metrika yandex

Merhaba Binbaşı’m

15.06.2020
Ferman KARAÇAM

Bir süre önce çok değerli dostum, güzel insan Mehmet Yavuz Ay aradı ve kendisinin de köşesinde yazı yazdığı “Hertaraf.com” Haber Sitesinde yazı yazmamı istedi.
 
Daha doğrusu patronunun isteğini iletti.
 
Çok memnun oldum ve cidden onore oldum ama, yazacağımdan tereddüt ettim çünkü ben, çok kolay yazan biri değilim, haftada bir, iki ancak “Haber7. com’ “ da yazabiliyordum zaten.
 
Ben bunu söyleyince, sevgili dostum da , bir periyoda bağlı olmadan yazabileceğimin yolunu açtı.
 
Böylece anlaştık.
 
Bugün Yani, ilk gün; Mehmet Yavuz Ay ile ilk tanıştığımız Diyarbakır’ı ve onu anlatmaya çalışan bir yazı ile besmele çekmiş olalım, İnşallah arkası gelir. 
 
Bu yazı yıllar önce onun “büyük gadre” uğradığı zamanlarda yazıldı, fakat ne kendisine ulaştırdım, ne de bir yerde yayımladım.
 
Nasip bugün, burada imiş.
 
Yazı yukarıdaki başlıkla başlıyor : Merhaba Binbaşı’m ve devam ediyor...
 
Diyarbekir’i hatırlar mısın, Diyarbekir Orduevini ?
 
Hani sıcacık yaz akşamlarına katılan yürek dostluklarının gönüllerimizi derinden derine saran ısısında neredeyse sabahlara kadar uzayan sohbetleri..? 
 
Sen ki; yeryüzü mazlumlarını, mağdurlarını, yetimlerini, öksüzlerini ve hakları gasp edilmiş ve zulümlere maruz kalmış bütün insanları o kocaman yüreğine alır ve onlarla yatar, onlarla kalkardın.
 
İnsanları seven Güler yüzlü ve başarılı bir askerdin. 
 
Evet, çok başarılı bir askerdin. 
 
12 Eylülden hemen sonra bölgenin köylerinde bir bölük komutanı olarak yaptığın çalışmaları anlatırken, nasıl heyecanlanırdık, hatırlıyor musun? 
 
İnsanlarla kucaklaştığını, kaynaştığını, çocukların başını okşadığını, yollarını yaptığını, yaşlı ve hastalar için uzaklardan su taşıdığını..
 
Demiştin ki: “ Bir köye ilk girdiğimizde insanlar tedirgin oluyordu, korkuyorlardı.
 
Ürkmüş ve sinmişlerdi.
 
Ne yazık ki, bizden önce gidenler bu insanlara zulmetmişlerdi. 
 
Ama, biz gittikten bir süre sonra yanımıza geliyorlar, selam veriyorlar,  merhaba edip karşılıklı hal, hatır soruyoruz. 
 
Hele vakit müsaitse birlikte Camii’de Namaz kalıyorduk, kaynaşıp, her biri ile kırk yıllık dost oluyorduk.”
 
Sevgili dostum  sahi, seni işinden attıkları, bunca yıllık emek verdiğin ve nihayet binbaşı olduğun işine son verdikleri doğru mu?
 
Peki, ama neden?
 
Bir tankçı olarak yetenekli olduğunu iyi biliyorum.
 
Disiplin, emniyet, vatan sevgisi, cesaret, savaşçılık, beceri, kararlılık...bir asker için ne gerekiyorsa hepsi sende fazlasıyla var. 
 
Fazlasıyla deyince aklıma geldi; fazlasıyla sende güzel ahlak, beş vakit namaz, düzgün bir karakter...
 
Böyle bir askerden kime ne zarar gelirdi ki? 
 
Bilemiyorum belki de, bu güzel meziyetlerin sahibi olan bir asker istenmiyordur, belki de, Güneydoğu Anadolu köylerinde bir bölük komutanı ilk kez kuralların dışına çıkarak halkı  “insan” yerine koyduğu için istenmiyordur. 
 
Yani istenmedin. 
 
O, Diyarbekir Orduevi bahçesinin, gecelerinden bir gecesinden kırık dökük bir hikâye aklımda kalmış.
 
Sanırım şöyleydi: 
 
Buralarda bir yerlerde boylu mu, boylu, soylu mu soylu, çok asaletli kocaman bir çınar ağacı varmış.
 
Bütün ağaçlar onun boyuna, yeşilliğine, rüzgâr vurduğunda nazlı, nazlı salınmalarına hatta, yıllara meydan okuyuşuna imrenirlermiş. 
 
Günlerden bir gün, bu çınarın dallarından birine soylu bir yiğidi asmışlar.
 
O yiğit bir ilim insanı imiş ve dinsizliğe, haksızlığa, zorbalığa, ırkçılığa karşı çıkmasından dolayı asılmış.
 
Çınar ağacı bunu duyunca utanmış.
 
Kendi dalında bir mazlumun, üstelik de bir âlimin asılmasını hazmedemeyip kurumuş.
 
Gel gelelim senin “Yol Yağmur ve Hüzün”deki  “Evvel Zaman İçinde” başlıklı şiirsel öyküden kısa bir alıntı yaparak, bu can yakıcı bahsi, şiirin derin sularından kanatlanan buharlara karışıp ve bir zaman gelip de, cemre olup toprağımıza rahmet rahmet yağmasını bekleyelim, derim : 
 
...bir karanlık bir boğuntu bir karmaşayla gelen / sardığı yeri kül edip geçen sönmeyen ateş dansları / kadınlar paralar egemenlikler saraylar / ve bırakılmayan gözardı edilmeyen tapınışlarda / büyütülüp ululaştırılan yontular vardı artık.
 
Ama tüm gelişlerinde tüm fırtınalarında tüm tapınışlarında / insanların / ayak izleri topraklara bezenen seslenen duyuran / kimilerini çıldırtan kimilerini gönülden bağlayan / elçiler haber taşıyıcılar / Ademler İbrahimler İsalar Musalar Muhammedler vardı. 
 
Ebabil kuşlarının yolunda savaştığı bir kent / kentte bir yapı / yapının içinde yontuların haşmeti sürerken / bir zamanı yüreğinde saklayan / ve tüm zamanlara egemenliğini haykıran / uzayan bir asayla yontuların devrildiği zamanlardan bir zaman vardı...” 
 
Sevgili Binbaşı’ım; senin söz konusu ettiğin yontulardan bir yontu yapılırken ve sen de oralardan bir yerlerden geçip giderken, kabul et ki gözüne bir çapak kaçtı, biraz toz bulaştı üstüne, olanların hepsi bu.
 
Ordudan atılanlar listesinde adını 14 Aralık 1996 tarihli Yeni Şafak Gazetesinde gördüm.
 
Olsun.
 
Müsterih ol.
 
Senin güzellikler dolu meziyetlerinden rahatsızlık duyanlar bir gün mutlaka yaptıklarından utanacaklardır.
 
Tarih kitapları elbette yazacak bunları.
 
Şimdi  düşünüyorum da, çok şey değişmiş olmasına rağmen, hâlâ hiçbir şey değişmemiş.
 
Hertaraf okurlarına merhaba.
 
 
Ferman KARAÇAM
fermankaracam@gmail.com
fermankaracam@twitter.com
https://twitter.com/fermankaracam
facebook.com/ferman.karacam
Yorum Ekle
Yorumlar (20)
Ramazan Ünal

22.06.2020

Tarih sizin gibi iyi kalpli insanları hep yazacak. iyi ki varsınız
Halid Eker

22.06.2020

Yazara da , yazının konusu olan kişiye de selam olsun
Kemal Usta

22.06.2020

TeşekkürlerEfendim, aramıza hoşgeldiniz, selametle. Yazılarınızı daha sıklıkla bekliyoruz
Hamide Özcan

22.06.2020

Güzel insan hoşgeldniz
Ahmet Gürbüz

22.06.2020

Ferman abi hoşgeldiniz. Sizinle aynı yerde köşe yazmak bizim için büyük gurur. Biz sizi vefa yayıncılıkta yaptığınız güzel çalışmalardan, Gül Çocuktan,İlim Sanattan, İslam Dergisinden biliriz. Her Taraf ailesine büyük bir zenginlik, renk katacağınızdan eminim. Hayırlı olsun, tebrikler. :)
Semih

21.06.2020

Merhabalar efendim.. Hoşgeldiniz
Haydar selçuk

19.06.2020

iyi insanların yaşadıkları anlatılır imrenilir özenilir yeni yeni iyiliklere vesile olur.! ya kötüler fenalıklar aşağliklar gasbcılar Sahtekarlar menfat peresler kötünün sonu yok Allah cc bizi iyilerle karşılaştırsın iyi varsınız.!
Ali Dalaz

16.06.2020

Efendim , Hoşgeldiniz.. Şeref duyduk, sizi aramızda görmekten.
Erhan Aydoslu

16.06.2020

Mehmet Yavuz Ay bu güzel insanı 1994 yılında kısa dönem askerliğimde Yüzbaşı rütbesi ile Sarıkamış\'da tanıdım. Nöbetçi olduğu günlerde hemen hemen her akşam sohbetlerini dinlemek nasip oldu. Mütevazi, tebessüm eden bir komutanı onunla tanıdım. Özellikle astsubaylara çok ayar verdiğim olmuştur. Şöyle ki: Bir yanlışlarını gördüğümde veya askerlere sert davrandıkları da \"Böyle durumlarda Yavuz Yüzbaşım şöyle yapıyor\" dediğimde itirazsız duruyorlardı. Söyleyecek bir şey bulamıyorlardı. Bir seferinde de memlekete gitmek için izin istedim. Bölük komutanı izin vermedi. Yavuz Yüzbaşıma söyledim. \"Nasıl izin vermezler senin kanuni hakkın\" dedi. Ertesi günü izin kağıdım hazırlanmış bölük komutanı beni arıyor. Allah ebediyen razı olsun Mehmet Yavuz Ay komutanım.
Abdullah Aydın

15.06.2020

Teşekkürler, aramıza hoşgeldin, selametle.
Mahmut AY

15.06.2020

Ferman bey, benim düşüncelerime ışık tutmuş.Kendisine teşekkür ederim. Bunu yapanların kim olduğunu bilmeyen yok. Lakin üzerine gidilmiyor.Siyasette zırha bürünmüşler. Selamlar.
Hüseyin Çolak

15.06.2020

Ocak 1994 \'Mehmet Yavuz Ay ile sarıkamış ta subay askeri olarak başlayan gönül dostluğu hamdolsun devam ediyor.26 Yıl içersinde geniş ailesinin içine beni de alması ayrı bir sevinç benim için.Yavuz Ay Gönül insanı asker olması ile askeri bir çizgisi var ama insanlara geniş açıdan bakabiliyor anlamaya çalışıyor dertlerine derman olmaya çalışıyor sohbetlerine ortak etmeye çalışıyor ayırım ötekileştirme Yavuz Ay in kişiliğinde arasanız da bulamıyorsunuz doğru bildiğinden doğruları söylemekten asla durmuyor makam mevki onun elinin tersi ile ittiği benimde şahit oldugum değişmeyen kişiliği dir.Insallah Allah in sevgili kullarindan olursun .Ben seni Allah için seviyorum Rabbim de seni Dünya hayatında ki sınavını en güzel şekilde verirken sana yardım etsin iyi kullarından olduğun için sevsin ve razı olsun .Kaleminize sağlık Ferman bey Yavuz Ay ı 26 yıl tanıdığım süre içerisinde yazdıklarımızın yetmediğini ikinci bir kalem çalışmanız ile vatandaş Mehmet Yavuz Ay ı da kaleme almanızı rica ederim
Hanefi Terzi

15.06.2020

\"Yiğidin mektubu arkasından okunur.\" 24 yıl gecikmiş bir mektup, ama olsun sonunda sahibine sağ salim ulaşmış. Ferman Karaçam Beye teşekkürler, yazı hayatında başarılar.
Hakan ŞİMŞEK

15.06.2020

28 Şubat\'ın o \'büyük gadrine\' uğramış askerlerden biri olarak, şükranlarımı sunuyorum. Yüreğinize sağlık Hocam...
Hidayet ÇELİK

15.06.2020

Kuzenim olan \"Binbaşı\" nın karakterini çok yakınen bilsem de, başkalarının da bu kıymetli kişiliğin değerinin hakkını vermesi ayrıca gururlandırdı beni. Binbaşıma sağlıklı ve huzur dolu daha nice yıllar dilerim.
Ergin Can

15.06.2020

Hoş geldiniz Ferman bey Gönlümüze tercüman oldunuz. Rabb\'im size ve Yavuz beye hayırlı ömürler versin. Kaleminize ve gönlünüze sağlık
Saadettin Aydın

15.06.2020

Yüreğine sağlık. Ferman Karaçam’ın edebi üslubu ve dertli tarafından istifade edeceğiz inşaallah. Mehmet Yavuz Ay burada yazmanı istemekte ne kadar haklıymış. İki güzel insana selam ile... Hoş geldin
ERDOĞAN DÖNMEZ

15.06.2020

Bizler de 1985 senesinde o zamanlar üsteğmen olan saygıdeğer abim ile Diyarbakır orduevinde epey sohbet etmiştik. Yıllar sonra, tekrar bizi bir araya getiren rabbime hamdolsun.
YNY

15.06.2020

Duygulara tercüman olunmuş bir yazı...Böyle güzel anılabilen bir kişi olabilmek...Kaleminize sağlık...
Hakan YAZICI

15.06.2020

Vay be süperr, tüylerim diken, diken oldu.. Ne yazmışsın be hocam... Kaleminize, yüreğinize sağlık.