metrika yandex

Sabahattin Ali ve Muhalifler

Süleyman ARSLANTAŞ

13.10.2022

 

Sabahattin Ali (1907-1948) Edirneli bir şair, edebiyatçı, romancı bir kimlik. Kalemi güçlü bir yazar. Sol eğilimli, hatta solcu bir yazar. Maceralı bir ömür sürmüştür. Özellikle şiirlerinin yanısıra ‘Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan’ romanlarından bazıları. Sabahattin Ali döneminde yalnız değil. O dönemin rejim ve yönetim muhaliflerinden ya da Tek Parti döneminin gedikli muhaliflerinden bazıları Kemal Tahir, Necip Fazıl, Kara Kitap’ın yazarı Eşref Edip, Feylezof Rıza gibi isimlerdir.

Sabahattin Ali’yi Tek Parti döneminde gerek muhalif kimliği, gerekse hiciv ve sivri dili ile tanınır. Solcu kimliği de onu o dönemde epeyce rahatsız etmiştir. CHP iktidarı zamanında ciddi baskılar sonucu yurdu terk ederken (2 Nisan 1948) Edirne/Dereköy sınırında yakalanarak ve başı taşla ezilerek öldürülmüştür. Sabahattin Ali muhalif kimliğinin yanısıra yer yer rejime, yönetime temennada bulunsa da, sistem, Milli Şef onu affetmemiştir. Cesedi aylar sonra bir dere kenarında bulunmuştur. Yönetim, Sabahattin Ali’nin katlinde bir dahli bulunmadığını söylese de, Ali Ertekin isimli bir şahıs olayı üstlenmiştir. Aslında katilin arkasındaki güç ya da güç odakları dönemin yönetim ve akil insanları tarafından bilinmektedir. O dönem itibarıyla gerek soldan, gerek sağdan ve gerekse İslami kesimden ve Kürt aydınlardan sistemin zulmünü tatmayan kalmamıştır. Tabutluklar, 1944 yılındaki dergilerde ve Reha Oğuz Türkkan’ın ‘Tabutluklar Gurbete’ kitabında geniş geniş anlatılır. Dolayısıyla Tek parti dönemi yakın tarihimiz itibarıyla incelendiğinde birçok muhalif ismin, dönemin zulümden nasibini aldığı görülür.

Son zamanlarda özellikle sol ve Kemalist kesimlerde bir Sabahattin Ali muhabbeti çoğaldı. Acep niye? Dilerseniz zindandaki Sabahattin Ali’nin 1932 ve 1933 yıllarında yazdığı iki şiirden paylaşım yapalım. Belki de Sabahattin Ali’yi tanımamıza yardımcı olur!

Sabahattin Ali:

MEMLEKETTEN HABER

Hey anavatandan ayrılmayanlar

Bulanık dereler durulmuş mudur?

Dinmiş mi olukla akan o kanlar?

Büyük hedeflere varılmış mıdır?

Asarlar mı hala Hakka tapanı?

Mebus yaparlar mı her şaklabanı?

Köylünün elinde var mı sabanı?

Sıska öküzleri dirilmiş midir?

Cümlesi belî der enel-hak dese

Hala taparlar mı koca terese?

İsmet girmedi mi hala kodese?

Kel Ali'nin boynu vurulmuş mudur? (Uludağ Sözlük)

 

Bu şiir 1932’de yayımlandı. (Bkz. Derin Tarih dergisi 8 Kasım 2012, sh. 116) Sonrasında Sabahattin Ali mahkum edildi. Kendisinden özür beklendi. O da “Benim Aşkım” şiirini yazarak özür diledi. Ve 1934’de tahliye edilerek öğretmenlik mesleğine döndü. Ne var ki muhalif kimliği, hicivleri nedeniyle sisteme yaranamadı ve öldürüldü. İşte o özür şiirinden birkaç mısra:

Daha pek doymamışken yaşamın tadına

Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına

Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına

Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

----------

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?

Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya

Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi'ye

Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.

 

Evet Sabahattin Ali’nin iki şiirinden ikişer kıt’a paylaştım. Aradaki fark, fark ediliyor sanırım.

Bir başka muhalif isim olan Rejim ve Atatürk karşıtlığı suçlamasıyla 14 yıl hapis yatan Kemal Tahir’dir. Romanlarında önemli ölçüde tarih okumaları, yakın tarih analizleri görürüz. Her ne kadar Murat Belge onun düşünceleri için “ucube” dese de, yine Yalçın Küçük “Ebu Cehil” yakıştırmasında bulunsa da ‘Yol Ayırımı’, ‘Devlet Ana’, ‘Yorgun Savaşçı, ‘Kurt Kanunu’ gibi yapıtları ile yakın tarihi roman üslubu ile okuyucuları ile paylaşırken elbette muhalif kimliğini de sergilemektedir. (bkz. Kemal Tahir ve Kemalizm Yüksek Lisans Tezi, Alican Çınar, sh. 180, Uludağ Üniversitesi)

Sabahattin Ali döneminin yine muhalif isimlerinden Necip Fazıl bir şiirinde muhalefetini şöyle ortaya koyar:  

Yuf olsun Millî Şef'e!

Kıydı millî şerefe!

Günahına bulunmaz

Terazilerde kefe.

Hedef yıkım oldu mu,

Tez ulaşır hedefe.

Plân der, çizgi çizgi,

Belâ işler gergefe.

Devrinin karakteri:

Ruh ölü, insan cîfe.

Namussuza taht uygun,

Zindan lâyık afife..

 

II. Abdülhamit Han ve Cumhuriyetin ilanı sonrası önemli muhaliflerden olan Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869-1949) hem Abdülhamit döneminde, hem de Tek Parti döneminde özellikle şiirleriyle ciddi muhalefet ortaya koyan bir şair, bir feylezoftur. Zaten tarihe de Feylezof Rıza olarak geçmiştir. Feylezof Rıza; ‘Abdülhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdat’ şiirinde hem Abdülhamid Han’a karşı yaptıklarından nedameti, hem de Abdülhamid sonrası ve hatta Osmanlı sonrası dönemi şu dizelerde anlatır:

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?

Feryâdım varır mı bârigâhına?

Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,

Şu nankör milletin bak günâhına.

 

Tahkire yeltenen tac-ü tahtını,

Denedi bu millet kara bahtını;

Sınad-ı sillenin nerm ü sahtını,

Rahmet et sultanım sûz-i âhına.

 

Târihler ismini andığı zaman,

Sana hak verecek, ey koca sultan;

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyâsî padişâhına.

 

“Pâdişah hem zâlim, hem deli’ dedik,

İhtilâle kıyam etmeli dedik;

Şeytan ne dediyse, biz ‘belî’ dedik;

Çalıştık fitnenin intibahına!...

 

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,

Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.

Sade deli değil, edepsizmişiz.

Tükürdük atalar kıblegâhına.

 

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,

Bir sürü türedi, girdi meydana.

Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?

Yuh olsun bunların ham ervâhına!

 

Bunlar halkı didik didik ettiler,

Katliâma kadar sürüp gittiler.

Saçak öpmeyenler, secde ettiler.

Bir pis ……….. külâhına.

(Tarih ve toplum dergisi 8/1991, Milliyet 10 Mayıs 2021)

 

Sabahattin Ali; ‘Dağlar ve Rüzgar’ isimli romanından iki beyit. Bunlardan ilki 1932’de, bir diğeri 1933’de hapishanede yazılan şiirlerden:

Peşime düştü takipler

Boynumu bekliyor ipler

Zeybekler seni ayıplar

Yürü yağız atım yürü… (1932 Sinop Cezaevi)

 

Kurşun ata ata biter;

Yollar gide gide biter;

Ceza yata yata biter;

Aldırma gönül aldırma… (1933 Sinop Cezaevi)

 

Osmanlı sonrası şair, yazar, edip gibi muvafık ya da muhalif olanları okuyarak bir senteze ulaşmamız mümkündür. Yeter ki aidiyetimiz gereği ötekileştirme saplantısına gark olmayalım. Tarih yalnız dönemin iktidarı ya da iktidar yanlılarından değil, muhaliflerinden de okunmalıdır. (12.10.2022)

Bu makale 16454 defa görüntülendi.
Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Vahdettin / Adana | 25.10.2022 00:52
Kaleminize, yüreğinize sağlık Ağabey. İtidâl kavramı bende nâcizâne merhúm Rasim ÖZDENÖREN Ağabeyle özdeşleşirdi ama uzun süredir Siz'le çağrışım yapıyor. Zîrâ Nuri Pakdil ve Sezâi Karakoç'un sentezi=itidali olarak görürdüm Özdenören'i; merhûm Ercümend ÖZKAN Ağabey'le İhsan Arslan'ın da sentezi=itidali olarak ta -affınıza sığınarak- Sizi ittihaz ediyorum. Bu tâbî öznel bir çıkarsama ama öyle. Rabbimiz tecrübeleriniz ve ilminizden istifâde etmeyi nasîb eylesin. Hürmet ve muhabbetle...
AHMET YAHYA | 21.10.2022 06:04
Üstadım teşekkürler.Var olun,sağ olun
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar