metrika yandex

Bedenpolitik’ten Jeopolitiğe Karmaşa

20.11.2020
Mehmet Yavuz AY

Bedenpolitik’ten Jeopolitiğe Karmaşa

 

İnsan ve tabiat, anlamlar dünyasını ya da dünyanın anlamlandırılışını belirleyen temel etkenler olarak önümüze çıkmaktadır.

Düşünen, isyan edebilen, her türlü hakimiyet mücadelesinde bulunabilen, tutsaklığı/düşkünlüğü kabul etmeyen insan; tek tek organları ya da bütün bedeniyle etnik / dinî aidiyetin, iyi/kötü, meşru/gayrimeşru, günah/sevap, doğru/yanlış, “çıplaklık kültürü/kültürel çıplaklık”ın öznesi konumundadır.

Kalp, akıl, göz, kulak, dil, ağız, mide, el, ayak,  çoğalma/tahliye organları… Her biri varoluştan insana verilen birer nimet, zenginlik. Şeyler dünyasının nadide incileri. Varoluşun özüne uygun organları kullanma var ise de yanlış, istismar ve sapkınlık içeren uygulamaların daha yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Ruhumuz mu? Modern hayatın sahte ışıkları arasında karanlıkta.

Nihayet insan organlardan ibaret değil. Bir bedenimiz var. Ruh da orada misafir, organlar da.

Kalp, doğru kararlar verebildiği gibi yanlış tercihlerde de bulunabilir.

Akıl, alınan kararların uygulama merkezi gibidir. Talimatı alan organlar tercihleri eylemelere dökerler.

Bu bağlamda modern dönemi, “organ fetişizmi” olarak adlandırabiliriz.

Göz… Masum ya da maksatlı bakışların merkezi. Modern hayat neredeyse tamamen göze, görselliğe dayalı. Göz: resimlere, çizimlere, fotoğraf makinesine, kameraya, sinemaya tiyatroya, televizyona, bilgisayara gidişe ilham vermiş olmalı…

Göz söz konusu ise çıplaklık kültürünün insan hayatını nasıl kuşattığı ortada. Evlilik dışı ilişkilerin inanılmaz yaygınlaştığı günümüzde, “gözden düşmek” yaşlanan kadınlar için son derece trajik bir dönemeç.

Göz ve gözü dönmüş gönüller her dem taze olanı ister. Modern hayatın ışıltı körlüğü, boşanmış/ayrılmış, çocuk sahibi on binlerce kadının, erkeğin aile özlemini karartmaya yetmemekte. Bir borsadır kurulan. Gözetleyen ve gözetlenenlerin öğütüldüğü bir değirmen.

Gözetleyenler sorumluluk almayan, almak istemeyen çoğunlukla erkekler… 

Gözetlenenler çoğunlukla kadınlar. Gözden düşmemek, gözden ırak olmamak, göze girmek için göz açlığına yenilen, göz saldırılarına çıplaklığı kültür haline getirerek bedenini teslim edenler…

Göz, pornografik bir hayatın atabeyi… Din, sınır, devlet, toplum, ahlak, ilke tanımadan,   “online” bütün yeryüzüne transfer edilen dijital çağın pornografik cinnetinin kuşatması altındayız…

Hiçbir zeka belirtisi, derinlik, incelik, insanlık onuru ve yücelik taşımayan; ortalama on üç yaş zeka seviyesine hitabeden görsel materyaller; insanlığın ufkunu kapatmakta.

Evde, sokakta, işyerinde, okulda, değişik tonlarda yaşanan cinsellik maalesef norm değer kazanmış durumda. Kadın bedeni neredeyse bütünüyle yabancı gözlerin beğenisine sunulmuş durumda. Fail: erkek ve kadın… Arz talep borsasında birlikte kirleniyor…

Göz’e dayalı modern çağ, görülmedik bir şeyin kalmadığı bir “Dünya”…

“Masum değiliz hiç birimiz…”

Göz’ün açtığı kapıdan geçilirken kulak, dil ve ağızın eşlik ettiği  hayat biçimi, bedenpolitik bir oluşuma dönüşmüş durumda. Organları ya da bütünüyle insan bedeni, yönetim biçimlerini, ideolojileri, stratejileri etkileyen ana âmil olmuştur.

“Herkesin her şeyi yapabilme özgürlüğü” geneli, kadın bedeni ve cinsel serbestlik özeli adına ilkeler, normatif değerler, ideolojiler üretilmekte, kültürel savaşlar verilmektedir. İnsan bedenine ait tüm doğru/meşru yaklaşımlar, sınırlar, günümüzde gayrimeşru bir hale getirilmiştir.

Göz merkezli dünya; insan bedeninin politik evriminin bir sonucudur diyebiliriz. Bedenpolitik, bütün yönetim anlayışlarını, stratejilerini derinden etkilemektedir.

İnsan onuruna uygun olanın devre dışı kaldığı, anormalin olağan kabul edildiği dönüşümlere yenilen insan kalbi/aklı dünya merkezli, aşkın değerlere uzak bir hayatı yaşamaktan rahatsızlık duymayacak noktaya gelmiştir.

Kulak, dil, ağız, çoğalma/boşaltma organlarının politik evrimleri bu yazının tamamlayıcı unsurları olarak yeni çalışmaların konusu olacak.

Kalp, akıl, göz, tıpkı diğer organlar gibi ayrıca sağlık sektörünün  temel dayanağı… Her organ bir bilim dalının adı.

Hasılı, hayat insan bedeni üzerinde dönüp dururken bedenpolitikten önce jeostratejik  değerlendirmeleri öncelemek doğru bir yaklaşım olmasa gerek. Jeostratejik yaklaşımların temel öğeleri olan kültür, nüfus, coğrafya üzerinden yapılacak analizler de bedenpolitik  unsurlara ihtiyaç duyar. Kültür çoğunlukla, nüfus ve coğrafya dolaylı olarak bedenpolitik verilere bağımlıdır.

İnsan bedeninden sonra yeryüzü coğrafyası(tabiat), şiddetli çıkar mücadelelerinin doğmasına uygun bir yapıdadır. Suyolları, boğazlar, yeraltı/yerüstü doğal kaynak noktaları, petrol doğalgaz değerli madenler nakil hatları, tarih boyunca çatışma ve gerilimlerin nedeni olmuştur. Coğrafya üzerinden jeopolitik değerlendirmeleri ayrıca ele almaya çalışacağız.

Batı medeniyetinin ana aktörleri bedenpolitik unsurları, tüm insanlığın aleyhine acımasızca kullanmaktadır. Lanzarotte Sözleşmesi, İstanbul Sözleşmesi’nin kimi maddeleri, zinanın serbest bırakılması, eşcinsel evliliklerin yasal zemine taşınması, nikahsız birlikteliklerin teşvik edilmesi, çocuk istismar ve fuhuşunun sektör haline gelmesi, aile kurmanın zorlaştırılması, evden uzaklaştırma cezalarının yol açtığı aile faciaları, Bedenpolitik’in olumsuz yansımaları ve dayatılmasıdır.

18 yaş altı yasal evliliklerde erkek ve ebeveynler cezalandırılırken, cinsel özgürlük yaşı olarak 13-14 yaşlarının kabul edildiği sözleşmelerin altına imza atmak nasıl bir şeydir? Bunu ifade ederken, evliliğin sorumluluğunu idrakten uzak yaşlarda evliliklere olumlu bakmıyoruz.

 Bedenpolitik şiddete maruz kalmış toplumlardan çıkacak sosyolojik verilerin de sağlıklı olmayacağı aşikâr değil midir?

Bedenpolitik üzerine okumalar, analizler yapmak durumundayız.

İnsanın varoluş hakikati olumsuz, sapkın bedenpolitik uygulamalarla anlamını kaybetmeyle karşı karşıyadır.

Devam edeceğiz.

 

20.11.2020,Kardelen / Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Sadettin B

27.11.2020

İnsan ayrıştırmadan daha çocuk yaşlarında çok iyi egitilmeli. Din egitimi yanında çok iyi bir ahlâk sahibi olarak yetiştirilmeli. Günümüzde malesef ahlâksız yetişen insan sayısı çok. Yeni nesiller çok iyi bir eğitim almalılar. Çok okuyup ,araştırma yapan nesiller olursa sorun çözülür. Din ilk emri (İkra ) okudur. Ancak millet olarak çok okumuyoruz. En büyük eksiklik bu.