metrika yandex

NURETTİN TOPÇU’DA DİN ve DİN ADAMLARI ELEŞTİRİSİ.

Yusuf YAVUZYILMAZ

14.03.2021

Nurettin Topçı din, dini, hayat ve din adamlarını önemini sürekli vurgularken, mevcut din anlayışı ve din adamları yaşamı boyunca eleştirmiştir. Topçu, dini hizmetlerin yerine getirilmesi önemser. O’na göre “Bu hizmetlerin yapılışı ise ibadettir. Bizim vasıtalığımızla, O’nun (Allah) gaye varlığı arasındaki bu türlü ibadetle doldurulan boşluk O’nunla aramızda kurulan ve her ibadetle iman bağlantısını teşkil etmektedir.”(1)            

Topçu’ya göre şeriat, dinin aslı ve esas kaynağı değildir. “ Nasıl hayatımıza hakim olan iyi ve kötü değerinin kanunlar, sadece tatbikatçısı, düzenleyicisi ise, din karşısında şeriat da onun kanunları ve her devre göre düzenleyicisidir. Devirlere ve cemiyetlere uyma kabiliyetinde olmayan kanunlar nasıl yaşayamazsa, ebedi şekilde kalıplaşmış şeriatlarda insanlıkla beraber yürüyemezler.”(2)            

Topçu’ya göre, günümüzde din ilk zamanlardaki hayat veren anlayışından çok uzaktadır. Bu durma düşmesinde dini temsil edenlerin büyük etkisi vardır. “ İslam dini, softa, hurafeci ve falcılardan ibaret ulema denilen bir grubun elinde, bu yüksek değerlerinden sıyrılmış olduğundan, bütün hayat kuvvetini bugün kaybetti; şimdi sahipleri, besledikleri hırsızların karşısında dilencilikle hayat geçiriyorlar. Mecburilik, vicdanın olmaktan çıktı; türlü zorbalıkların oldu…

Allah korkusu, dünya hadiselerinin benzeri olan bin türlü hadiselerin korkusuna bağlandı ve böylelikle dindar geçinen bu zümrenin elinde, Allah katledildi…

Bütün kirlerinin üstüne dindarlık elbisesini giyinenler, din hayatının sarrafları veya karaborsacıları kesildiler. Mallarının sürümünü sağlayanlara cenneti peşkeş çektiler. Kendileri ile alış veriş yapmayanları ise cehenneme gönderdiler ve sanki kendileri Allah’ın umumi vekaletine sahipmişler gibi, iman ile isyanın sınırlarını sımsıkı ayırdılar.”(3)

Topçu’ya göre İslam dünyasının asırlardır içinde bulunduğu durumun nedeni budur. Bu durumun en önemli sorumlularından biri sözde din adamlarıdır. “ Bu sefalet dünyasının enkazını toplayıp halkın vicdanına perakende satış yapmakla geçine sözde din adamlarının – din fikircileri, din tüccarları, din gazetecileri, din vaizleri ve her türlü şıhlara bakıcı hocalar- bugün cemaatin başına heyula gibi dikilmiş, onun ruh cephesinde kalkınmasına engel olmaktadır. “(4)

Topçu’ya göre bu anlayışın din üzerinde egemen olmasından dolayı, din, cennetin penceresi, ruhun kurtuluşu haline gelemiyor. Namaz, oruç gibi ibadetleri yapan insanlar hayatın diğer alanlarında dini araçsallaştırmaktan geri durmuyorlar. Bireysel menfaatleri uğruna dini istismar ediyorlar. Hacılar, Allah aşkını temel alan hac ibadetini istismar ediyor ve hacı olmanın onurunu taşıyamıyorlar. Müslümanlar felsefi bir düşünceye sahip olmadıkları için dini iyi anlayamadılar. Dinin yıkıldığı yerlerde hurafelerim kök salması kaçınılmazdır. Bu din gençleri tatmin etmediği için, yabancı ideolojilere sarıldılar. Allah’ın huzuru önce din adamlarını terk etti, sonra bütün toplumdan çekildi.            

Topçu’ya göre, bu olumsuz durumdan uzaklaşmamın temeli dinin doğru anlaşılmasından geçmektedir. “Kabul ettiğimiz esas, dinin temeli ve ruhunun, dini hakikat denen şeyin şeriat, yani ahkam ve ibadet usul ve yolları, dinde gaye olan imana ulaştırıcı vasıtalardır. Vasıtaların en mükemmeli, elbette imana en doğru yoldan götürenidir. Ancak, şeriat ne gayedir, ne de gayeye götürücü yolda yaşanan hayattır. Sadece, yolun istikameti, işaretleri, izleri, iniş çıkışlarıdır. Gaye aynı olduğu takdirde yolların çokluğu, dini hayatın zenginliği, bolluğu, feyzi manasına gelir.”(5)

Topçu’ya göre sözde Ehli Sünnetçiler, dinin normatif yönüyle ilgilenip irfani yönünü ihmal ettiler. Böylece içerikten yoksun bir taklitçilik ortaya çıktı. Topçu, dinin içeriğinin boşaldığı bu sürece “dini pozitivizm” adını vermektedir. “ Pozitivist şeriatçılar Hz. Peygamber’in hareketleriyle çehresinin şekillerini taklide çalıştılar. Halbuki onda taklit edilecek olan iradesi, aşkı, ilhamı, bir kelime ile ruhi alemi idi.”(6)            

Nurettin Topçu’nun asıl gayesi içerikten irfandan koparılmış şekilci dindarlığın doğurduğu sorunlara dikkat çekmektir. Şekilci dindarlık, dinin özündeki samimiyeti yok etmektedir. Kuşku yok ki, içerik kayboldukça form/şekil yüceltilir. İslam’ın sözcülüğünü üstlenen sözden din adamları, İslam’a hizmet etmek şöyle dursun, onun irfani yönünü imha etmektedirler. “ Bunlar, cam arkasından sakal öperek, hırka takdis etmede dindarlık var sandılar. İnsan nefesinden şifa umdular. Medeni nikahı eksik bulup, imam nikahında keramet aradılar. Tesbih sayısında hikmet buldular. Günahlarını rakamla ölçtüler. Duaları avaz ile yaptılar. Merasimle ruhlarını tatmin ettiler. Böylelikle eşyanın hayatına sayıları tatbik etmekle muazzam dini bir matematik sistemi ortaya çıktı.”(7).

Bu da yetmedi, Kur’an üzerinde tefekkür etmeden bilimsel buluşlara eşitlediler. Dinin hikmet ve gayesini anlamakta yetersiz kaldılar. Dini, bilimsel bir bilgi kaynağı olarak anladılar.  Nurettin Topçu, din ve bilgi kavramlarını şöyle analiz etmektedir: “ Din bilgi kaynağı değil, kuvvet kaynağıdır. Dindar adam, başkalarından çok şey bilen değil, daha çok kuvvetli olan insandır. Bu kuvvet imanın kaynağından alınır. İbadet, yani kulluk, iman sahibinin halidir. Hatta onun olgunlaşmasında her hali ibadet olur. Dini hayatın tarikatlarla ve şeriata bağlanmak suretiyle ulaşılan gayesi, bizimkini geçen ve bizim kuvvetimizle asla ölçülemez olan iştiraktir. “(8)            

Topçu, son tahlilde İslam’ı en iyi anlayanların mutasavvıflar olduğunu savunur. Bu tercihi yapmasında, hiç kuşkusuz kendi kişisel tarihinin de ilgisi vardır. Ona göre Kur’an’ı iyi anlayabilmek için aşkın bir tecrübe zorunludur. “Belki birçok müelliflerde zaman zaman gözüken bu yaklaşma tecrübesinin en ileri hali, Kur’an’da sembolik lisanla bize sırrı tevdi olunan Miraç hadisesidir. En aşağı basamaklarla bu en yukarı basamak arasında yol arayanlar, veliler, mutasavvıflar ve Kur’an’da büyük sayı ile anılan Peygamberlerdir.”(Ahlak Nizamı, s: 85)

Topçuya göre manevi yükselişle Allah aşkına ulan mutasavvıflar yalan söylemiyorlar, hakikati ifade ediyorlar. Yaşadıkları tecrübe gerçektir. Kuşku yok ki, dinin en önemli temsilcileri ve taşıyıcıları din adamlarıdır. Ancak din adamlarının donanımlarının eksik olması, dini algılama biçimlerinin yetersiz olması büyük bir sorundur. “Din adamları, bugün ruhi hayat sahibi değiller. Eğer olsalardı, dinin olduğu gibi, dinle birlikte sistem inşa eden kültür hayatının, sanatın, ahlakın, felsefenin sahibi olurlardı. Bunlar, dünya ölçütlerini ahiret ahvaline pek fazla tatbik ettikleri için, yollarını şaşırmışlardır. Bütün ömürlerince geçimleri zoru ile akait talim eden bu zavallılar, olsa olsa dini hayatın teknisyeni sayılabilirler. İslam’ın ruhunu, ruhtaki cihadın ne olduğunu bilen ve kültürün bütün içinde onun anlayışına ulaşabilecek olan gerçek din adamları bize anlatacaktır.”(9)

Topçu’ya göre Kur’an’ın en büyük hedefi yeryüzünde adaleti gerçekleştirmektir. Ancak din adamları, dinin misyonunu yüklenmek konusunda son derece yetersizdir. Onlar bu halleriyle dinin asıl temsilcilerinden biri olan Ebu Hanife’den çok uzaktadırlar. “Kur’an yeryüzüne adalet aşkını ebedi ve bütün bir teminat ile yüklü olarak getirdiği halde, din adamları, her nispetsizliği kader gibi karşılayarak beş parmağın bir olmadığından bahsedecektir. İmam-ı Azam gibi büyük bir idealist, gerçek bir Müslüman, zulme hizmetkar olmamak için Allah’a söz veren vicdanıyla mahkum olup da zindanda sopa altında can verdiği halde, sözde din adamları mütemadiyen her çeşit iktidarla uysallık senetleri imzalamasını veya hiç değilse susmasını bilen Şanso- Pansa’lardır. Makyavel’lerdir. “(10) Nurettin Topçu, mevcut durumdan sorumlu gördüğü, din adamlarını acımasızca eleştirmektedir: “

Dişlerini gıcırdatan kapkara görüşlü, çatık kaşlı softaların riyakar çehresine bir örtü çekildikten sonra, onun karşısında her değeri devirmek için ter ter tepinen, mazi ve mefahir tanımayan, kendi ruhunun varlığından habersiz, yabancı ruhlara satılmış, hürmetsiz ve beyinsiz, imansız ve tarihsiz, ancak biyolojik iştihaların takdircisi hasta zümreyi de susturmak icabediyor.”(11)

Nurettin Topçu, toplumun yüz yüze kaldığı ve dini bilgilerini edindiği cemaat yapılarını çarpıcı cümlelerle eleştirmektedir. “Daha dün “Amentü’yü ağızlarına almayanlar, şimdi Nurcu, Kursçu, Süleymancı gibi kafilelere, mukabeleci, mevlitçi, duacı, gibi taifelere ayrılmış bulunuyorlar. Şüphe yok ki, hepsinin derdi cehaletin örterek gizlediği kibirdir. İlk kafileler Allah mirasını paylaşamıyorlarmış gibi boğuşurlarken sonucu taifeler tonlarla afyon yutmuşçasına uyuyan bir cemaati,  merhametsiz eşkıyalar gibi, Allah adına soymaktan usanmıyorlar.”(12)

