, kapalı istiare, temsili istiare), tenasüp, tevriye, tezat, leff ü neşr, telmih, tekrir, nida, istifham, rücu’, terdid, irsal-i mesel, cinas; kâfiye, redif, vezin, seci, zarf, sıfat, nesne, zamir, edat, fiil, fail, fasıl, tebliğ…

Burada sorumu sormak istiyorum: Biz Türk Dili ve Edebiyatı dersini, Fransızca mı, Arapça mı yoksa Türkçe mi işliyoruz? Buna bir karar verilirse durum daha anlaşılır olur.

Yazının sonunda tüm bu kavramların Türkçedeki güzel-anlamlı-yeterli karşılıklarını verdim(*). Orada da görülebileceği gibi, Türkçede bu kadar güzel karşılıkları varken yabancı sözcük ve kavramları kullanmanın gereği nedir? Şaşırılacak kadar anlamsız bir biçimde, bu sözcüklerin kullanıldığı yerlerden bazılarında, yabancısı yazılıp Türkçe olanı parantez içinde verilebiliyor. Oysa doğrusu, sözcük ve kavramların Türkçesinin verilip eğer gerekiyorsa yabancı karşılıklarının parantez içinde verilmesidir.

Soruyu başka biçimlerde yeniden soralım: Hangi dilin kavramlarını kullanarak eğitim-öğretim yapmalıyız? Dünyanın neresinde, Milli Eğitim eliyle, kavramlarının büyük kısmını yabancı dillerden alarak kültür aktarımının lokomotifi olan dil ve edebiyat eğitimi yapılmaktadır?

İşin doğrusu burada ele alınan bu durum, ülkemizdeki tüm bilimsel alanlarda yaşanmakta olan bir sorundur. Bunun en büyük nedeni de eğitimini yabancı dillerde veya çoğu kavramların yabancı olduğu bir süreçte alan kişilerin hazırladığı ders kitaplarıdır. Çünkü bu kitapların hazırlayıcılarının bir kısmı, yabancı dillerde ne kadar çok sözcük kullanırsa kendini o kadar bilgili sanma gibi zor iyileşen bir hastalığa yakalanmışlardır. Yapılması gereken, sağlam bir dil kullanımı ve dil bilinci için tüm eğitim-öğretim sürecinde kullanılan ders kitapları ve sınavları başta olmak üzere her nedenle kullanılan tüm kavramların Türkçelerinin kullanılmasıdır. Bireysel ve toplumsal ilişkiler sürecinde de alışkanlık gereği kullanılan yabancı sözcüklerin yerine -varsa- Türkçelerini kullanmaya çabalamalıyız. Bu konuya, devletin en tepesi başta olmak üzere toplumun tüm kesimi özen göstermelidir.

Acaba ülkemizde buna bir engel olan bir durum mu var?

--

(*)Yukarıda örnek verdiğim yabancı sözcüklerin Türkçe karşılıkları:

Epik: kahramanlık; satirik: eleştirel; didaktik: öğretici; alegorik: imgesel; monolog: konuşma; diyalog: karşılıklı konuşma: tirat: söylev; dram: oyun; trajedi: gerilim; komedi: güldürü; absürt tiyatro: saçma oyun; aliterasyon: ses yinelemesi; asonans: ünsüz yinelenmesi; absürt: saçma; adapte: uymak, adaptasyon: uyum; biyografi: geçmiş; otobiyografi: özgeçmiş; final: son; konferans: konuşma; kongre: kurultay; metot: yöntem; misyon: görev; oryantasyon: alıştırma; organizasyon: düzenleme; sansür: sıkı denetim; seminer: toplu çalışma; sosyal: toplumsal; sosyalist: toplumcu; sosyolog: toplum bilimci, sömestr: yarıyıl, ünite: birim; ütopya: olmayan ülke; vizyon: ileri görüş; kronolojik: zaman sıralı… // Tecahül-i arif: bilmezden gelme; kinaye: uzak anlam; teşbih: benzetme; mecaz: başka anlam; mecaz-ı mürsel: ad aktarması; ta’riz: iğneleme; ta’lil: ilgi kurma; hüsn-i talil: güzel neden; teşhis: kişileştirme; intak: konuşturma; mübalağa: abartma; istiare: eğretileme; tenasüp: uyum; tevriye: çift gerçek anlamlı; tezat: karşıt anlamlı sözcükler; leff ü neşr: toplama yayma, telmih: çağrışım; telmih: anımsatma; tekrir: yineleme; nida: seslenme; istifham: soru sorma; rücu’: cayma; terdid: beklenmezlik; irsal-i mesel: atasözü; cinas: sözü farklı anlamda kullanma; kafiye: uyak; redif: ek uyak; vezin: ölçü; seci: iç uyak; zarf: belirteç; sıfat; niteleme sözcükleri; nesne:(özne dışındaki) varlık zamir: adıl, edat: ilgeç; fasıl: bölüm; tebliğ: bildiri…

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
GulHan demir | 08.07.2021 01:33
Kaleminize sağlık. Acil ele alınması gereken bir konu..