metrika yandex

Vasat Ümmet (Örneklik, Orta Yol)

25.09.2020
Mustafa YILDIZ

Kur’an, İslam dini mensuplarına “Vasat Ümmet” (Orta yol, Örneklik) olmayı emreder.[1] Açık, şeffaf ve anlaşılır bir şekilde beyan edilen bu emir, Kur’an’da birden fazla yerde tekrar edilmesine rağmen, bazılarınca sanki sadece tavsiye niteliğinde söylenmiş, adeta fazlada önemli ve ehemmiyetli bir konu değilmiş gibi anlaşılmıştır.Bu emirler, müslüman topluluklarında da büyük çoğunluk tarafından sadece kişinin tüketimde takınacağı tutuma dair ya da harcamalar söz konusu edildiğinde kişinin uyması gereken kuralları belirleyen vahiylermiş gibi anlaşılmışlardır.

Kuşkusuz bu konular da “Orta yol” başlığı altında ele alınmalıdır.Ancak;”Sadece bu davranışlara ait fiiller söz konusu edildiğinde bu emirler devreye girer.” şeklinde anlaşılması ve öyle zannedilmesi konu bütünlüğü açısından bakıldığında yapılan/yapılmış bu minvaldeki yorumların eksik kaldığı/kalacağı kaçınılmaz olur.Herkes bunu böyle anlıyor demiyoruz, diyemeyiz de.Dile getirilen/getirilmiş her konu/konular usul bakımından da olsa elbette geneli bağlamazlar.Ancak böyle düşünenlerin de olduğu/olacağı, olabileceği de bilinmelidir.

Şuurlu müslümanlar arasında çokça konuşulan ama bizce gerektiği kadar önemi görmeyen/göremeyen ve hep eksik anlatılan/anlatılmış, dolayısıyla da eksik anlaşılan/anlaşılmış bir konu olması hasebiyle, “Vasat Ümmet” terimini işlemek istedik.”Vasat Ümmet” derken ne anlamamız gerekir, konunun dinle ne ilgisi var? konuyu nasıl anlamalı gibi hususları “İslam Dini” bağlamında ele alarak dikkat çekmek babından yüzeysel olarak değinmek istedik.Burda maksadımız kimseye birşey öğretmek değil elbette, yaptığımız okumaları eksiğiyle beraber okuyucuyla paylaşarak, hem öğrenmek ve hem de konunun etraflıca öğrenilmesine dikkat çekmek istedik.

Çok çeşitli anlamlarda tarif ve tanımı yapılan “Ümmet” kelimesinin yapılan/yapılmış bazı lügat ve istlahi tariflerini bu sütunların elverdiği ölçüde ve çapımız nispetinde kısaca aşağıya almaya çalıştık.

Etimolojik (Kökenbilim) olarak Umm; “Anne, Ümmet;Aynı anneden olan çocuklar” anlamına geldiği gibi, Ümmet;”Bir peygambere inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini hayatına uygulayarak etrafında toplananların tümü” anlamında da anlaşılmaktadır. Aynı kökten gelen emm de;”Bir şeye yönelmek, bir şeyi kastetmek, niyet etmek, bir şeyi hedefe almak, hedefine koymak, bir topluluğun önünde olmak, öne çıkmak, bir şeyi sevk ve idare etmek, ana olmak” vs.gibi anlamları da içeren çok fazlaca tarif ve tanımları yapılmıştır.

Vasat (Orta yol) da:”Çözüme açık, herkes tarafından üzerinde uzlaşma sağlanan, en sert tartışmalarda bile ılımlı, itidallı davranan, davranabilen” anlamlarında tanımlamaları yapılmıştır.Buna karşın müslüman bilim insanları da “Ne ifrat, ne tefrit, orta yol tercih edilmeli” şeklindeki içeriği kapsayacak şekilde çeşitli tarif ve tanımlamalar yapmışlardır.

Bir başka tanımla Ümmet ile aynı kökenden gelen kelimeden türetilmiş olan “İmam” kelimesi de;”Bir önderin etrafında toplanmış, aynı duyguyu, aynı düşünceyi paylaşan ve aynı hedefi gerçekleştirmek için organize olmuş/edilmiş şuurlu, bilinçli topluluklar, önde duran, namazda öncülük eden kişi vs.gibi anlamlara gelmektedir.

“Sizden hayra çağıran, kötülükten sakındıran bir Ümmet olsun.”[2] Ayetiyle “İslam dini, yukarıda bazı vasıfları sayılan niteliklere haiz bir oluşumun kurulması veya oluşturulması müslümanların zorunlu görevleri arasındadır.” şeklinde de görülmeli ve öyle de anlaşılabilir.Yani islam dinini kabüllenmiş biri “Orta yolu takip eden, toplumda örnek olmuş/olacak, üstün/erdemli vasıflara haiz, donanımlı, emin ve herkesin güvenini kazanan/kazanmış kimliğiyle tanınan/tanınmış biri olmak gibi bir zorunluluğu olduğunu/olacağını da bilmesi gerekir.

Ne yazık ki, bu vasıflara haiz olan din mensuplarının sayıları oldukça az olduğu için, bu konuları gündeme getirmekte kişiye ekstradan sorumluluk yükleneceği korkusuyla olacak ki, bu mevzular kimsenin çokta fazla ilgi ve araştırma alanına girmemiştir.Bir müslüman düşünürün; ”Bana İslamı anlatma, bana İslamı göster” dediği gibi, “Hayra çağırmak, kötülükten sakındırmak” da ancak iyi bir örnekliğin daha etkili ve daha inandırıcı olduğu/olacağı da aşikardır.Yoksa, kendine sözü geçmeyen/geçiremeyen, söylediklerini yaşantısına tatbik etmeyen/edemeyen birinin yapacağı “Din”i anlatımların ya da yaptığı/yapacağı dini tavsiyelerin toplumda fazla bir karşılık bulmadığı/bulamayacağı da bilinmelidir.

İslam dininde bireysel olarak bizzatihi kişinin kendi yapması gereken emirleri olduğu gibi, topluma dair toplumla birlikte yerine getirilmesi gereken görevleri ile yöneticilere dair olup, ancak amirlerin/idarecilerin yerine getirmesiyle ifa edilebilen emirleri de vardır.Mesela;Cuma namazı, bayram namazları ve cenaze namazları gibi ibadetlerin fert olarak eda edilemediği gibi.Bu gibi emirler ancak bir toplulukla birlikte ieda edildikleri takdirde yerine gelirler.Toplum bu çeşit görevleri ihmal ettiği takdirde toplum içinde inanan kişilerin tamamı mesul tutulacağı bilindiği için, sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek örneklik teşkil edecek “Vasat ümmet”i oluşturmak, insanları hayra çağırmak ve kötülükten sakındırmakta inanan toplumların hepsine yüklenen/yüklenmiş bir görevi olduğu da bilinmelidir.Toplum tamamı tarafından bu görevlerin ihmal edilmesi halinde ise, her inanan kişinin kendine düşen pay kadar sorumlu olduğu/olacağı da bilinmelidir.

Günümüzde;Gerek ülkemiz dahilinde olsun ve gerekse islam coğrafyasında yaşayan müslüman topluluklarda olsun, sadece bu gaye ve amaçlar gözetilerek, görev ve sorumluluk duygusuyla halisane olarak bir araya geldiğini iddia eden topluluk, cemaat veya dini oluşumlar gerçekten var mı? diye soracak olsak, belki yüzlercesi sayılabilir.Ancak;Yukarıda ki vasıflar çerçevesinde faaliyetlerine devam eden “gerçek “Ümmet” olma bilinciyle biraraya gelmiş, müslüman topluluklar içinde örnek kabül edilmiş böyle bir oluşumu bilen, gören oldu mu? Doğrusu varsa da ben bilmiyorum bunu da cehaletime verin.

Bildiğimiz kadarıyla bu iddialarla faaliyet yapan veya yaptığını iddia eden Parti, Dernek, Vakıf ve kuruluşların hemen hemen hepsinde (İstisna olabilir) hakim olan görüş; “En iyi bilen biziz, en doğruyu konuşan da biziz, herkes bizim adreste toplanmalı, doğru yolu takip eden de biziz gibi tezleri savunduklarını, kusursuz bir liderleri olduğu, yanlışları hep ötekilerin yaptığını, beklentilerinde illaki karşıdan atılacak adımlarla sağlanabileceği vs.gibi bu ve benzeri tezlerle savunmalar yaptıklarını duyar ve görürsünüz hep.

Gerek bireysel bazda ve gerekse herhangi bir isim altında toplu olarak bu türden bilinen faaliyetleri yapan kurum ve kuruluşların, dışarıdan bakıldığında “Vasat Ümmet” mensubu olmayı temsil etmedikleri/edemedikleri görülüyor.Bu nedenlerden ötürü hep marjinal kalan/kalmış, yapılan/yapılmış hizmete yönelik faaliyetleri toplumun kahir ekseriyeti tarafından onaylanmamış, toplum içinde fazlada bir karşılığı olmayan bu oluşumlar, nasıl örneklik ve “Vasat Ümmet” olmayı temsil ederler/edebilirler ki.Demek ki, dinin “Temsil edilme” tarafı yıllardır bil hakkın yerine getirilmiyor ya da getirilmemiş demektir.

“Dinde ikrah (Tiksindirme) yoktur.”[3] Emrini hep kolayımıza gelen şekliyle, “Dinde zorlama yoktur.” şeklinde bizlere anlatılmıştır.Oysa, “Yaşantınla karşıdan bakanları dinden soğutma, söylemlerinle dinden tiksindirme! hareketlerine ve davranışlarına dikkat et, zira kimliğinle bir dini temsil ediyorsun, ona göre davranman lazım”.Şeklinde de anlaşılamaz mı?

Din bütün kurallarıyla yaşandığı ve yaşatıldığı zaman kuşkusuz karşıdan bakıldığında da güzelliği görülür.Yukarıda çeşitli tarif ve tanımı yapılan ve İslam dininin de bir emri olduğu halde “Vasat ümmet”, “Örneklik teşkil etme” vasıflarına vakıf, emek sarf eden ve bu çabalardan dolayı da mağdur edilen/edilmiş kaç tane oluşum sayabiliriz acaba?.Veya yukarıda belirtilen vasıfların hangilerine uyan bir dini yapı mevcut.?

Hülasa, kastımız yapılan/yapılmış faaliyetler temsil noktasında bilhakkın yapılmayıp eksik bırakıldığı için emekler boşa gitmiştir demek değildir kuşkusuz.Gecesini-Gündüzünü bu işlere vakfeden kardeşlerimizin olduğunu da biliyoruz.Zerreyi değerlendiren Rab’bim şüphesiz onların bu emeklerini de heba etmeyecektir.Bizim ki, yapılanların eksiğini ve noksanını daha az hale getirebilirmiyiz kabilindendir.

Mustafa YILDIZ

1-Furkan:67, Bakara:143, Lokman:19-32, Fatır:32
2-Al-i İmran:104
3-Bakara:256

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş