metrika yandex
Anlam Kitap

MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE KONUŞURKEN HUKUKU ÇİĞNEMEK

Yusuf YAVUZYILMAZ

29.05.2022

Türkiye toplumunun en önemli sorunlarından biri hiç kuşku yok ki, Türk milliyetçiliğidir. Diğer siyasal akımların içine sızma potansiyeli yüksek olan milliyetçiliğin etkin olması toplumsal barışı zedeleyen bir zihniyet üretmektedir. Türkiye siyasetini mutlaka milliyetçiliğin dar siyasal ufkunun dışına taşımak gerekir. Türkiye siyasetinin demokratikleşmesi, hukuk devletinin kurumsallaşması, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının etkinliği bu mücadelenin başarısı ile doğrudan bağlantılıdır.

Hiç kimse" kardeşlik" ve "et tırnak" sembolizmi üzerinden bir etnik gruba ( Kürtler) daha düşük bir statüye razı olmayı dayatamaz. Kardeşlik sembolizmi kendi başına bir değer taşımaz. İnsanlığın başlangıcında yer alan Habil- Kabil kıssasını iyi analiz etmek gerekir. Habil ve Kabil kardeşti. Ancak Kabil hukuku aşarak kardeşini katletti. Bu insanlık tarihindeki ilk kardeş katli idi. Öyle görülüyor ki, hukuk olmadan kardeşlik söylemi sorunlu olabilir. Kuşkusuz kardeşlik hukuki bir temele dayandığında anlamlı olur. Çünkü salt kardeşlik, zulmü engelleyici bir ilişki biçimi değildir.

Farklı etnik toplulukların barış içinde bir arada yaşamasının çerçevesini milliyetçilik değil, taraflar arasında yapılacak hukuki bir sözleşme çizer. Bu sözleşme tarafların özgür iradesiyle katıldıkları bir ortamda yapılmalıdır.

"Her tür milliyetçiliğe karşıyız" söylemi teorik anlamda haklı görülse de, pratik anlamda hak arayışını perdeleyen bir söyleme dönüşebilir. Dolayısıyla bu söylem sorunlu bir zihinsel yapıya işaret eder. Burada önemli olan milliyetçilik üzerinden analiz yaparken temel bir yanlışa düşülmesidir. Bu durum, Kürt milliyetçiliği üzerinden Kürtlerin temel haklarını reddeden bir noktaya savrulmak tehlikesini beslemektedir.

Kuşku yok ki milliyetçilik sorunlu bir ideolojidir. Ancak Kürtlerin ana dil ve kültürel haklar konusunu milliyetçilik içine sokarak olumsuzlamak girişimi, Türk muhafazakar milliyetçiliğinin baskın görüşüdür.

Dolayısıyla milliyetçiliğin sorunlu ideolojisinin arkasına sığınarak her meşru hak arayışına direnmek ve karşı çıkmak sorunu daha da derinleştirmektedir. Yani her meşru hak arayışını milliyetçilik diyerek reddetmek anlamlı ve ahlaki bir duruş değildir. Bu söylem muhafazakar dindar kesimde giderek yaygınlaşmaktadır. Sonuçta her tür milliyetçiliğe karşı çıkmak düşünsel açıdan tutarlı görülse de, Kürtlerin temel insani haklarını perdeleyen bir ötekileştirmeye yol açmaktadır.

Kuşku yok ki, her etnik topluluğun kimliğinin tanınması tartışmasız temel haklardandır. Kimliğin en önemli göstergesi ise dildir. Bir halkın meşru haklarını savunmak için milliyetçiliği temel almak doğru değildir. Çünkü sorunun kaynağı ulus devlet formunun üzerine oturduğu ideoloji olan milliyetçiliktir.

Öte yandan milliyetçilik bir devlet ideolojisi olarak ortaya çıktığında sonuçları çok daha yıkıcı olmaktadır. Türkiye, yoğun olarak Tek Parti Döneminde Türk milliyetçiliğinin sorunlu uygulamalarına tanıklık etmiştir.

Türkiye gibi tarihi ve kültürel derinliği olan bir ülkede, modernleşme sürecinde ortaya çıkan milliyetçilik, kısırlaştırıcı ve tahrip edici bir rol oynadı. Bunu özellikle dilde arındırma çabalarında görmek mümkündür.

Sonuç olarak milliyetçiliği çözüm önerisi olarak savunmak sorunlu bir yaklaşım olduğu gibi, her tür meşru hak arayışını milliyetçilik diyerek reddetmek de doğru değildir. Milliyetçilik ideolojisinin tuzağına düşmeden meşru hakların savunuculuğunu yapmak ahlaki bir tutumdur.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Abdullah Yalçın | 01.06.2022 12:00
Teşekkürler Yusuf bey mustefid olduk Türkiye menfi milliyetçiligin zararlarını çok gördü.