metrika yandex

Senin dinin İslam mı, asabiye mi?

17.05.2020
Osman KAYAER

Bu yazının muhatabı “Sen kimsin?” sorusuna “Müslüman”ım diye cevap veren ve bürokrasi ile siyaset içinde görev alan kişilerdir. Onun dışındakilerin bu yazıdan kendilerine bir pay çıkarmaları gerekmez.

Belediyecilik yaptığım dönemlerde komşu ilçelerden birinin belediye başkanını ziyarete gittik. Makamına bizi buyur ettikten sonra, koltuklarımıza oturur oturmaz “Amcamın oğlunu başkan yardımcısı olarak atadım” dedi. Tuhaf tuhaf yüzüne baktık. Bize, “Ne bakıyorsunuz yahu, güvenecek başka kimse bulamadım işte” dedi. Anlaşılan bizim başkan iş yapacak bilgili, liyakatli, ehliyetli ve dirayetli birini değil, kendi yanlışlarını gizleyecek gerekirse üstlenecek bir maşa arıyormuş. Zaten başkanlığı da sadece bir dönem sürdü.

Bir arkadaşım vardı. Çevresi tarafından “İslamcı*” biri olarak tanınır ve bilinirdi; gerçekten de öyle idi. Toplumun kurtuluşunun İslam ile olacağına inancını halen sürdürmektedir. Bu arkadaşın bir akrabası ile bir süre aynı yerde görev yapık. Akrabasına sen kimsin diye sorduğunuzda vereceği cevap başka türlüdür. Üstelik de bazı zaafları ve kusurları ile tanınır ve bilinirdi.

Bir gün bu arkadaşa “Filanca ile aram açılsa ve sen ikimizden birini tercih etmek zorumda kalsan kimden yana olursun?” diye sordum. Cevabı, tereddütsüz ve kesin şekilde, “Filanca” oldu. “Neden?” diye ikinci bir soru sordum. Cevap yine kesin ve net idi: “Akrabam da ondan.” “Yazıklar olsun sana! Hani inneme’l-mu’minune ihvetün”dü (yani müminler kardeşti) dedim.

Sıkı sıkıya sünnete sadık olan bu arkadaş (!), tercihini hiç tereddüt etmeden asabiyeden yana kullanıyor, “Hanginiz haklı ise ondan yana olurum” deme cesareti gösteremiyordu.

Fakülteden sonra İstanbul’a yerleşen bir arkadaşım ile karşılaştık: Bir belediyede üst düzey yöneticilik görevine getirilmiş. İki dönem görev yapmış. Başkan olan köylüsü seçimi kaybettikten sonra yeni yönetim tarafından görevden alınmış. Çoluk çocuk ne alemde diye sordum. Üç çocuğunu özel kalem üzerinden memur yaptırdığını ve onlarca akraba ve köylüsünü de belediyede işe yerleştirdiğini ballandıra ballandıra anlattı. “Belediyeye ne katkın oldu?” diye sordum. “Üç çocuğum ile katkıda bulundum, yetmez mi?” diye gülerek cevap verdi.

O da bana sordu, “Sen ne yaptın?” diye. “Ben, beceriksiz çıktım! Ne çocuklarımı memur yaptırabildim ne de akraba ve köylülerimi belediyeye yerleştirebildim. Eli boş geldim, eli boş döndüm” dedim. Gülüştük...

İslam ile ilgili kitaplar okuduğumuz bir gruba, birkaç yıl devam eden bir bürokratın arkadaşları ile sohbet ederken “Bir hemşerimi gördüğümde, içim bir tuhaf oluyor” dediğini duyduğumda, içimizde taşıdığımız asabiye canavarından ürktüm. Demek ki onca ayet ve hadisin yüreğe bir tesiri olmamış diye hayıflandım.

Herhangi bir makamda olmayanların ileri geri konuşmalarına bakmayın siz. Çünkü “Bekara karı boşamak kolaydır” diye boşuna dememiş atalarımız. Yiğitlik emaneti yüklendikten sonra, yani herhangi bir makama getirildikten sonra İslam prensiplerine sadık kalabilmektedir.

Belediyecilik yaptığım dönemde, pek çok tanıdığım ya çocuğunu, ya akrabasını ya da köylüsünü yanına alarak ziyaretime geldi ve belediyede işe alınmasını talep etti. Hakkını yememek lazım 14 sene boyunca sadece bir tek kişi, bir cami imamı, liyakat ve dürüstlüğüne kefil olduğunu söyleyerek akrabası olmayan biri için iş istemişti.

Demek ki İslam’ın dilden yüreğe, oradan da fiile aksetmesi o kadar da kolay değilmiş. Demek ki pek çoğumuzun dini İslam değil, asabiye imiş!!!

* Bizim lisanımızda “İslamcı”, toplumun felahını İslam’da gören ve bu nedenle İslam’ın bütün yönleri ile toplumda hayat bulması için çaba sarf eden kişidir.

Yorum Ekle
Yorumlar (7)
Yıldız Dağlı

20.05.2020

Mevcut durum: Bölgecilik, hemşehricilik, akrabalık, ırkçılık... Allah\'ın rahmet ve bereketi bu kadar İslam dışı yöneliş ortasında nasıl gelebilir. Ağzından İslam\'ı düşürmeyenlerin nasıl bencil birer ırkçı olduğunu görmek midemi bulandırıyor artık. Çıkarlarının köleleri, kendilerine yeni birer ad bulsalar da hep beraber rahatlasak. Çirkinliklerini İslam\'la örten güruh bizi kötü etkiledi. Evet, insan gerçekten sınanmadan bilinemiyormuş. Keşke kendilerinin düştüğü çukuru görecek gözleri olsaydı... Gözleri var görmezler... Akletmezler, anlamazlar. Sanırlar ki başarılılar, kazandılar. Hayır, siz kaybettiniz. İslam\'ın umut oluşu sizin yüzünüzden, tükendi gitti. Bu günah size yeter.
Adem çakmak

18.05.2020

Mükemmel üstad o görevde olup işi bitirmeyen sizin gibi kaçtane kelaynak kaldı onlar da Birecik te bizim gibi toplanmışlar Allah rızasına erdirsin bu akrabacı toplumun kelaynağı olmayı tercih ederim kardeşim selam
İlhan Akar

18.05.2020

Bu yazın da gerçekçi ve özeleştirel bir yazı olmuş Osman Hocam. Desene bizim rüyamız ve sevdamız bir başka bahara kaldı Osman. Kalemine sağlık!
İlhan Akar

18.05.2020

Bu yazın da gerçekçi ve özeleştirel bir yazı olmuş Osman Hocam. Desene bizim rüyamız ve sevdamız bir başka bahara kaldı Osman. Kalemine sağlık!
Efraim KORKUT/ ANTALYA

18.05.2020

HANGİMİZ YAŞAYABİLDİK GERÇEK İSLÂMI UYMADIK AKSİNE BİZE UYDURDUK İSLÂMI TORPİL İLTİMAS KAYIRMA OLAĞAN Bİ ŞEY ADAM RÜŞVET DEĞİL DİYE ALMAZ SELÂMI
Vedat Kahyalar

17.05.2020

Siyaset ve Bürokraside önemli mevkilere geldim.Katiksiz Allah rızası için çalışanı, kendini vatanına veya İslam dinine adayan görmedim.Hep ; ben ,ailem, cemaatim,partim...öncelikleri vardı.Bizim gibilere hep hayret,acıma sonra da düşmanca baktılar.Allah\'ın görmediğini,bizim sahitligimizle rezil olacaklarını zannediyorlardı.Şirk böyle bir şeydi değil mi ?
Harun Aykaç

17.05.2020

“Herhangi bir makamda olmayanların ileri geri konuşmalarına bakmayın siz. Çünkü “Bekara karı boşamak kolaydır” diye boşuna dememiş atalarımız. Yiğitlik emaneti yüklendikten sonra, yani herhangi bir makama getirildikten sonra İslam prensiplerine sadık kalabilmektedir.”