metrika yandex

mücahitler müteahhit olmuş!

Mustafa AKMEŞE

18.06.2021

Mustafa Akmeşe

ülkeler için sağlık hizmeti
en önemli gelişmişlik parametresidir.
öyle olduğu halde hasta yatak sayılarına bakın,
sonuçta nüfusa göre onbinde oranlara tekabül eder.
insanlar çoğunluğu sağlıklı hayatlarını devam ederler.

suç oranlarına bakalım,
hapishane ve yatan kişi sayı da nüfusa göre değersiz rakamlardır.
suç işleyenler, temiz insanlara göre oranı yok denecek kadar azdır

ticari hayata bakın lütfen;
milyonlarca insan her gün sanal ortam dahil alış veriş yapar ve
yapılan ticaret de
mutsuz olan, kandırılan oranı küsüratlıdır..
yani doğru, temiz ticaret yapan milyonlar vardır.

trafik işte,
milyonlarca araba trafikte ve kurallara uyarlar.
hoyrat şöför kaynaklı kaza günlük esasında ne kadar azdır.

bütün kötülük diye bildiğimiz ne varsa
insanlar arasında yaşanır durur ve
bu toplumsal alandaki nüfusa oranı hep çok azdır.

öyleyken
toplumsal birliktelikteki bu ve benzeri olumsuzluklar sayısal çok az olsa da,
oranına göre etkileri toplumda çok fazla olur.
çünkü insanlar kötü olanı konuşmayı ve yaymayı daha değerli bulur. ilginç!
konuşulan, reklamı yapılan ‘kötülük’tür.
bu durum
iyilerin çok olduğu ve iyiliklerin esas olduğu toplumsal hayatı
adeta felç etmesinin sebebi olur.
çünkü kötülüğün korkusu ve  sesi, iyiliği bastırır da ondandır.
kötünün dedikodusu toplumda hızla yayılır ve
sanki insanlar her an yaygın olarak
aldatılıyor veya
kötülük işleniyor sanırsınız,  

insan ilişkileri güven üzerine bina edilir.
her bir suistimal edilen ilişkinin
gündem olması
sadece ilgili kişiye güvensizlik oluşturmaz.
daha kötüsü dost;
kötülüğün,
toplumdaki herkes tarafından yapabilir anlayışına sebep verir ki
bu onulmaz yaralar açar insan ve toplum üzerine.

‘ege’li bir arkadaşım,
‘amcasının, marketlerden aldığı ucuz zeytinyağlarını,
artistik
şişelere koyup, tıpa ve çuval ipiyle bağladığını ve
yol kenarında araba arkasında şehirli tatilcilere satarak
bir yazda kalan zamanda yetecek kadar para kazandığını söylemişti.’
yazıyordu
twitter'da bir paylaşımcı...

keşke bilmeseydik.
aksine insanları kandırmayan, hak hukuk gözeten
ege’li dürüst köylü sayısı,
kandıran köylüye göre hesapsız fazladır.

dürüst olanlar gündem edilmez ama...

her şey öğrenildiği gibi,
şüphe etmek de öğrenilen,
yani tecrübe edilen bir yaşam pratiği oluverir.
kişiye veya topluma yerleşen bu şüphe rahatsızlığı öylesine
etkilidir ki;
‘yenilen kazıkların toplamına tecrübe işte’ diye darbımesel olur halk arasında.

bu hal, yani tecrübe denilen kötüye olan muhataplık
şüpheleri tetiklerken, kişiyi duygusuz yapar.
çevremizde şahit olduğumuz bir çok olaya karşı tepkilerimizi bire bir olumsuz etkiler.

kalbini şüpheye teslim etmiş olanın hali;
acımasız,

bir o kadar da duyarsız bir kişiliğin mazereti olarak kabul görür.
Her bir kötü tecrübe profesyonel olmaya atılan küçük küçük adımlardır.
kronik şüphecilik;
hastalıklı güvensiz kişilik oluştururken
hayatı öylece tartar, değer verir ve ilişkilerde kötü bir hayat pratiği oluşturur

halbuki, toplumda insani ilişkileri canlı tutan şey güvenmek üzere olan bağdır.

bugünlerde çok duyduğumuz;
bizim mahallede
‘mücahitler müteahhit! olduğu’
islamcılığın bittiği,
müslümanların ... falan diye başlayan,
öldük, bittik diye sonuca bağlanan yazı ve konuşmaların, şikayetlerin
hepsine bakın
yaygın olan bir gerçekliği falan yok.
dile düşüren, yazan arkadaşlar tertemiz, diğerleri…
ah ki ah!
ayrıca, bunu konuşmanın yararı da yok.

hayatta  
iyiliği çoğaltmak için
yani
‘selam'ı diyorum dost;
etrafımızda görüp durduğumuz,
sayısız iyi insanları ve iyiliklerini ve  
çok değerli işleri bahsederek, göstererek konuşmakla mümkün.

umut vermek lazım diyorum dost.
umut...
birkaç kötü örneği
genele şamil kılıp kötülüğün propagandasını yapmak
kime ne yarar sağlar ki…

müslümanlar bu ülkenin de dünyanın da
tek umudu...

çölde kaybolmuş ve susuzluktan ölmek üzere olan adama
yardım etmek için devesinden inen
ama
güvenmesi nedeniyle boşta bulunmasından faydalanan ve
devesini alıp kaçan,
çölde adeta ölüme terkedilen kişi
her şeye rağmen
hırsızın arkasından bağırıyordu;
‘ey arsız olan, yaptığın kötülüğü kimseye anlatma
ki,
sonra çölde kaybolanlara  kimse yardım etmez...

ey yolcu

şüphe kalbi bir rahatsızlıktır
insanı da toplumu da yer bitirir
güvenmek esas olandır.
güveni sarsacak ‘az olan kötüyü’
diline
dolama
ki
şüphe toplumu olmayalım...
sen “iyi” olanı
‘selam'ı’
yaygınlaştır...


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (8)
Mustafa AKMEŞE | 20.06.2021 16:23
Mustafa Turan kardeşim, sesinizin ulaştığını bilmek, duyulmak işte, onu diyorum inan çok güzel. Ne güzel dersin, umut verdin, cesaret verdin. tşk ederim
Mbozac | 20.06.2021 14:13
Aktif iyilerden, iyilik denilince hakiki olanını paylaşıp çoğaltanlardan olabilmek....
Mustafa Akmeşe | 20.06.2021 09:43
okur-yazar kardeşim, yaşanmış olanla çok değerli dönüş yaptınız, katkı verdiniz.. duygulandım inanın.. selametle kalın.
Mustafa Turan | 19.06.2021 19:20
Mustafa abi yüreğinize sağlık. Yazılarınızı ilgiyle okuyorum. Güzel meselelere değiniyorsunuz. Bu yazınız bana “kara haber tez duyulur” sözünü hatırlattı. İyi haber niye bu kadar çabuk duyulmuyor ? Sebebi biziz aslında. Yorumda Arif Bey söylemiş bakış açımız hep kötüye odaklanmış. İyiyi görme yayma refleksimiz körelmiş. Çağın hastalığı bence bu yazılı görsel medya adeta kötülüğü yaymayı kendine görev edinmiş. Ben bu yazıdan sonra dikkat edeceğim inşallah iyilikleri güzellikleri konuşmaya yaymaya.
Mustafa Akmeşe | 19.06.2021 17:08
okur - yazar kardeşim, iyi ki varsınız. İkram ettiniz.tşk ederim. duygulandım inanın. söze değer katan yaşanmış olanı paylaştığın için. yaşarken elimizden tutulan sayısız güzellikleri unuttuğumuz sözleri, iyilikleri, bize çok güzel ifade ettiğin için, hatırlattığın için ayrıca teşekkür ederim. selam olsun..
Okur-Yazar | 19.06.2021 14:27
Birgün, dara düştüğüm bir vakitte, birinden yardım istedim. "Tabi!" dedi. Onun için ne kadar kolay ya da zor olduğunu bilemem, ama benim için Uhut dağı gibiydi. Mesele çözüldü, yüküm hafifledi. Eve dönmek için yola çıktım. Yürürken hafif çiseleyen bir yaz yağmuru, tam da hâleti rûhiyeme huzur, sevinç arkaplanı yapar gibi geldi. Yolda pek çok şey düşündüm. Ben de biri dara düşerse şöyle şöyle yapayım.. Kimi hasta duyarsam, bir kase çorba.. Kimi üzgün görürsem bir acı kahve-iki kurabiye.. . . Gördüğüm iyiliğe karşı içimde yeşeren tohumdan mütevellit birçok meyve.. Dünyanın bütün darda kalmışlarına yardım etme isteği... Yani, ey kalemin süvarisi.. Madem iyilikleri anlatacağız.. Şu da bilinsin istedim: bir iyilik görünce insan, bin iyilik de kendi yapmak istiyor. Sevabı çoğaltmak da aslında zulmü yaymak kadar kolay. Tercihlerimizi tazelemek lâzım. Vesselam..
mustafa akmeşe | 19.06.2021 13:16
arif hocam ,senin gibi güzel insanlar yolda oldukça umutsuzluk ne yav!.ne mümkün.dönüş yaparak değer ,katkı yaparak zenginlik verdin ..
Arif KISACIK | 19.06.2021 08:56
Abi Olaya böyle bakma alışkanlığımız olmamışki hiç, nasıl eleştirmeden yapalım. Dizilerle, filimlerle, sosyal medyayla adeta beynimizi iğdiş etmişler bize böyle yapacaksınız demişler, bizde öyle yapıyoruz, Olaya birde şöyle bakın dememişler bizde öyle bakmıyoruz. Hem sohbet ortamlarında hatta iki kişi bir araya geldiğimizde dedikodu, gıybet, onun kedisi, öbürünün köpeği konuşulur olmuş. Mesela hapisteki insanların dışardaki insanlara göre ne kadarda az olduğu, Yolda giden on binlerce araçtan çok azının kaza yaptığını, hasta insan sayısının sağlam insan sayısına oranla çok az olduğu, okuyan insan sayısının okumayan insan sayısına göre daha fazla olduğunu, sarhoş olmayan insanların oranının içenlere oranla daha az olduğunu, hırsızlık yapmayan insanların, zina etmeyen insanların yalan söylemeyen insanların daha fazla olduğunu söyletmemişler, cesaretimizi yok etmişler, hatta hala şu durumda bile açık ara önde olmamıza rağmen birileri kendilerine modern insan bizede gerici yobaz diyebiliyorlar ve bizim mahallenin insanlarıda onlara özenebiliyor, çünkü tabulaşmış fikirleri yıkmak oldukça zor. Kalemine yüreğine sağlık cesaretlendirdin bizi abi.