hafızlık yapan çocuğa dayak atanlar sizlere sesleniyorum; vallahi münafıksınız!

 

kurslarda hafızlık yaptıran hocaları konuşmadan önce 
hafızlık için çocuğunu kursa gönderen aileleri konuşmak gerekiyor diye düşünüyorum.
konuşmak gerekir 
çünkü sistemin önemli aktörleri de onu için…

gözlemlediğim kadarıyla ailelerin 
sosyo ekonomik ve eğitim durumları 
toplumun daha çok alt gelir grubu diye adlandırılan 
ve dini eğitimi ya az ya da yok olan 
kırsalda veya şehirlerin periferinde yaşayan kesimlerden bir kısmı 
çocuklarının hafızlık eğitimine çok arzulu.
istatistik bilgiler de bunu bire bir destekliyor.

yüksek eğitimi ve ekonomisi iyi olan 
dindar aileler 
hafızlık konusuna hiç iştahlı görünmüyor.
hafız ailelerin yüzde 24’ü asgari ücretin altında yüzde 62’si asgari ücretin hemen üstünde 
geliri olan ailelerin çocukları
öğrenci babalarının çoğu yüzde 62’si çiftçi, işci veya gizli işsiz olan kesimden
annelerin yüzde 98’i ev hanımı...

eğitim durumu türkiye'deki ailelerin eğitim ortalamasından az düşük.
babaların yüksek öğrenimli olduğu hafız oranı yüzde 11 
annelerin binde 2’dir.
en ilginç yanı ailelerin islami ilimle uğraşan kesimi küsüratlı
babaları ilahiyat mezunu olan yüzde 3, imam hatip mezunu olan yüzde 9
annelerin ilahiyat mezunu olan yok, imam hatip mezunu olan ise yüzde 2
din görevlisi sadece yüzde 7

hafızlığın büyük bir kısmının böylesine bir kesimlerden beslenmesinin elbette çok nedeni vardır.
bence öne çıkan asıl sebep 
toplumun alt gelir grubunda olmaları nedeniyle 
çocukların ilköğretimde başarılı olmaması ve okutma imkanlarının zorluğuyla
ailenin dindarlığıyla birleşince 
daha iyi bir gelecek imkanı olan yere çocuklarını sevk edemedikleri için 
hiç olmazsa hafız olsun anlayışını getiriyor. 
esas çekici kılan kursların parasız olması ve hafızlığa devam ederken 
orta eğitime devam etmeleri de bu anlayışı destekliyor gözüküyor. 
hafızlık yapanların üçte ikisi resmi eğitime devam ettiği görülmekte
bunların yüzde 80’i açık lisede okumakta...

şimdi işin can yakan kısmını konuşalım:
hafız eğiticiler var ya... ha işte onları derim.
ah hafızlık yapan arkadaşlar bi konuşsa ne hikayeler çıkar! 

merhum abdulmetin balkanoğlu 
ona allah rahmet etsin
kendi eliyle hafızlığa verdiği bir çocuğun 
dayak yemesi nedeniyle 
cami kürsüsünde haykırıyordu;
"ey hocalar 
hafız olsun diye size teslim edilen çocuklar 
siz dövesiniz, söveseniz diye verilmedi.
o çocuklar size milletin emanetidir. 
vallahi dövenler sizlere sesleniyorum;
kendi öz oğlun gibi kızın gibi yetiştirmeyen döven hoca münafıktır!’’ diye bağırıyordu…

yutuba bakıverin lütfen…

hafızlık eğitimi veren hocalar 
yarıya yakını yüksek öğrenim mezunu değildir.
yüksek eğitim mezunu olanların çoğu açık üniversite mezunu ve dini ilimler alanında da değil. 
eğiticilerin sadece yüzde 6’sının
4 yıllık ilahiyat mezunu olması dikkat çekici.

yüksek eğitimi olmayanın çocuk eğitiminin hiç bir kademesinde görevlendirmenin 
mümkün olmadığı zamanlarda 
hafızlık yaptıran eğiticilerin eğitim durumu düşündürücüdür.
çocuk ve gelişim yaşında ağır bir eğitime 2, 3 yıl tabi tutulan ve 
bir çok yaşanası tecrübeden mahrum edilen hafız öğrencilerle ilgilenen 
öğretici hocaların
pedagojik formasyondan uzak kişilerin elinde eğitilmesi 
sayısız sıkıntı üzüntü ve pişmanlığa davetiye çıkarmada…  

ben
bebelerini! yatılı kursa bırakanları hep hayretle izleyip 
cesaret mi yoksa cehalet mi 
içindeler acaba diye merak etmişimdir... 

ökkeş 
oturduğu yerden toplandı, sonra hafif bir boğazını temizledi ve
“aziz kitabın ezberini yapacak kim varsa
kendisi, ailesi ve öğreticisi hangi yolun yolcusu olduğunun farkında olan 
çok özel bir uğraşın adamları olsunlar
o yola yakışan budur”
dedi ve sustu


not: istatistik bilgiler; sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesinden prof. dr. suat cebeci'nin "hafızlık ve sorunları" çalışmasından alınmıştır.

Paylaş