metrika yandex

6 OCAK AMERİKA’NIN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLER?

10.01.2021
Süleyman ARSLANTAŞ

Trump, Amerikan Başkanı olduktan sonra, İsrail başta olmak üzere Ortadoğu’ya bir gezi planlamıştı. Gezi programı dâhilinde İsrail’e de gidecekti. Bu nedenle gezi öncesi İsrail’deki ziyaret güzergâhlarının ve ziyaret yerlerinin teftiş ve tespiti için Amerikalı ve İsrailli görevliler Kudüs’te ilgili çalışmaları yaparken, sıra ağlama duvarına geldiğinde heyette bulunan bir İsrailli görevli Ağlama duvarı ziyaretinin Netenyahu ile birlikte gerçekleşeceğini söyleyince, Amerikalı görevli buna itiraz eder ve der ki; ‘’Hayır! Başkan, burayı yalnız ziyaret edecek zira burası Filistinlilerin.’’

Hatırlarsanız 2016 Kasım seçimlerinde Yahudi lobileri, Siyonistler, neo-conlar neredeyse tüm yumurtalarını Hillary Clinton’nın sepetine koymuşlardı. Hatta Trump’ın damadı Kushner bile neredeyse  8 Kasım akşamına kadar Clinton’a destek verdi. Ne var ki Clinton, Trump’tan daha fazla oy almasına rağmen Amerikan seçim sisteminin azizliğine uğrayarak seçimleri kaybetti ve Trump Başkan oldu. Sonuçların belli olmasının hemen ardından yukarıda ifade ettiğim odaklar Trump’ı kuşatmaya başladılar, Trump bunu farketti. Özellikle Trump-Rusya münasebetleri merkeze alınarak Demokratlar ABD temsilciler meclisindeki çoğunluklarını da dikkate alarak daha ilk aylardan itibaren Trump’a yönelik azil sürecini başlattılar. Neticede Trump azledilmese de, ABD’deki çeşitli odaklar dört yıl boyunca neredeyse Trump’a huzur vermediler. Oysa Trump, bilhassa Yahudi lobilerinin, neo-conların tüm isteklerini yerine getirdi. Zaten damat Kushner ,Yahudi lobileri temsilcisi gibi, keza, Mike Pence’de neoconların başkanları gibi dört yıl boyunca Trump’a istediklerini yaptırdılar. Elbette Trump sütten çıkmış ak kaşık değildi. Ne var ki kendince Amerika’nın içerisinde bulunduğu birçok soruna çareler aramasının yanında, başta Ortadoğu olmak üzere dış politikada ciddi adımlar atmayı da denedi. Suriye-Irak, Türkiye konusunda farklı adımlar da  atmaya çalıştı . Irak, Suriye ve Afganistan’dan askerlerini çekme girişimi de bu cümledendir. Ne var ki derin güçler buna imkân vermediler. Bilmem hatırlar mısınız Coronavirüs konusunu değerlendirirken bir cümle sarf etti: ‘’Amerikan derin devleti müsaade etmiyor ki ilaç firmalarının ürettikleri Coronavirüs ilaçları piyasaya sürülsün…’’

Trump’ın özellikle kendi coğrafyamıza ilişkin birkaç adımından bahsetmek gerekirse öncelikle 1 Mayıs 2017’de Türkiye’nin de önemli katkıları ile ortaya konulan ‘’Hamas Siyaset Belgesi yani, El-Fetih ile Hamas arasındaki ihtilafların sona erdirilmesini hedefleyen bir belge idi, İsrail ve yandaşları bundan rahatsız olduklar. İsrail ile yakınlaşmaya mesafeli duran, İsrail’e rağmen Türkiye ile olan ilşkilerini üst düzeyde ve sıcak tutmaya özen gösteren Katar’a karşı, başta BAE olmak üzere Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve İsrail’in baskı ve tehditleri nedeniyle Trump, 5 Haziran 2017’de 13 maddeden oluşan ve bu maddeler arasında Türkiye’nin Katar’da bulunan askeri üssünün de kapatılmasını içeren  ambargo kararını almak mecburiyetinde kaldı.

Türkiye hemen aynı gün bu kararı tanımadığını ilan etti. Ardından İran’da bu karara uymayacağını duyurdu. Hatta Dışişleri Bakanı Zarif bizzat Türkiye’ye gelerek İran’ın ilgili ambargoya katılmama kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bildirdi. Pakistan’ın o dönem Başbakanı olan Navaz Şerif’te aynı gün ambargoyu tanımayacağını ilan etti. Sonuçta 350 milyonluk bir blok oluştu. Trump, adeta kendisini ambargoya zorlayan odaklara ‘’Ben görevimi yaptım, ama karşıma 350 milyonluk bir blok çıktı ‘’ dercesine Katar’la 12 milyon dolarlık silah satış anlaşması yaptı ve adeta Katar’a uygulanmak istenen ambargo kararını unuttu. Ne var ki Yahudi lobileri ve yandaşları unutmadı.

Yine bahsi geçen odakların teşviki ile Kuzey Irak’ta 25 Eylül 2017’de referandum yapıldı. Zira referandum özerk bir Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nden ziyade bağımsızlık istemine evrilmişti. Türkiye bu referandumu tanımadı. Referandum, neredeyse Mesut Barzani ve yandaşlarının da siyaseten sonunu getirdi. Trump yine sıkıştırılmaya başlandı. 6 Aralık 2017’de Amerika’nın Tel-Aviv’deki Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması kararını aldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Aralık’ta İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla halkı Müslüman olan 49 ülke temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirerek Doğu Kudüs’ü Filistin’in ebedi başkenti ilan etti. Trump’ın İran ile varılan P5+1 Anlaşmasından çekilmesi de, aşırı İran karşıtlığı görüntüsü de kendi kararı olmaktan çok, kendisine ilka edilen kararlar cümlesindendir ya da böyle okunabilir. Yine hatırlanacağı üzere Yahudi - Siyonist damat Kushner’in koordinesinde Filistin’e dayatılan “Yüzyılın Anlaşması” tasarısının da  Trump’a rağmen olduğu düşünülebilinir. Trump, başkanlık koltuğuna oturduktan hemen sonra kuşatılmışlığının farkına vardı ama yapacak da bir şeyi yoktu.

Trump, belki de seçim yenilgisini bekliyordu. Lakin 75 milyon seçmenin oyunu alması onda olağanüstü ve fakat sanal bir güven oluşturdu. Bu güvenle olup-bitenleri okumaktan çok, başkanlığı bırakmamanın hesabına koyuldu. Ve tabi bu arada yeterince siyasi zekâ ve basiretinin olmadığını da sergilemiş oldu. Oysa devletin çeşitli birimleri bu seçimi, Trump’a kaybettireceklerinin sinyalini vermişlerdi. Zira beki de Amerikan tarihinde kendi istediği bürokrat ve bakanlarla çalışma izni verilmeyen tek başkan oldu. Trump birazcık kafasını kaldırsa ve Amerika’nın sosyal, etnik, dini, mezhebi, ekonomik yapısına baksaydı belki de bu hallere düşmezdi. Amerikan nüfusunun %2.5’ine tekabül eden Yahudi nüfus, ekonominin, medyanın, eğitim kurumlarının neredeyse %28-30’unu kontrol etmekte. Mesele sadece İsrail’in ya da Netenyahu’nun isteklerine evet demekle bitmediğini fark etmedi ya da fark ettirilmedi. Yönetimden sorumlu olduğu ve 50 eyaletten oluşan Amerikan nüfusunun ana gövdesini oluşturan Hispanikler, Avrupa kökenli Hristiyanlar, Asya kökenliler vs. bunlar yönetimde yeterince dikkate alınmadılar. Trump, neoconlar ve Yahudi lobilerinin etki ve baskıları sonucu yeterince inanmadığı icraatlara evet  demek mecburiyetinde kaldı. Bununla beraberTrump’ın şahsi hataları yoktur demiyorum. Zira Trump sıra dışı bir kimlik ve hatta akademik eğitimlerde “NARSİZM” örnekliği olarak ders konusu yapılacak bir kimlik!

Budan sonra ne olur?

Evet, bu soru önemli.

Zira son olaylarla Amerikan kulesinde çentik değil, yarık oluşmuştur. Biden bunu ne kadar kapatmaya çalışsa da bu yarık biraz zor kapanır.

Diyelim ki Trump seçmeninin üçte biri Trump’a desteğini sürdürdü, yani 25 milyon. Amerika’yı tanıyanlar bilirler ki, Amerikan halkı, seçmeni genelde apolitiktir. Lakin iş menfaate, çıkara gelince politik bir kimlik sergiler. Dikkat edilirse Kongre Sarayı’nı basan Trump yanlıları tamamen politik bir kimlik sergiledi. Bu durumda Trump’la ya da Trump’sız yeni ve farklı bir muhalefet kitlesi ortaya çıktı. Trump, yandaşlarını evlerine  gitmeye çağırırken bile ‘’hayal kırıklığınızı anlıyorum, bu iş burada bitmedi’’, kabilenden aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi. Sanırım bu nedenledir ki başta Biden başta olmak üzere senato çoğunluk lideri MC Channell, eski savunma Bakanı Mattis, eski ABD Başkanı Bush ve daha birçokları 6 Ocak günü Kongre Sarayı’na karşı yapılanları terör saldırısı olarak nitelendirdiler. Öyleyse bu teröristlerin arkasındaki Trump’da otomatikman terörist başı oluyor.

Hal bu ise bu kavga burada bitmez.Unutulmamalıdır ki görünenin aksine Amerikan toplumu ekonomik, etnik din ve mezhep açısından kırılgan bir toplumdur. Amerika’nın ilk Katolik başkanı Kenedy’di, 46 yaşında bir suikast sonucu öldürüldü. Biden, ikinci Katolik başkan, bakalım bunun akibeti nasıl olacak? Amerikan nüfusunun %65’i Hristiyandır. Bunların da %43’ü Protestan, %20'si ise Katolik.

Sonuç olarak 6 Ocak olaylarına ister terör eylemi, ister darbe, ister kalkışma ne derseniz deyiniz. Bugün değilse de yarın Amerika parçalanırsa şaşmayın Müslüman olan Amerikalı emekli bir hariciyecinin 25 yıl önce söyledikleri halen kulaklarımda:‘’Amerika sosyal devlet olgusunu ve yine çeşitli etnik yapıları hoşgörü ile karşılama melekesini yitirirse hiç şüpheniz olmasın Amerika parçalanır.’’ demişti.

Evet, küfür devam etse de zulüm devam etmez.

İlahi Adalet er ya da geç Amerika içinde tecelli edecektir.

10/01/2021

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ömür Çelikdönmez | 16.01.2021 01:18
Üstad çok önemli bir analiz olmuş. Kaleminize sağlık