metrika yandex

şeytanımla karşılıklı otururken!

Mustafa AKMEŞE

12.01.2022

arafat dönüşü  meş'ar da  
ölünceye kadar devam edecek savaşınızın 
ahdi ve kararlılığı adına topladığımız
"kor parçalarını" atacağımız 
"cemrelerin"
tam 'kıyıcığında' geçiririz ilk geceyi! 
 
en azından ben öyle yaptım.
"düşman olarak haydi inin"

denmiş ve sürgün yemiştik ya arza!
şimdi bir başıma gece boyunca karşısında duruyordum. 
şeytanla diyorum! 
mina'da işte… cemaratta...
sessiz ve bir o kadar da sakin…
akletme zamanı, düşünmek zamanıdır
ve yarın büyük tanışma için kişinin kendini hazırlamasıdır...
zilhiccenin 8!idir…

uzun bir gece sonrası minadan müzdelife'ye güneş doğduğu an 
yayan yola düşer  
güneşin yükseldiği vakitlerde ulaşırsınız arafata...

durursunuz… öylece durursunuz. özel hiç bir ibadeti yoktur.
kalabalıklar içinde 
sadece siz ve rabbiniz varsınızdır ve 
o ara bir "an" bile durmak 
kulun 
rabbine kendini 'vakfe'tmesi için 
yeterlidir... 

arafat 
anlamaktır, tanışmaktır dost!
vakfe 
yaşanan hayatı anlamlandırmaktır 

sonra güneşin batmasıyla birlikte 
arafat'tan hızlıca ayrılır 
müzdelifenin çölünde meş'arda şeytanı taşlayacak "ateş korlarınızı" toplarsınız 
attığınızda uçup gidecek küçük taşlar olmasın ki
ezeli düşmanımız kararlılığınızı görsün
veya büyük taşlar istenmez çünkü amaç 
can yakmak değildir 
sadece şeytanınızla aranızın kesin açıldığının adı olsun istenir.

şuur sahibi olmak işte tam da budur.

sonra kurban edersiniz "ismailinizi!" 

gündelik hayata dönersiniz. 

hayır hayır haccı anlatmak gibi niyetim yok
o ayrı bir konu olur
sonra belki… 

ne mi derim.
paradigmamız diyorum
hayata hangi pencereden nerden bakıyorsak 
bilin ki görülen şey farklıdır. 
öyledir bu! 
paraya, kadına, erkeğe, evliliğe, çocuğa, rızka, arkadaşlığa, okumaya,
evet çoğaltabilirsiniz 
bu ve benzeri ne varsa yolun getirdiği
baktığınız yer yani paradigmanız gördüklerinize anlam katar. 
kişiye hayatın anlamını gösterir ve o şuuru verir. 
hac bu yönüyle tam bir uygulamalı öğretim alanıdır… 

paradigmamız 
hesabı olan bir hayatı yaşadığımızı bilmektir dost.
istikamet sahibi olmanın ve müslümanca düşünmenin en önemli adımı bu anlayıştır. 

buna rağmen 
niye böyleyiz ki diyorsanız eğer 

bitmeyen can sıkıntılarımızdan bahsediyorum. 
depresyonlarımız yani…
altında ezildiğimiz ve taşımaktan yorulduğunuz yüklerimiz 
yolda bitmeyen savrulmalarımız var ya!

"elinde, avucumuzda sımsıkı tutmamız gerekeni bırakınca,
gevşetince"
yaşanan hayatın anlamını kaybediyoruz 
sanki ondan oluyor tüm bunlar… 

ya yüklenemeceyecegimiz şeylerin altına girdik vazifemiz olmayan 
ya da yolun getirdiklerine anlam veremedik dost...

bakıver, dinleyiver 
hangi şeyler  kalplerimizin ritmini bozar  heyecanlandırır ki...

çok zaman dışarıda aranır düşman olan 
halbuki 
ilk önce 
kalplerimizin delice 
atışıdır 
bizi ta derinden vuran işte! 

ah bir bilsek !


ey yolcu 

"fe firru illallah" 
paradigman olsun...

inan
elinde tuttuğun 'kor'un acısı 
sayılı gün içindir 
rahata ereceğin
zaman yakındır…


not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş