metrika yandex

Savrulmalara Direnemiyoruz Galiba

Mustafa YILDIZ

24.01.2021

İslam dini mensubu kişi, kişiler;mensubu olduğu dinin yazılı metinlerine mutabık, inandıkları emirlere uygun, açık ve sarih herkesce anlaşılan ilahi vahiylerle çerçevesi çizilen, bireysel olarak gücünün yettiği kadarıyla yapması zorunlu olan ibadetlerden ne kadarını ya da hangilerini Kur’an’andaki yazılı manalarıyla örtüşecek şekilde işlediklerini yorum yapmadan, değerlendirmeyi de okuyucuya havale edip, vicdanıyla başbaşa bırakarak sorgulama yapması için,

Kişi;yapmakta olduğu ve yapmaya devam ettiği dini amellerin işleniş şekli, yapılan ibadetlerin içeriği ilahi vahyin önerdiği muhteva çerçevesinde mi gerçekleşiyor? yoksa halkın kendi arasında belirlediği örf, anane ve gelenekleri ibadet niyetiyle ve oldukça da kolaylaştırdıkları kendi kurallarına göre mi belirliyorlar? gibi soruların cevabını aşağıda mealleri verilen ayetleri inceleyip sağlıklı karar vermesi için, yorum ve fikrimizi katmadan okuyucuya sunuyoruz.

Günlük hayatımızda hemen herkesin karşılaşma ihtimali bulunan sadece bir kaç hususu aşağıya alarak, gerçekten bu hususlarda bireylerin nasıl davrandıkları ve içimizden geçen davranış biçiminin aslında nasıl olmasını arzu ettiğimizi samimi olarak sorgularsak şayet;Kur’an’a uygun, gönül rahatlığıyla yürürlüğe koyduğumuz, hayatımıza sirayet eden kaç tane Kur’an ayeti var acaba?

İman ve inanç tercihi gönüllülük ve rızaya dayalı olması gerekir.Aksi hallerdeki her türlü imani tercihler tartışmalı olur/olabilir.Mesela;”……Allah katında en değerliniz en fazla takvalı olanınızdır.”[Hucurat:13] derken veya “…..iman henüz kalplerinize yerleşmedi.”[Hucurat:14] gibi ikazlarla neyi kasdettiğini daha iyi anlamamız açısından gerekli olacağı umuduyla birkaç ayet mealini sizinle paylaşmak istedik. Mesela;müslüman ahali arasında uygulanan, genel kabül görmüş miras bölüşümünün nasıl yapıldığını hemen her müslüman bilir.Peki Rab’bimiz bize nasıl olmasını istiyor, bakalım. 

Nisa Suresi:7 “Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır;yine ana-babanın ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır;azından çoğundan pay.”

Nisa Suresi:8 “Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.”(gönüllerini alın)

Nisa Suresi:9 “Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar (yetimler hakkında) ürperip korksunlar.Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.”

Nisa Suresi:10 “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.”

Nisa Suresi:11 “Allah, size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder.(Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur.Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana-babasından her birinin altıda bir hissesi vardır.Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana-babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer.Eğer kardeşleri varsa,anasının hissesi altıda bir düşer.(bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır.Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz.Bunlar, Allah tarafından farz kılınmştır.Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Nisa Suresi:12 “Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir.Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir.(Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır.Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır.Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde bir onlarındır.(Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır.Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer.Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birine ortakdırlar.(Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır.(Bütün bunlar) Allah’ın emridir.Allah hakkıyla bilendir, halimdir.”(hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Nisa Suresi:13 “İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır.Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan,  içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar.İşte büyük kurtuluş budur.”

Nisa Suresi:14 “Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar.Onun için alçaltıcı bir azap vardir.”

Nisa Suresi:32 “Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın.Erkeklere kazandıklarından bir pay pay vardır.Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin.Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”
 
Nisa Suresi:33 “(Erkek ve kadınlardan) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık.Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.Şüphesiz Allah her şeye şahittir.”

Nisa Suresi:176 “Senden fetva istiyorlar.De ki:Allah size “Kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor:Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur.Eğer kız kardeş ölür ve çocuğu bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur.Eğer kız kardeş iki kişi iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler. o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır.Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor.Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”

Bakara Suresi:233 “Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için, anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler.Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği örfe uygun olarak babaya aittir.Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez.Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın (Baba ölmüşse) mirasçı aynı şeyle sorumludur.Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp, anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur.Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur.Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.”

Fecr Suresi:19 “Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyiyorsunuz.” 

Bugün yaygın olarak kabül gören tatbikatla ne kadar benzerlik arz ediyor acaba?

Nisa Suresi:58 “Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.Allah size ne güzel öğüt veriyor.Şüphesiz Allah işitir ve görür.” 

Gerek görev verilirken ve gerekse hüküm verirken ne kadar adil davrandığımızı, dost, akraba, hemşehri, partili v.s.gibi ayırımların yapılıp yapılmadığını bir an içimizden istihare edersek nasıl bir sonuç elde ederiz acaba?…..

Saf Suresi:2 “Ey iman edenler! Yapmadığınız/yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz (vaat ediyorsunuz)”

Saf Suresi:3 “Yapmadığınız/yapamayacağınız şeyleri söylemek, Allah katında büyük kızgınlığa sebep olan çok çirkin bir davranıştır.”

Hac Suresi:30 “……..yalan sözden de uzak durun.” 

Herkes kendi şahit olduklarına bir baksın.Bu emirlerin ne kadarına uygun davranışlar sergileniyor?

Bakara Suresi:188 “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin.İnsanların mallarından bir kısmını bie bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (Rüşvet olarak) vermeyin.”

Bakara Suresi:275 “Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimseler gibi kalkarlar.Bu, onların “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır.Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.Bundan böyle kime Râb’binden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, önceden aldığı onun olur.Durumu da Allah’a kalmıştır.Kim tekrar (faize) dönerse,işte onlar cehennemliklerdir.Orada ebedi kalacakllardır.”

Bakara Suresi:282 “Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Râb’bi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” 

Böyle bir teklifi bugün kime veya kaç kişiye bu teklifte bulunabiliriz acaba?

Nisa Suresi:29 “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.”

Nisa Suresi:30 “Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.”

Nûr Suresi:37 “Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.”

Sâd Suresi:21 21, 22. “(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. “Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster” dediler. 

Sâd Suresi:24 “Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.”

Cum’a Suresi:9  “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.”

Cum’a Suresi:10 “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın.Allah’ çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.”

Yukarıda kısaca değindiğimiz birkaç hususun halk arasında dini bir ibadet olarak yerine getirilirken belirtilen sınırlar ile ilahi vahyin çizdiği ve belirlediği sınırlara ne kadar uyulduğunu her bireyin kendisi daha iyi bilir.

Mustafa YILDIZ/ANKARA

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş