metrika yandex

27 MAYIS’IN HATIRLATTIKLARI

28.05.2020
Süleyman ARSLANTAŞ

27 Mayıs 1960, günlerden Cuma. Çorbamı içtim, kitapları defteri koltuğumun altına aldım, Maraş Ortaokulu’nun yolunu tuttum. İlk dersimiz Almanca, hocamız Kel Naci. Ders başladı, ama hocada bir gariplik var. Benim Almancam iyi olmasına rağmen, sene başından itibaren hocayla yıldızımız bir türlü barışmadı. Buna rağmen hoca; “şayet hazırlanırsanız sizlere bir şans daha tanıyacağım” dedi. Ben de şans tanınacaklar arasında olduğum için dersime çalıştım. Fakat hoca bizlere şans tanımadı ve dersi; “çocuklar bugün örfi idare ilan olundu, herkes defterini, kitabını toplasın doğruca evlerine gitsin” dedi ve bizleri yolladı. Tabi ki ben de o yıl tek dersten ikmale kaldım.

Eve geldim, çıkmaz sokakta  bulunan evimizden radyo sesi geliyordu. Sokakta radyosu olan tek ev bizimdi.  Keza tek CHP’li ev de bizim evdi. Açık olan radyoda sürekli marşlar çalınıyor, arada bir Türkeş’in gür sesiyle ihtilal duyurusu yapılıyordu. İhtilalcilerin bildirileri okunuyor, bizler de CHP’li babanın çocukları olarak sevinçle radyoyu dinliyoruz. Bu arada çıkmaz sokaktaki evimizin önü de neredeyse her gün adeta kadınlar kahvesi gibi mahallenin kadınlarının dedikodu merkezi halinde olurdu. Allah rahmet etsin duvar komşumuz, çocukluk arkadaşım Mehmet Bilal de çok şakacı, espri yüklü birisiydi. O gün nereden bulduysa büyükçe bir karton bulmuş ve üzerine; “örfi idare dolayısıyla kadınlar kahvesi kapatılmıştır!” yazılı kartonu caddeden de görülebilecek şekilde duvara astı.

Günlerden Cuma dedik ya! Zaten evimiz Nakib Camiine yakın. Ezan okunuyor ve bizler Cuma’ya gitmek istiyoruz. Lakin askerler caddede devriye geziyor ve bize camiye gitmeye izin vermiyorlar. Eh! Her ne kadar CHP’li bir ailenin çocuğu olsam da Cuma’yı kaçırmamaya dikkat ediyordum. Nitekim askerleri ikna ettik ve Cuma Namazına gittik. Tabi bizim Cuma Namazı mücadelemiz mahalledeki diğer sakinlere de örnek oldu. Ve bizler Hakkı Hocanın arkasında Cuma namazımızı eda ettik.

Aslında 27 Mayıs ihtilalinin ayak seslerini 12 Şubat’ta Maraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü törenlerinde görmüştük. Yıldönümü törenleri için Maraş’a gelen dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e karşı resmi geçit töreni esnasında Maraş Kurtuluş Savaşına katılan çeteleri temsilen iştirak edenlerin başındaki şahıs tam Menderes’in hizasına geldiğinde, kılıcını kınından sıyırarak Menderes’e karşı sallamıştı. O anda töreni birlikte izlediğimiz büyüklerimiz; “eyvah! …Menderes’e karşı kılıç salladı, Menders’in sonu yakın” demişlerdi. Nitekim öyle de oldu. 12 Şubat 1960-27 Mayıs 1960, aradaki zaman farkı oldukça az.

Menderes ve arkadaşları ihtilalle birlikte tutuklandılar. Yassıada duruşmaları başladı. Her gün radyodan muntazaman Yassıada duruşmaları veriliyor. Radyo spikerinin mutat ses tonu ile; “Sanıklar elleri bağlı olmayarak duruşma salonuna getirildiler” sözlerini işitiyoruz. Hasılı duruşmalar tamamlandı. 587 sanıklı Yassıada duruşmalarında aralarında köpek-bebek davaları da olmak üzere suçlar ve suçlular belirlendi, 15 Eylül 1961 tarihinde 31 kişiye müebbet, 15 kişiye de idam cezası verildi. MBK (Milli Birlik Komitesi) bu idam kararlarından Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam kararları onaylandı. Ertesi gün acilen Zorlu ve Polatkan idam edildiler. Menderes ise bir gün sonra 17 Eylül 1961’de idam edildi. Menderes’in idam edildiği gün ağabeyim Yaşar ile birlikte Yalnızardıç’taki bağımızdan dönüyorduk. Tam şehir girişine Buğlak mevkiine geldiğimizde askerler bizi durdurdu; “Şehre giremezsiniz, geriye dönün, geldiğiniz yere marş marş!” dediler. Ben de; “Niye bizi şehre sokmuyorsunuz, biz evimize gidiyoruz” dedimse de içlerinden birisi; “Bu gün Menderes idam edildi. O yüzden şehirden dışarıya, dışarıdan da şehre girmek yasak” dedi. Ben de bu kez: “Bize ne Menderes’in idamından biz evimize gideceğiz” diye itiraz edince başlarındaki komutan, “Hadi, kimseye görünmeden doğru evinize gidin” dedi.

Darbe olur mu olmaz mı, erken seçim var mı yok mu, seçim yasası değişmeli mi değişmemeli mi? Ve benzeri soruların tedavülde olduğu bir zamanda ve 27 Mayıs’ın da yıldönümü nedeniyle bir şeyler yazmak geldi içimden. Seçimler siyasi partiler istediği zaman değil, hakim güç odaklarının istediği zaman erkene alınır veya alınmaz. Keza darbeleri askerler yapsa da arkalarındaki güç odakları farklıdır. Onlar da genelde yargı, ilmiye ve ordu üçlüsünün bürokratlarından oluşur. Erken seçim olur mu olmaz mı tartışmalarına ilişkin de bir hususun altını çizmek isterim. Efendim! Mevcut AK Parti iktidarının bu ülke ve devlet için yaptığı en büyük hizmet Şehir Hastahaneleri, yollar, köprüler, fabrikalar yapması değil; Mustafa Kemal’in 10 Temmuz 1923’te Ankara İstasyonundaki Kalem-i Mahsus binasında Fırka Nizamnamesi müzakere edilirken; “Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar, dini ve namusu olanlar kazanamazlar. Fakir kalmaya mahkümdurlar!” (Kemalist Laikliğin Temelleri, Muzaffer Taşyürek, İhtar yayıncılık, s. 210-211) Ve yine Nutuk 2. Ciltte görüleceği üzere ve özetle “Biz ilhamımızı gökten indirildiği sanılan semavi kitaplardan almıyoruz” ifadeleri ile küstürülen halkın devletle barışmasını temin etmesidir. Bu nedenledir ki, AK Parti iktidarı öncelikli olarak halkın tercihi değil, devletin tercihi için halkın önüne sunmasıdır. AK Partinin bu işlevi devam ettiği sürece sistem AK Parti iktidarının alternatifini üretmez. Üretmeye başladığında da iktidar el değiştirir. İşte o zaman erken seçim tartışmaları anlam kazanır. Bu arada siyaset duayeni olan Deniz Baykal durup dururken mi Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaseten önünü açtı? Son söz şahsi kanaatim odur ki, seçimler zamanında yapılır, darbe falan ihtimali de ufukta gözükmüyor. Bu durum “darbecilere kıran mı girdi” anlamında da değil elbette. Zira darbeciler her dönem hazır ve nazırdırlar. Zira Cemal Süreyya’nın 12 Eylül sonrası “Kısa Türkiye tarihi” dizelerinde ifade ettiği gibi:

“Şelaleye düşmüştür zeytini dali;

Celaliyim, celalisin, celali.”

NOT: Kurucu Meclis’te 27 Mayıs sonrası görev alanlar arasında Oktay Ekşi, Altan Öymen, Turhan Feyzioğlu, Tarık Zafer Tunaya, Doğan Avcıoğlu, İsmet İnönü gibi isimler mevcuttu. Dolayısıyla her dönem bu isimlerin muadilleri bulunur.

 

28 Mayıs 2020

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Mehmedali

29.05.2020

Darbeleri iyi anlamak için ertesinde olan biteni iyi okumak lazım!