Bun yapılar insanları köleler gibi kullanan, hırslarını gemleyemeyen, kibirli insanlardan oluşmaktadır. Bu yapılar binlerce insanın dini duygularını sömürmektedirler. Bu yapılar, camilerde para karşılığı mukabele okuttukları halde, çocuklarını yabancı kolejlere göndeririler. “ Din adına duacılık yapan, Allah Kitabı’nı kazanç sermayesi edinen imandan nasipsiz paslı yürekler koca bir milleti kapkara bir beyinsizlik havasına sokmuş da, cehalet ve taassup karanlığında boğarlarken yaptıkları iş vatana ihanet değildir de nedir?”(13) Bu din adamlarının hac ve diğer ibadetleri yapan insanları vicdansızca sömürmektedirler. Bu insanlar, “Para ile şöhreti, devletle serveti seven, bunların getirdiklerinden başka hiçbir şeyi sevmez. Onun Allah sevgisi de yalandır. Cihat yolunda yürüyen, ne yakınlarını, ne zümresini, ne de kendi istikbalini düşünür.”(14)

Topçu’ya göre dini araçsallaştıranların faaliyetlerine fikir özgürlüğü bahanesiyle sessiz kalınamaz. “Sahtekar dinci, din adına büyücülük ve cehennem tellallığı yaparken, ‘fikirlerini söylemekte serbesttir, el verir ki devlete dokunmasın’ diye milletin büyülenmesine göz yumulamaz.”(15)

Topçu’ya göre din de bir irade olayıdır; bizim irademizi Allah’ın iradesine bağlayan bir harekettir. Bu anlamda din, sonsuzluk iradesini kazanmaktır. İnsanda sossuzluk iradesini doğuran dini hareket, hayatın diğer alanlarıyla bağlantı halindedir. Allah, bütün hareketlerimize nüfuz etmesinden dolayı, medeniyetlerin mabetsiz olması düşünülemez. Hareketlerimizde Allah’ın iradesini yok saymak ya da Allahsız yaşamak imkansızdır. Bununla birlikte, Allah’tan uzaklaşmak mümkündür; ancak bu aydınlığın azalması gibi çekilmez bir durumdur. Aydınlığın en yükseğine sahip olanlar ise mistiklerdir; çünkü mistik hayat dinin kaynağıdır. Vicdan aleminin bekçileri olan Peygamberler ve veliler büyük mistiklerdir. “İslam mistisizminden ibaret olan tasavvuf, Müslüman dünyasına enginlikle yayılmıştır. Bu doktrin asırlarca Müslüman toplumuna kudretini verdi ve birliğini sağladı. “(16)

Topçu’ya göre tasavvuf ve onun birleştirici kuvveti, Anadolu tarihindeki sürekliliği sağlayan en büyük etkendir. “Devirlerinin mistiklerini aşk ve irade ile takip eden ilk Müslüman müminleri, bir olan Allah’ın adıyla yalnız sınırlarda değil, hem de devlet merkezinde, yalnız kafirler arasında değil, aynı zamanda kendi kalplerinin derinliğinde mukaddes cihat ilan ederek çarpışmışlar ve ıstırap çekmişlerdir.”(17)

Topçu’ya göre, hayatımızın her alanını kuşatacak olan dinin mistik hareketinden doğan güç, ruhlarımızın kurtarıcısı olacaktır.  

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 78

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 79

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 79

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 80

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 81

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 82

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 82

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 83

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 28

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 28

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 73

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 107

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 108

Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 109

Nurettin Topçu, Ahlak Nizamı, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 47

Nurettin Topçu, İradenin Davası/ Devlet ve Demokrasi, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 68

Nurettin Topçu, İradenin Davası/ Devlet ve Demokrasi, Hazırlayan: Ezel Erverdi-İsmail Kara, Dergah yayınları, s: 68  

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş