metrika yandex

ÖFKEMİZİ, KİNİMİZİ YEDİRMEYİZ!

31.12.2020
Mustafa AKMEŞE

yolda
yolcuya, duygularını zayıflatmaya çalışan ve insani reflekslerini bitiren
insanı yoldan çıkaracak sayısız teklif gelir,
kimden mi? herkesin farklıdır, bilinmez.
en önemlisi belki,
bazı duygularımızı "şerli" işaretleyerek
kendi elimizle teslim etmemizi isteyenler olur ki
masum teklif gibi durur.
en tehlikeli olan işte onlardır

öfkemizi, kinimizi mesela,
çirkin olan, yok edilmesi gereken duygularmış!
öyle derler…
uğrunda savaşılacak olanı bitirmek var ya!
kavgayı diyorum.
öfkemiz ve kinimiz hadım! edilmişse eğer
zulüm sahipleriyle kavga etmek hem de bütün bedeninle ruhunla
nasıl mümkün olsun ki...

gözün gördüğüne, kulağın duyduğuna sessiz kalmasını arzu ederler
zulümlere, haksızlıklara, cinayetlere,
alın terinin çalınmasına  susmak gibi.
kendi derdine düşürürler adamı ya...
ah!

o zaman şöyle buyrun;
ey dost, yolun sahibi olan allah
"melek olmayınca dünyalılar"
bizden olan, içimizden birilerini seçmiş,
örnek alınacak olan, sadece yolu tarif etmemiş aynı zamanda
önümüze düşen ve işaret taşlarını kendi elleriyle koyan onlardı.
bizi anlasın, bilsin, kanatları altına alsın, çok affetsin ve yolun önderi olsunlar diye gönderildiler ya! önde olanlar işte  
aziz olan peygamberler diyorum.
 
"kardeşlerden" biriydi sadece,
hani şu zıpkın gibi yiğit olan var ya!
hayır hayır! bahsettiğim elinde "asayı" atınca sahneye
büyücülerin "ipliklerini" yutan,
sallayınca "asasını" şöyle
denizi yarıp kavmini karşı yakaya geçiren mücadelesinden bahsetmiyorum.
bana bir örnekliği yok o kısmının.
ne elimde bir "asam" var mucizeler yaratan
ne de zulüm erbabı firavunlara gösterecek
koynumdan çıkarınca "bembeyaz" olan bir elim…

benim vurgun olduğum, her okuyuşumda beni duygulandıran,heyecanlandıran ve
bana örnek olan
işte bu haline "hastayım! "
ey musa peygamberim dedirten tarafı;

hani bir yolculuğa çıkmıştı, iki denizin birleştiği yerde buluşmuşlardı
bilge olan, bazıları "hızır" diyorlar ya!
ha! o işte, onunla…
yolculuk öncesi, bilge olana peşin peşin
söz de vermişti,
gözünün gördüğüne bakarak
hemen zıplamayacak, karışmayacak,
soru sormayacak
neden böyle yaptın diye itiraz etmeyecekti ya!

öyle değil be dost.
yanında, yanıbaşında işte, işlenince bir zulüm, cinayet, haksızlık, taşkınlık
nasıl sussun ki, nasıl yutkunur insan  
mümkün mü?
insani duyguları sapasağlam yerli yerince dururken hem de.

"ey bilge dedi, sen ne acayip bir iş yaptın.
bizi gemisine alan adamın gemisini deliyor hasar veriyor ve ihanet ediyorsun
"ekini" yok etmek işte bu.

bu ne acayip bir şey diyen ihtiyar bilgenin yakasına yapışan
bir güzel adamdı o!
sonra uyarılınca, tamam dedi,
ama...

ey bilge ihtiyar dedi bir süre sonra,
göz göre göre bir çocuğun canına kıydın.
bu muhakkak büyük bir zulümdür.
sen ne yaptığını biliyor musun? suçsuz olan bir cana kast etmek büyük bir günahtır"
bütün insanlığı öldürmek gibi bir şey,
diyerek yerinden fırlayan zulmü lanetleyen bir yiğidin duruşudur onun ki.
sonra uyarılınca… tamam dedi,
ama…

yolcuya ikram etmeyen,
malın kulu kölesi olmuş, hayvanlaşmış şu kasaba halkından
birinin
evini yeniden yaptık, yıkılan duvarlarını yükselttik
nasıl da açtık! halbuki.
yükselttiğin duvar için hiç olmazsa ücret alsaydık
çalıştık, emek verdik, karnımızı doyursaydı diyen,  
emeğin, alın terinin hırsızlarına karşı ayağa kalkan bir yiğittir o

adeta;
zulüm yapan, haksızlık yapan, insanlığı haksız yere öldüren, emeğin hakkını gasp edenlere
"susacağız, sessiz kalacağız, hesap sormayacağız
diye kimseye verilmiş sözümüz olmaz"
diyordu


ey yolcu

duygularına dikkat et.
onlar senin her şeyin.
alıcıların diyorum.
insani olan reflekslerini
öfkeni ve kinini
ne ilim, ne takım, ne parti, ne kavim
taraftarına devretme
ne de din tacirlerine…!

yolun
"musa'nın" yoludur,
"hızır"ların değil

yolun açık olsun..

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş