metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260

Zamların Anatomisi - III. Bölüm

MUHSİN GANİOĞLU
07.09.2023

 

III.BÖLÜM

2-Üretim, Mali ve Ticari İşlemler:

Esasen işin en önemli noktası; toprağı, emeği, sermayeyi, müteşebbisi israf etmeden, yaşadığımız çağda geçerli olan metod ve yöntemlerle en verimli (bereketli) üretimleri yapabilmektir. (faktör verimliliği). Refahımızı da ancak verimliliğimiz kadar artırmak durumundayız.

Fert, şirket ve devlet hayatında; eğitimden sağlığa, tarımdan lojistiğe, üretimden hizmet sektörüne kadar her alanda, ayrılan kaynaklarla zamanın imkanlarına göre verimli üretim yapılıp yapılmadığı; enflasyonu belirleyen en önemli unsurlardan biridir. 

Mesela 100 TL’lik  üretim faktörüyle 100 birim üretim yapılması gerektiği halde 80 birim üretim yapılıyorsa, bu durumda %25 oranında verimsizlik kaynaklı maliyet artışı yani enflasyon  oluşacak,  verimli üretimle 101 TL’ye satılıp kar edilebilecekken aynı ürün verimsiz üretimde ancak 126 TL’ye satılarak kar edilebilir hale gelecektir.

Bu durumda verimsizliğin bedeli, bu işlemde hiç de kusuru bulunmayan insanlardan (tüketiciden) çıkarılacaktır. Bu verimsizlik bir kamu kurumunda gerçekleşmişse sonuç daha fazla vergi alınmasıyla, özel sektördeyse daha yüksek fiyatla mal satmayla sonuçlanacaktır. Görüldüğü gibi bu şekilde hizmetten faydalanan insanların mallarında haksız bir azalma söz konusu olacaktır. 

Ülkemizde yapısal olarak verimsizliği dolaysıyla enflasyonu etkileyen çok önemli bazı uygulamalar  bulunmaktadır. Bunlar üzerinde kısaca teker teker durmak gerekir.

2a-Tarımda Ölçek Ekonomisinin Kaybolması, Teknoloji ve Bilgiye Erişimin Yetersizliği:

Mukayeseli olarak tarımda ileri gitmiş ülkelere bakıldığında; Ülkemizdeki tarımsal işletme ve arazi ölçeklerinin çok küçük olduğu, verimli işletmecilik için gerekli olan bilgi ve teknolojiye erişimin kolay olmadığı, erişilenlerinse oldukça pahalı olduğu, mısır, soya, ayçiçeği, buğday, arpa, kanola vb ürünlerde dekar başına, yumurta, süt ve et gibi temel tüketim mallarında hayvan başına üretim miktarlarının Ülkemize göre çok yüksek olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. 

Ayrıca  tarımda; tohumdan, makine ve ekipmana, motorinden, gübreye ve mikro besleyicilere hatta işçiliğe kadar çok büyük bir oranda dış bağımlılık vardır.Bağımlılık oranı %80lere kadar ulaşmaktadır. Hayvancılıkta da başta besi ve damızlık materyalleri olmak üzere yine yaklaşık aynı oranlarda dış bağımlılık bulunmaktadır.

Hatta et, süt, mısır, buğday, ayçiçeği, soya gibi çok stratejik ürünler, dahildeki fiyatların düşürülmesi için ithal edilmekte ve ısrarla bu yola başvurulması sebebiyle tarımda ithalat bağımlılığı daha da artmakta ve yerli üretici bu durumla rekabet edemediği için üretimden çekilmektedir.  Maalesef bu durum bir sarmal haline gelmiştir.

Gelinen noktada yerli üreticinin rekabet şansı kalmamakta, döviz fiyatlarındaki en ufak artış maliyetlerde anında artışa sebep olmaktadır. Bir çok üründe market raflarında gıda fiyatları   maalesef ADB ve Avrupa’daki fiyatların üzerine çıkmıştır.

Bu sarmaldan çıkmak için tarım alanlarını mutlak koruma altına almak, ölçek ekonomisini  oluşturmak, teknolojik alt yapı ve nitelikli insan yetiştirerek tarım sektörünün emrine vermek, tarımda üretimden pazara kadar değer zincirini tekrar kontrol ederek,  istismar kazancı elden bütün mekanizmaları ıslah etmek ve bunların sonucu olarak gerçekçi verilerle mukayeseli olarak en ucuz gıdayı  üretecek karar ve eylemleri üretmek durumundayız.

Aksi takdirde ucuz tarımsal üretim olmayacak ve gıda enflasyonu önlenemeyecektir.  Toplum tükettiği ürünler için daha ödeme yapmak durumunda kalacak ve fakirleşmeye devam edecektir.

Devam Edecek

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş