metrika yandex

silinmiyor işte, hayat bir karalama defteri olmayınca!

Mustafa AKMEŞE

23.04.2021

ey genç adam;
temmuz sıcağında üşümek nasıl olur
bilir misin?

13 yaşında bir çocuk mahallenin kahvehanesine
her akşam iftar sonrası
çalışmak için hızlı adımlarla yürüyordu...
13 yaşında işte, 13 yaş dile kolay…

yaz günlerinde saatlerce oruçlu ağızla!
gün boyu çay bahçesinin akşama hazır etmek için temizlemek
sonra koşar adımlarla eve gelmek,
sonra
hızlıca atıştırılan yemek sonrası
o ara
bir uyku basar ya ölümüne sanki.
temmuz gecesi  sıcağında
küçücük bedeniniz üşür ve
bir titreme tutar ya!
bi on dakika olsa yetecektir. şöyle kıvrılıp köşeye yatsa
gözünüzün kirini alacak kadar işte!
ama anasının zayıf elleri saçlarında dolaşır. 'güzel oğlum işe gideceksin, geç kaldın'
diye bağrına basar ya sizi.
ana yüreği hangi acılar akıtır içine o ara bilinmez
asılır gibi, bir şeyler kopar sanki içinden kalkar gider

yaşanan ramazan gecesidir.
müşteriden dolup taşan çay bahçesinde
cılız kollarında taşınan kucak kucak
çaylar, tostlar, içecekler, dondurmalar
çığlık çığlığa bir koşturmadır.
ta ki;
sahura kadar sürer gider,
peşin peşin alınan cepteki yevmiye tek tesellisidir işte…

her ramazanda yemek sonrası
eşinin ikram ettiği çayı yudumlarken
ihtiyar adam
ömrünün son virajında olsa da
o 'hacının kahvesine'
iftar sonrası uykulu yürüyüşünün hatırası canlıdır hala, taptaze!
evlat çay,
evlat su,
evlat dondurma
sesleri çınlar kulaklarında.
ve oturduğu koltuktan alıp
onu yıllar öncesine götüren
üşüten bir çocuksu uyku gelir sarar yaşlı bedenini.

'anılar'dan bahsediyorum dost.
yıllar geçse de unutulmayan  
gönle iz yapan, akla kazınan anılar vardır.
karalama defterinden bahsetmiyorum
genç adam.
hayat olandan söz ediyorum

kişinin
tiryakisi
olduğu 'şey'  var ya!
anısı gönle düşmüş 'yaralar' gibidir
unutamaz insan.
bir yerlere gizlenmiş ve varlığını hatırlatır durur.
farkında olanlar için
öyle çok ki esasında yaşadığımız hayatta
tiryakisi olduğumuz bağımlılıklarımız…

yolu zindanlara düşen adam;
'sorguda dayak yerken en zorlandığım şey
sigaranın yokluğuydu' diye söylendi.
'beni kendine böylesine tutsak eden bir alışkanlığı o gün farkettim ve
o an bırakmaya karar verdim' diye de ekledi...

sigara tiryakisi anlar benim ne demek istediğimi.
eline bir kere vursa sigaraya
bir kere götürse dudaklarına, çekse şöyle derinlemesine dumanını
aylarca bırakmak için kavgasını verdiği
yıllarca içmediği cigaraya
o an başlayacağını bilir. kokusu, tadı bir yerlerde saklıdır
hemen gelecek hayatına girecek kadar
yakındır  işte...

ey genç adam
tiryakisi olduğumuz şey ne varsa
bilesin ki
yolu da, yolcuyu da yorar.
içtiğin kahve, yaktığın cigara,
kulağında çalan hep dinlediğin o müzik
takıp yakıştırdığın üzerine 'marka' edindiğiniz  
'yaşam biçimi' diyorlar ya onu derim!
'onsuz olmaz abi' dediğimiz
işte ne varsa
isterse helal olsun fark etmez
tiryakisi olduğunuz şeydir ve bir ömür
üzerimizde asalak olarak taşırız.
zayıf olan tarafımız oluverir. imtihanımızdır.

nasıl olacak,
ne yapalım da tiryakisi olacak bir hayat kurmayalım,
bağımlısı olmayalım bir şeylerin diyorsan genç adam;

bitecek, evet bitecek…
evlerin çatılarından sarkan buz sarkıtlarının erimesi gibi .
damla damla tükenen bir ömürdür bizim ki.
göç yolunda olduğumuzun, misafir olduğunu anlatır.
hatırlatır durur mevsimler
görmez misin?
sararan dünyanı!

aziz olan kitabın ifadesiyle
'yaptıklarına karşılık
onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez.' haberi yeter sank
i.

Öyle...
başka ne diyebilirim ki…

ey yolcu

tiryakisi olduğun bağımlılıkların olmasın

silinmiyor işte
hayat bir karalama defteri olmayınca!

 

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş