metrika yandex

Tarlada Çalışan Kim?

06.07.2020
Muhsin GANİOĞLU

Güneş en yüksek noktasına varmak üzere. Havanın o gün çok sıcak olacağı belli. Bir gölge yer arıyorum. Eve gitsem de klimayı açıp bir serinlesem diyorum ama bu mümkün değil.  Tarlada benimle beraber başka çalışanlar da var. Çalışanların başında da Şanlıurfalı Halil Çavuş.  Kafasında Yöreye mahsus puşusuyla, güneşten kararmış adeta meşin gibi olmuş teniyle, yılların çilesini de ortaya koyuyor.  Halil Çavuş toprağı çapalamaya devam ediyor ben de onunla konuşmaya.  

Nasılsın? Ne yapıyorsun? İşler nasıl?  Nerede kalıyorsunuz ? Dedim.  Cevabı bir dokun bir ah işit cinsinden oldu.   

Beyim dedi. Her yıl küçük-büyük, yaşlı-genç, oğlan-kız demeden 45-50 bin insan çıkar Şanlıurfa’dan Anadolu’nun her yanına, tarlalarda çalışmak, çapa yapmak, ot yolmak, dikim yapmak için. Kimi pancar tarlasında çalışır, kimi fındık toplar kimi de domates fidesi diker. Şubat ayında gelmeye başlarız buralara ve neredeyse 6 ay bezden çadırlarda  yaşarız. Aslında gerçek evimiz çadırlardır. Açık alanda olduğundan geceler bazen kış gecesi gibi olur, insanın soğuktan içi titrer, hastalıklar da cabası. İçme suyumuz ve elektrik bile kısıtlıdır buralarda. Tuvalet ve duş  imkanlarını da varın siz düşünün. Yaşım 50 nin üzerinde ve ben doğduğumdan beri geliriz buralara, ahval da hep aynıdır.    

Köylerde insan kalmayınca bize ihtiyaç daha da arttı. Ancak  hayat şartlarımızda hiçbir düzelme olmadı. İki göz bir oda eve o kadar çok ihtiyaç var ki. Ama beklenti nafile. Yıllardan beri bekliyoruz düzelen bir şey yok diye ekledi nihayet hüzünlü bir ses tonuyla Halil Çavuş. 

Yaşadıkları çadırları ben de gidip yakından gördüm. Yıl 2020, aylardan Haziran, yer Eskişehir ili Çifteler İlçesi Çandır mahallesinde Şanlıurfa’dan gelen tarım işçilerinin kaldığı bir çadırkent. Eski püskü çadırlarda çamur içinde, çoluk çocuk, yalın ayak, sıcak soğuk demeden yaşanılan,  tuvaleti olmayan  yaşama mekanlarını gördüm. Bu tür mekanları Polatlı’da ve Eskişehir’in tarım yapılan birçok  ilçesindeki mahallelerde önceden de görmüştüm. 

Gerçekten insanlığımdan utandım. Neden Tarım Bakanlığı; iki oda ve bir sofası, banyosu, fosseptik çukuru ve tuvaleti, suyu olan insanların ayağının çamurdan kurtulduğu bir mekan yapıp, tahsis etmez  bu insanlara, diye hayıflandım içimden. Buralarda yaşayan çocuklar eğitim alabiliyor mu? İçimden geçirdim. Çok mu zor bugünki devlet imkanlarıyla bu şekilde evler tasarlamak ve inşa etmek? Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü nelere yetmedi? Dünyanın en fazla göçmen kabul eden ülkesi olan Türkiye,  bu insanlara yaşayacak mekanlar sunmadı mı? Hem de hiçbir bedel almadan.   

Bugün Ülkemiz tarımının en büyük meselesi tarımda çalışacak insan meselesidir. Artık nüfusumuzun %92 si şehirlerde yaşıyor ve bununla birlikte köylerde veya kırsalda yaşayan insanların bir çoğu da çalışma gücünü kaybetmiş yaşlı insanlardan oluşmaktadır. Bir yandan ölçeği kaybetmiş tarım alanları diğer yandan da artık o alanları ekip biçecek insan da kalmayınca, gerçekten tarım sektörünü zor günler beklemektedir. 

Özellikle Covit-19 salgınında toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şeyin sağlıkla beraber gıda sektörü olduğu biz kez daha görüldü. Bu itibarla tarımı  ve bunun için de tarım çalışanlarını ayakta tutmaya mecburuz. Tarımda en alt katmanda çalışan insanları bu sektörde tutamazsak, ekmeğe muhtaç hale gelmek işten bile değildir. Herkesin şehirlerde yaşamasının karın doyurmayacağı bir döneme doğru hızla gidiyoruz. Hangi iletişim imkanına veya teknolojiye ulaşırsan ulaş, gıda yoksa hepsi bir anlamda boş.  

İhtiyaç olduğu halde üretim yapabilecek yaştaki insanlar gönüllü olarak köye veya kırsala gitmiyorsa yanlış giden bir şeyler var demektir. İster insani isterse işin gereği olan zorunluluklar sebebiyle olsun müteşebbisinden çiftçisine ve işçisine kadar tarım sektörü çalışanlarına sahip çıkılması gerekir.  Öyle yapalım ki onların hakkı başkalarına geçmesin.  

Önerim şudur:Tarım sektöründe göçer işçi olarak çalışanların ve/veya kendi arazisini ekip biçen insanların sigortaları, tarımsal destekler kapsamında devlet tarafından yapılmalıdır. Bir diğeri de mülkiyeti Hazine’ye veya Tarım Bakanlığı’na ait olacak şekilde tarım alanlarının yakınlarında, insanların yaşamalarına uygun basit ama kalıcı evler inşa edilmelidir. Bu evlerin bakım onarım ve tahsisleri ziraat odalarınca rahatlıkla yapılabilir. Buralarda yaşayan insanların sağlık takipleri de Sağlık Bakanlığı tarafından itina ile yapılmalı,  eğitim hizmetleri de kesinlikle aksamamalıdır. 

Ayrıca köylerde ve doğrudan tarımsal faaliyetlerin yapıldığı ilçelerde hayat kalitesini yükseltecek eğitim, sağlık, konut vb  altyapılara daha çok önem verilmeli ve üreten insanların daha fazla refah elde etmesi sağlanmalıdır.  

Çünkü tarlada çalışan insan.

Ne demişler insanı yaşat ki devlet yaşasın

Muhsin Ganioğlu

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
İsmail Ünal

09.07.2020

Muhsin hocam, kalemine sağlık mazlumların sesi olmuşsun.
Osman selvi

09.07.2020

Biri bu yazıyı tarım bakanına ulaştırmalı
Osman Yurt

07.07.2020

Muhsin Ganioğlu üstadın, tecrübeleri ile birlikte, gorulmeyenleri gören tarzının sürekliliğini umuyoruz.