metrika yandex

İyileri Kaybediyoruz Dr. Ramazan Şallah'ın Ardından!

Süleyman ARSLANTAŞ

08.06.2020

İYİLERİ KAYBEDİYORUZ

DR. RAMAZAN ŞALLAH’IN ARDINDAN

İyileri kaybediyoruz, acaba gelenler onların yerini doldurabilirler mi? Elbette bu sorunun cevabını en iyi bilen Allah’tır. Lakin bir beşer olarak geriye dönüp baktığımızda genel olarak iyiler gidiyor, gelenler onları aratıyor. Hani meşhur atasözünde ifade edildiği gibi; “gelen gideni aratır.” Doğrusu 1958’de Gazze’de doğan Ramazan Şallah kardeşimiz, 1995’de yine kendisi gibi Gazze doğumlu olan ve Malta’da şehit edilen Dr. Fethi Şikaki’nin ardından İslami Cihat’ın sorumluluğunu üstlenmişti. Zira o tarihlerde Amerika’da Filorida’da ekonomi doktoru olarak öğretim görevliliği yapmaktaydı. Şikaki’nin şehadeti ardından geldiği İslami Cihad sorumluluğunu hakkıyla yerine getirmeye çalışmıştı. Şimdi Şallah gitti. Allah rahmet etsin. Bakalım Filistin mücadelesinin ilkeli savunucu gücü olan İslami Cihad’ın şu an başında bulunan Ziyad en-Nahle onsuz İslami Cihad’ı yönetebilecek mi?

İzninizle İhvan ve Takiyuddin Nebhani münasebetlerinden hareketle el-Fetih ve İslami Cihad farklılıklarına dikkat çekmek istiyorum.

Şehid Seyyid Kutub Amerika dönüşü çok kısa bir süre İhvan birlikteliğini ciddi bir şekilde sorgulayarak İslami mücadelede bir sonuca varmıştı. Kutub, İslami mücadelenin iki önemli metodundan hareketle kendisine bir yol çizmişti. Zira ona göre İhvan’ın İslami mücadelede temel stratejisi ISLAHATÇI bir yöntem iken, Kutub, İNKILAPÇI yöntemi tercih etmişti. Kutub’a göre, eğer bir ülkede, bir arz parçasında eksik de olsa İslam ile hükmediliyorsa orada tercih edilecek olan yol ISLAHATÇILIKTIR. Yani sana ait olan bir sistemin aksaklıklarını gidermek için ıslahatçı bir yöntemi uygulayabilirsiniz. İslami olmayan bir sistemin geçerli olduğu ülke ya da arz parçasında velev ki yöneticiler Müslüman dahi olsalar orada ISLAHATÇI bir yöntemin tercihi İslami olmayan bir sistemin ihyasından başka bir sonuç doğurmaz. Bu nedenledir ki, İslami olmayan sistemlerle yönetilen ülkelerde tercih edilecek yol-yöntem İnkılabi yöntemdir. Bu nedenledir ki Seyyid Kutub Mısır devriminin hemen başlarında tıpkı Abdulkadir Udeh ve arkadaşları gibi İhvan’la arasına mesafe koymuştu. Zaten idam edilmesinin de gerekçesi İhvan’a yakınlığından değil, İhvan’a rağmen inkılapçı olmasındandır. Bu konuda şehidin İslami Etütler ile Yoldaki İşaretler isimli eserleri geniş bilgiler ihtiva etmektedir. 

Tıpkı Seyyid Kutub gibi Takiyuddin Nebhani de İslam’ın yeniden hükmedici konuma gelmesi için İslam dışı hükümlerle hükmedilen ülkelerde ISLAHATÇILIĞI değil, İNKILAPÇILIĞI öne çıkarmış bir alim bir kimliktir. Seyyid Kutub’dan farkı gerek öğrencilerinden İhvan kökenli Abdülaziz Hayat’ın anlattıkları ve gerekse Ezher’de Nebhani ile birlikte okuyan Şeyh Abdülaziz el-Bedri’nin ki kendisi Irak yönetimi tarafından şehid edilmiştir. Onların anlattıklarına göre Nebhani’nin İhvan’la organik bir ilişkisi olmamıştır. Yani Seyyid Kutub gibiTakiyuddin Nebhani’nin de temel çizgisi inkılabi bir çizgidir. Bu çizgisine de Resulullah (as)nın başladığı yerden başlamıştır. İşte değişmez çizgi tüm Peygamberlerin tebliğ ve irşad faaliyetlerinde gördüğümüz toplumların kavramlarını değiştirerek işe başlama çizgisidir. Zira Nebhani’ye göre toplumlar, insan, hayat ve kainat hakkında sahip oldukları kavramlara göre hareket ederler. O nedenledir ki, eğer bir topulmun davranışlarını beğenmiyorsanız; “şu helal bu haram” demeden önce onların kavramlarını değiştirmekle işe başlamalısınız.

Nebhani’nin 1953’te İslami mücadele için başlattığı ve adını Hizbuttahrir olarak belirlediği mücadelesinin iki temel amacı vardı. Birincisi ilga edilen Hilafetin yeniden ihyası, ikincisi de başta Kudüs olmak üzere Mescid-i Aksa ve diğer mukaddeslerimizin İsrail tarafından işgaline karşı olmak. Bu işgalin sonlanması için bilinçli bir mücadelenin ortaya konması elzem idi. İşin bu noktasında Şehid Fethi Şikaki ve 6 Haziran 2020’de Hakka yürüyen Dr. Ramazan Şallah’ın çizgileri örtüşüyor. Şöyle ki; sözde Yahudi işgalinden Kudüs’ü ve Filistin’i kurtarmak için kurulan El Fetih ve onların mücadele çizgisini reddeden Şikaki ve arkadaşları İsrail yönetimi ve onlara destek veren Arap yönetimleri ile uzlaşarak mücadeleyi sürdürmek isteyenlerle yollarını ayırmışlardı. Zaten Seyyid Kutub 1964’de Mısır zindanında iken FUK’un (Filistin Ulusal konseyi) kuruluşu kendisine haber verildiğinde; “Filistin tabutuna çakılan son çivi” demişti.

Fethi Şikaki ve Ramazan Şallah Filistin için bir mücadele birimi olarak oluşturdukları “İslami Cihad” hareketini uzlaşmasız, takiyyesiz bir şekilde sürdürmek istiyorlardı. Bu nedenle de İran İslam Devrimi’nin (11 Şubat 1979) ardından 1 Kasım 1981’de İslami Cihad Örgütü’nü kurdular. Örgüt fıkhen sünni bir çizgiyi takip ederken, siyaseten İran modeli bir çizgiyi takip etmişti. Tıpkı Trablusşam’da Şeyh Said Şaban’ın kurduğu “İslami Tevhid Hareketi” gibi. Zira merhum Şeyh Said Şaban’a 1987’de Tahran’da sorduğum bir soruya cevaben; fıkhen sünni bir çizgide olduklarını, siyaseten İran modelinin tercih ettiklerini söylemişti. Tabi ki gerek Dr. Şikaki ve arkadaşları ve gerekse Şeyh Said Şaban ve arkadaşları ki burada Sayda merkezli “İslami Alimler Topluluğu” liderliğini de yapan Mahir Hammud’u da anmadan geçemeyeceğim. Zira benzer bir soruyu da ona sormuştum: “Siz Şia mısınız?” diye. O da: “Hayır! Ben fıkhen ehli sünnet çizgisinde Hanefi mezhebine mensub bir kardeşinizim. Ancak siyasi tercihler mezhebi tercihler gibi olmaz. Görüşlerine katılmamış olsanız da, mezhebi tercihleriniz farklı da olsa başta bulunan halife ya da imamın masiyet olmadıkça siyasi tercihlerine tabi olmanız gerekir”.

Özetle dünden bugüne iyileri yolcu ediyoruz. Onlar Hakk’a yürümeye devam ediyorlar.  Onların inkılapçı çizgileri iz bırakıyor bırakmasına ama, onlardan sonra gelenler neredeyse o izleri kaybetmeye çalışıyorlar. Keza bu durum istisnalar olmakla beraber dün de böyleydi bugün de böyle. Hz. Hüseyin’in, Ebu Hanife’nin, İbni Teymiyye’nin, İmam Humeyni’nin inkılapçı izleri metotları bugün takip edilebiliniyor mu? Ben şahsen buna evet diyemiyorum. Bugün de çağımızın istisnai nümune şahsiyetlerinin göçlerinin ardından acaba yerlerine gelenler onların bıraktıkları çizgiyi devam ettirebilecekler mi? Sorusu ister-istemez hatırımıza geliyor. Yakın bir geçmişte ebedi aleme yolcu ettiklerimizden Şeyh Hüseyin Fadlallah, Şeyh Abdullah Azzam, Şey Abdülaziz el-Bedri, Ebu Cihad, Dr. Şikaki ve Dr. Şallah. Evet Allah cümlesine rahmet etsin. Dileriz bu ilkeli şahsiyetlerin başlattıkları kutlu oluşumlar onların yerlerini dolduranlar tarafından meyveye dönüşsün..

8 Haziran 2020  

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Genç Müslüman | 09.06.2020 22:04
Hocam güzel yazıyorsunuz Allah razı olsun. Ancak onların yerlerine gelecek inkılâpçı Müslümanları da siz yetiştirin de, biz de sizi rahmet anacağımız günler olsun. Kaleminize kuvvet.