metrika yandex

Ramazana Son Bir Soru

18.05.2020
Ayten DURMUŞ

İnsanın ilim ve zekâ seviyesini, verdiği cevaplardan çok sorduğu sorular ortaya koyar, denilir. Doğrudur. Bu durum birey için ne kadar geçerli ve doğruysa aynı ölçü, toplumlar için de o derece geçerlidir.

Her yıl, şu anda içinde bulunduğumuz ramazan ayı geldiğinde, genellikle cevabı bilinen sorular yeniden gündeme getirilir. Bunlar sanki daha önceden üzerinde hiç durulmamış konular gibi ‘bilmeyenlerin’ bu ayda yanlış yapmamaları için yeniden gündeme alınır ve büyük bir önemle üzerinde durulur. Durulsun, belli ki bazıları için gerekiyor.

Nedir bu, her yılın soruları:

Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

Denize girmek orucu bozar mı?

Ezandan hemen önce orucumu açsam orucum bozulmuş olur mu?

Ağzımı çalkalarken su bademciğime kadar gitse orucumu bozar mı?

Bunun benzeri şu soruları insanlar namaz bağlamında da sürekli sorarlar: Namazda el bağlanacak yer, tekbirde elin kaldırılacağı seviye, göz kayması, okunan kısımda şaşırma, kaçıncı rekâtta olduğunu unutma, secdedeki oturuş gibi… Aşağı yukarı her konuda, ilgilisi için cevaplanması gereken böyle sorular vardır.

Benim de bu ramazan bitmeden, gelecek ramazana bekletemeyeceğim bir sorum var. Herkesin müsaadesiyle ben de onu sormak istiyorum:

Ey Ramazan, insanlığımı ne bozar?

Bu soruya verilecek cevap esasında her kişinin tüm duygu, düşünce ve eylemlerini kuşatacak önemdedir. Çünkü yaşadığımız zaman dilimi itibariyle ibadetler arttığı halde insanlık artmıyorsa, ibadetler arttığı halde güzel ahlâk artmıyorsa, ibadetler arttığı halde salih amel artmıyorsa ya ibadetlerde bir sorun var demektir ya da kişinin ibadetleri algılayış tarzında.

Ben bir Müslüman olarak öğrenerek yaşamaya çalıştığım inancımı incelerken düşünüyorum ve bu sorum bağlamında ramazana sormadan edemiyorum:

Ey Ramazan, acaba sakız çiğneme, denize girme, ağız çalkalama suyunun boğaza kaçması mı orucu bozabilme riski olan şeylerdir yoksa ‘yalan, gıbyet, dedikodu, haksız kazanç, iftira, kibir, israf, faiz, torpil, kabalık’ mı orucu bozmaya daha yakın durumlardır? Sevgili ramazan, acaba kişi, ‘yeme, içme ve cimadan uzak durduğu halde, burada sayılanlara yakın durarak oruç tutmuş olur mu?

Tüm hayat, Müslüman için bir ramazan bilinciyle yaşanmalı değil midir? Eğer kişi kendisine ‘Müslüman’ım’ demişse gücü yetse ve imkânı olsa bile bilinçli bir şekilde uzak durması gereken hususlar yok mudur? Şu yukarıda sayılanlar, ahlâki olgunluk ve insanî erdem için sakınılması gereken hususlar değil midir?

Sence de esasında tüm hayat Müslüman için ramazanlaşmalı değil midir?

İşte bunun için biz millet olarak cami, köprü, tünel, metro, hastane, park, bahçe, yol, okul inşa ettiğimiz kadar sağlam ilkelere sahip erdemli insan yetiştirmenin kaygısı ve çabası içinde olmalı değil miyiz? Ancak bu çabayla birlikte diğer yapılanlar gerçekten değerli ve anlamlı olmaz mı?

Bunun için Müslümanların Kur’an okurken tecvid ve makam konusundaki hassasiyetlerinden daha fazlası, anlama ve yaşama konusunda olursa okuma çabası da daha anlamlı olmaz mı? Yoksa ilkeleri ahlâk haline gelememiş bir Kitap’ın ayetlerinin en güzel seslerle ve en etkili nağmelerle okunmasının okuyan ve dinleyende ortaya çıkarması gereken şahsiyet ortaya çıkabilir mi?

Kur’an’ın okunması söz konusu olduğunda, ‘anmak ve anlamak’ arasında olması gereken sağlam bağ kurulmadığı zaman, okuyanlar ‘Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini ayırırlar.’ (Bakara 2/27) denilmiyor mu? Bu yanlışın birey, toplum ve tüm insanlık için bir bedeli de olmaz mı? Vahyi anlamayan böyle kişi ve kitleler, bir de güç ve imkânı ellerine geçirirlerse ‘Yeryüzünde fesat çıkarırlar.’ (Bakara 2/27) uyarısı yapılmıyor mu? İnsanlar, dillerinde vahiy bulunanların, yaşamlarındaki vahye zıt olay ve durumlara tanık oldukça toplumsal şaşkınlık da iyice artmaz mı? Milletler de bu yanlış telakki nedeniyle kutup yıldızı gibi veya deniz feneri gibi kendilerine bakarak yolu doğrultacakları kişilerden de yoksun kalmış olmazlar mı? Bu da toplumsal bir çöküşe sebep olmaz mı? ‘İşte sonunda zararlı çıkacak olanlar da yalnız bunlardır.’ (Bakara 2/27) denilmemiş midir?

Yaratıcının ‘Beni anın!’ (Bakara 2/152) emri, ‘Beni anlayın.’ manasından koparıldığı zaman, bu anmanın amacı ne olabilir? Anlamadan andığını iddia etmek, bu nasıl bir yanılgıdır? E kişi anıyor, üstelik andığı Yaratıcı da ona hayatını biçimlendirmede kullanacağı ilkeleri ayrıntılarıyla açıklayarak iletiyor, onun sadece Yaratıcı’nın adını veya sözlerini seslendirmesi, onu anması demek midir? Aynı durum, insanlar arası bir ilişkide düşünüldüğünde durumun ne kadar yanlış olduğunu anlamak çok mu zor?

Müslüman’ım diyenlerin Yaratıcısıyla ve Yaratıcının Son Kitabı Kur’an’la ilişkisini yeniden gözden geçirmesi, günümüz itibariyle Müslüman kalmak için bir zorunluluk değil midir? Her türlü yol ve yöntemle ‘İslam’ adına birbirine zıt görüş ve düşünceler çoğu kere de vahiyden bulunmuş deliller eşliğinde insanlara sunulmakta değil midir? Herkes, kendini içinde bulduğu veya onayladığı görüş ve düşünceleri ‘tek doğru’ saymıyor mu? Bu telakki İslam Milletinin parçalanma sebebi değil midir? Mademki İslam Milleti olarak iftihar edebileceğimiz bir durumda değiliz, öyleyse bizi bu duruma düşüren ve bu durumda tutan her şeyi sorgulamamız gerekli ve hatta zorunlu değil midir?

Akıl insanın Yüce Yaratıcı’ya muhatap kabul edilmesinin şartı değil miydi? İslam söz konusu olduğunda, Kur’an’da sürekli tekrarlanan ‘akletme’ eylemi söz konusu olmadan doğru inanca ulaşabilmeyi beklemek, İslam coğrafyasını her yandan saran ve sarmaşıklar gibi sarılarak öldüren bir cehaletle mücadele etmeden mümkün mü? Kur’an’ın yerine başka kitaplar, Hz. Peygamber’in yerine başka kişiler koyanların, inandıklarına ve yaşadıklarına İslam demesinin Allah katındaki anlamı ne olabilir?

Evet, aklımın, kalbimin, gönlümün soruları sürekli artıyor ve ben bu sorular karşısında çok yoruluyorum. Bu nedenle ey mübarek oruç ayı, ey sevgili Ramazan! Seni uğurlayacağımız son günlere yaklaşırken zihnimi meşgul eden sorumu yeniden sormak istiyorum:

Ey Ramazan, insanlığımı ne bozar? Şimdilik güle güle git. Seneye, bu sorularımın cevaplarını, milletimin gönlüne ekilecek tohumlar olarak hazırlayıp gene gel e mi?

Şimdiden herkese hayırlı bayramlar diliyorum.

Yorum Ekle
Yorumlar (9)
Mumtehine inanır

26.05.2020

İnsanlığımizi bozan her ne ise onu tespit edip önce kendimizi tedavi ederek sonra da toplumumuz için yararlı işler yaparak sarp yokuşu gecmemiz duasıyla. Kaleminize kuvvet Ayten hanım. .
Ayten Durmuş

20.05.2020

Soruma cevap verme zahmetine girdiği iiçin Süleyman Ağabeyime ve görüşlerini paylaşma nezaketini gösteren tüm değerli okurlara teşekkür ederim.
Süleyman ARSLANTAŞ

19.05.2020

Ayten Hocanım!Önemli bir konuyu önemli bir soru ile taçlandırmışınız.Güzel bir soru.Keza soruya ilişkin yaklaşım ve izahınız da yerinde.Naçizane ben de diyorum ki;tüm eşyada olduğu gibi insanın da bir fıtratı vardır.İnsanın insanlığını ise fıtratına uygun olmayan düşünce,inanç ve davranışlar bozar..
Gülsüm Erişen

19.05.2020

Değerli hocam, öncelikle saygılarımı ve en derin sevgilerimi sunuyorum. Öyle güzel ifade etmişsinizki duygularınızı, duygularımızın dili olmuş yazınız. Malesef biz müslümanların en büyük hatası bu. İyi bir Müslüman olamamak. Yani nasıl Müslüman olunur, onu tam olarak anlamamak, anlayamamak, anlamak istememek.. İyi olamadığımız için, İslam bu kadar garip ve yalnız kaldı. Sağlığımıza dikkat ettiğimiz kadar, ne faydalı ne zararlı, hangi yiyeceğin yada vitaminin yanında, ne yenmeli içilmeliye dikkat ettiğimiz kadar, iyi müslüklümanlıkta da dikkat etmiş olsak etmiş olsaydık, toplum gençlik böyle aciz olmaz, böyle çirkinleşmezdi. Biz sağlıklı bir İslam olsaydık, dışarıdan gelen imansızlık ahlaksızlık virüslerine yakalanmazdık. Mesele gerçekten çok derin. Çok önemli.. Bu boşluklarımızı gerçekten doldurmamız gerekiyor en doğru şekilde. Devletimizin bilhassa küçük yaşta çocuklarımıza MEB kanalıyla, medya kanallarıyla ciddi bir şekilde el atması gerekiyor. Çünkü okumayı sevmeyen bir milletiz. Herkeze hayırlı bayramlar dilerim bende bu vesile ile. Allah razı olsun değerli Ayten hocam
Neva

18.05.2020

Yazınız, sorularımızın ve öz eleştirilerimizin artmasına vesile olsun inşallah. Kaleminize sağlık.
Betül Tanrıverdi

18.05.2020

Allah razi olsun hocam ramazanin son gunlerinde tefekkure sevkeden bir yazi olmus
Emel Gulmez

18.05.2020

Rabbim razi olsun insallah Ayten hanim.Cumlemizi o tohumlari ekenlerden kilsin.Rabbimin razi oldugu oruclar tutmayi nasib etsin
y karakan

18.05.2020

ramazanın son cuması kudüsgünü
y karakan

18.05.2020

ramazanın son cuması kudüsgünü