metrika yandex

MİLİTAN ELEŞTİRİ

Yusuf YAVUZYILMAZ

18.04.2021

Türkiye’deki siyasal, dini ve kültürel yaşamın en önemli sorunlarından biri militan eleştiri kültürünün varlığıdır.  Bu kültürün toplumun farklı katmanlarında baskın olması toplumsal barışın önündeki en önemli engellerden biridir. Militan eleştirilerin en önemli özelliklerinden biri, eleştirinin özenesi olarak hep muhalifini temel almasıdır.  Bunun yanında kendine dönük en küçük bir eleştiriden özenle kaçınırlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri, militan eleştirmenin hakikatin değil, kendi kampının(parti, cemaat, örgüt) çıkarlarını korumak eğiliminde olmasıdır.

Militan eleştiri yapanlar doğası gereği bir kampın fanatikleridir. Televizyon tartışmalarının aktörleri birkaç istisna dışında futbol fanatiği gibi davranmalarının altında, her koşulda ait olduğu yapıyı savunma refleksi vardır. Aslında bu tip militanlar, fanatizmini tarafsızlık kisvesi altında gizlemeye çalışırlar. Militan eleştirmenin ait olduğu grubun Kemalist, milliyetçi, ulusalcı, İslamcı, sosyalist, liberal olması fark etmiyor.

Militan eleştirmen doğası gereği seçmeci bir zihin yapısına sahiptir.
Mesela Türkiye’nin hukuk ihlallerini tartışırken, bir gurup sadece Ak parti dönemini ölçüt olarak alıyor ve 28 Şubat dönemini, çok daha bilinçli olarak da Tek Parti faşizmin görmezden geliyor. Diğer grup Ak Parti dönemindeki hukuk ihlallerini görmezden gelerek, 28 Şubat ve Tek Parti faşizmin öne çıkarıyor.
Ortak noktaları karşıdakinin zaafları üzerinden kendilerini meşrulaştırmak. İkisi de tek yönlü, ikisi de taraftar, ikisi de fanatik. Ömrü boyunca Tek Parti faşizmin eleştirel bir metin yazmamış kimseden eleştirmen olmaz. Çünkü o hakikatin değil, kendi kampını savunmak peşindedir. Bu tür eleştirmenlerin dini değerlendirmeleri de tek yönlüdür. Arap geleneğinin ve kültürünün din olmadığını söyler, ama benzer şekilde Türk kültürünün ve geleneğinin din olmadığı gerçeğini görmezden gelir. Bunun farkında olmadığı için değil, bilinçli bir şekilde yapar. Seçmeli zihinden eleştirel düşünce çıkmaz. Eleştirel düşünce ile boyanmış faşizm çıkar.

            Eleştiri yapan, yaptığı eylemi tek yönlü yürütüyor ve diğer tarafı bilinçli bir şekilde görmezden geliyorsa o eleştirmen değil militandır. Militanın olduğu yerde fanatizm ve kaçınılmaz olarak şiddet vardır. Pakistan’ın yetiştirdiği değerli bir alim olan Fazlurrahman’ın “İslam” adlı eserinde yaptığı Haricilik analizi gerçekten fanatizm ile şiddet arasındaki ilişkiyi açıklar niteliktedir:  “Öte yandan tüm ifade yollarının yasaklandığı ve sadece mutlak doğru ve mutlak yanlışın yontulmamış hallerinin var olduğu bir yerde, şiddet doğal hatta kaçınılmaz bir eyleme dönüşmektedir. Örneğin ilk Harici liderleri böyleydiler ve İslam’ın ilkelerini insan meselelerine rasyonel bir biçimde uygulama isteğinde değildiler. Hz. Ali'nin seçilmesinden hemen sonra, ona Kur'an'ın, günün politikasında ortaya çıkan duruma göre, kendi anladıkları şekliyle uygulanmasının gerekliliğine dair baskı yapmışlardır. Sert bir şekilde, "Bırakın Kur'an konuşsun" diye ısrar etmişlerdir. Bu nedenledir ki, Hz. Ali bir keresinde Kur'an'ın bir nüshasını getirerek "İşte iki mukavva kapak arasında Kur'an nasıl konuşacak?"diyerek itiraz etmiştir. Hz. Ali'nin bu mantıksız muhaliflerin dikkatinin çekmek istediği şey (tarih bu kişilerin derin bir şekilde dindar oldukları, geceleri ibadetle geçirdikleri ve muttaki birer şahsiyet oldukları gerçeğine tanıklık etmektedir) Kur'an'ın öğretisinin rasyonel yollarla anlaşılıp uygulanabileceği idi. Onu kesinlikle haklı kılan şey, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in Kur'an 'da ifade edilen ilkelerin uygulanmasını olduğu kadar tefekkür edilmesini de her zaman teşvik etmiş olmasıydı."(İslam /Fazlurrahman)


            Sadece Kur'an anlayışının kör bir fanatizme dönüşebileceğini gözden uzak tutmamak gerekir. Bu noktada Hz. Ali'nin Haricilerle tartışırken ve bir konuyu müzakere ederken Kur'an'ı değil, Sünneti kullanmayı önermesinin de gözden uzak tutmamak gerekir.

Haricilik, Metnin içindeki cümleyi (Kur'an ve ayet) bağlamından kopararak literal anlamanın ve bu anlam üzerinden diğer Müslümanları tekfir edip katiline ferman çıkarmanın yöntemidir. Bu anlayış Hz. Ali’nin bile katiline hükmetmişti. Ne yazık ki, hala bu yönteme öykünenler var.

            Farklı düşünceleri hemen kafir, münafık, müşrik kategorisine sokmak farklı düşünceleri sabote etmek olduğu kadar, o düşünceleri gayrı meşru bir alana itmektir. Münafık tartışması farklılığı yok eder. Eline tekfir baltasını alıp, farklı düşünen herkesi aşağılayan bir zümre var. Bunlar, ünlü hukukçu Ebu Hanife öldüğünde, "ümmetin fitnecisi öldü " diyenlerin izinden gidenlerdir. İşin garibi bunu aklı başında insanlar da yapmaya başladı. Her tartışmayı itikadi bir alana çekip, üstelik en çok özen gösterilmesi gereken bir kavramla karşılamak fanatik militanın dili olabilir ancak.

            Müslümanlar karşılarındakini hatasız, her yorumunda isabet eden,İslam’ı dört dörtlük yaşayan insanlar olarak tanımlamaktan ve bunun üzerinden değerlendirme yapmaktan uzak durmalıdır. Bu tutum farklı eleştirilerin önünü tıkayan bir yaklaşımı besler.

Öte yandan kusurları, ayıpları derinleştirmeden uyarı görevini yerine getirmek gerekir.

Eleştiri yaparken kardeşlik hukukunu zedelememek gerekir. Bugün eleştirilerde kullanılan dil son derece itici ve İslami anlayışın çok uzağında. Kendisi gibi düşünmeyen Müslümanları acımasızca eleştiren bir dil var karşımızda

Militan, sözün doğruluğuna değil, kimin söylediğine bakar. Çünkü ona göre doğruluğun ölçütü ahlak ve adalet değil, ait olduğu grubun çıkarlarıdır. Bu yüzden militan eleştirmen kaçınılmaz olarak pragmatist bir ahlaka sahiptir.

            Herhangi bir partiye angaje olup hakikati bu aidiyet üzerinden anlamlandırmaya çalışanlardan kendi grubunu savunmak dışında ufuk açıcı bir çıkış beklenmemeli. Bu tip partizanlar doğası gereği seçmecidir. Kendi iddialarına uygun haberleri seçer ve kullanır. Kendi partileri de aynı sorunlara sahip olmasına karşın sadece karşıdakini eleştirir. Mesela rakip partilerde biat kültürü olduğunu, farklı fikirlerin olmadığımı savunur. Ancak şu sorudan kaçınır: Türk siyaseti veya siyasal aklı neden çoğulculuğa açık değildir.

            Militan ve fanatik eleştirmen taraftarıdır. Hakikatin değil, çıkarının peşindedir. Bu yüzden tarikatlardaki akıl dışı ritüelleri eleştirir, ancak 10 Kasım törenlerindeki hermetik uygulamalara sessiz kalır. Üstelik bunu bilerek yapar. Sonra ne kadar özgürlükçü, vatansever ve demokrat olduğundan söz eder. Ayrıca Kur'an İslam’ı taraftarıdır ve indirilmiş dinin temsilcisidir. Kuşkusuz uydurulmuş dine kökten karşıdır.

            Eleştiride kullanılan dil ve ahlaki tavır son derce önemlidir. Özellikle doğru bilgi ve ahlaka dayanmayan eleştirileri dikkate alarak ödüllendirmemek gerekir. Bu kişiler, bireysel komplekslerini, yetersizliklerini başkalarına saldırarak ve aşağılayarak gidermeye çalışan tatminsiz insanlardır.

Öte yandan eleştiri yapan insanlar ikiye ayrılır. İlki, sadece eleştirenlerdir. Bunların çözüm üretmek gibi bir amacı yoktur. Onlar eleştirinin konforuna sığınanlardır. İkincisi, eleştiri yapmalarına karşın, bulunduğu konum ne olursa olsun sorunları aşmaya çalışanlardır; sadece eleştiri yapmakla yetinmez, yol gösterme ve ufuk açmaya gayret ederler.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş