metrika yandex
  • $19.03
  • 20.81
  • GA0

Küresel Deli Dumrul Düzeni: Para İmparatorluğu-3

Mehmet Yaşar SOYALAN

08.10.2022

 

Bir Banknot Olarak Doların Hükmedici ve İfsat Edici Gücü

Öyle ki, dolar Türkiye dâhil pek çok ülkede yerel para yerini almış durumda ve insanlar birikimlerini yerel para yerine dolar üzerinden yapıyorlar. Türkiye’de belli bir yaş üzerindekilerin yatırım aracı olarak altına ilgilere devam etse de genç ve orta kuşak daha çok dolar ile iştigal ediyor. Bu durum insanımızın inancı ne olursa olsun meylinin küreselleşmeden yana olduğunu gösterdiği gibi fikri, zihni ve kültürel asimilasyonda gelinen noktayı da gözler önüne seriyor.

Bu noktada bir Türkiye fotoğrafı çekmek zorunluluk haline geliyor. İhracat ve ithalattaki dolar egemenliği herkesin maluma ama bu dolar egemenliği sıradan insanların günlük hayatını teslim almış durumda; çarşı pazar doların nabzına göre hareket ediyor. Çünkü doların sabit bir fiyatı yok, yükselişi engellenemiyor. Hâlbuki çalışanlar ücretlerini Türk lirası üzerinden alıyorlar. Türk lirasının alım gücü düştüğü için aradaki makas her gün biraz daha açılıyor ve fakirleşme oranı da yükseliyor. Benzer şey üretim sektöründe yaşanıyor; özellikle de tarım sektöründe. Akaryakıt ve üretim girdi fiyatlarının tavan yapması üreticiyi üretemez, ürettiğini hasat edemez, hasat ettiğini satamaz noktasına getiriyor. Bu süreçlerde devletin tarım üreticisine bazı makyaj/ pansuman katkılar ve tedbirler dışında hiçbir katkısı olmuyor. Köylünün mahsulünü tarlasından toplamasını ve ederine elinden çıkarmasını sağlayacak bütüncül bir sistem kurulamamış durumda. Tarım üreticisi, tüccarın insafına ve “piyasa gereklerine ve gerçeklerine” terkedilmiş durumda. Ama asıl facia mahsulün tarladan mutfağa ulaşması sürecinde yaşanıyor. Tahıl üretiminde önemli bir işlev gören ve misyon üstlenen Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) türü bir oluşum yaş meyve ve sebze konusunda gerçekleştirilememiş. Bu alanı kontrol edip yönlendiren hallerde ise tam bir mafya/ Deli Dumrul düzeni hâkim. Tacir kelimenin tam anlamıyla vurgun yaparak, bire aldığını ona satıyor. Devletin denetleme ve kontrol gücü devre dışı bırakılmış gibi. Yerel yönetiminden merkezi hükümete kadar bütün birimlerin ilgisizliği ve beceriksizliğine tacirin ve pazar esnafının fırsatçılığı da eklenince piyasalardaki yangın daha bir harlanıyor. Türkiye’nin küresel sermaye ile içli dışlı oluşu ve bu çerçevede oluşturduğu mevzuatı piyasalara müdahalesini güçleştiriyor. Hükümet de küresel sistemden/serbest piyasa sisteminden çıkmayı veya bu sistem üzerinde bazı değişiklikler yapmayı göze alamadığı belki de işine gelmediği için para baronlarının dediği olmaya devam ediyor.

Türkiye parantezini kapatarak kaldığımız yerden devam edelim. Doların ifsat edici boyutu yol açtığı tahribatlar üzerinde duruyorduk. Doların sosyal ve ekonomik hayat üzerinde neden olduğu tahribatların izalesi için hükümetlerin, bölgesel güçlerin, iş çevrelerinin, örgütlü sivil yapıların ve tabii ki her bir bireyin yapabilecekleri çok şey bulunduğunu ve bunların kahır ekseriyetinin yapılmadığını/ yapılamadığını üzülerek ifade etmek durumundayız. Ancak sorunu doğru tespit etmek ve çözüm yollarını ona göre bulmak durumundayız. Başta hükümetler olmak üzere ilgili tüm kesimlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmasa da sorun, geneli ve yapısı itibari ile küreselleşmeden, doların küresel bir aparat ve toplumları terbiye edici bir sopa olarak kullanılmasından ve küresel hegemonyanın karşılıksız bir şekilde ve sınırsız ölçüde dolar basmasından ve dolar arzından kaynaklanıyor. Diğer pek çok kalemin yanında akaryakıt, ilaç ve silah ticaretinin dolar üzerinden yapılma zorunluluğu, tüm bu alış verişlerin Washington ve Londra finans sistemlerinin onayından sonra gerçekleşebiliyor olması sorunun en can alıcı yanını oluşturuyor.

Aydınlanma küreselciliğinin geldiği nokta küresel bir para imparatorluğuna dönüşmüş/ evirilmiş olmasıdır. Bu yeni imparatorlukta devletler bu para imparatorluğunun kolluk kuvvetlerine indirgenmiş durumdadır. Olan şey küresel bir Deli Dumrul düzeninden başka bir şey değildir ve bu düzenin en temel özelliği kelimenin tam anlamıyla geçenden bir akçe geçmeyenden iki akçe alınması üzerine kurulmuş olmasıdır. İran ve Türkiye örneğinde olduğu gibi bu köprüden geçmek istemediğini açık veya dolaylı bir şekilde izhar eden veya para imparatorlarının onayı olmadan mevcut sistemin yapısal yönleri veya uygulamaları ile ilgili bazı eleştirilerde bulunan ülkelerden geçmedikleri köprünün bedeli en az iki katı olarak tahsil edile gelmiştir. Bu iki ülke bu gerçekliği tecrübe ederek öğrenmiş durumdadır. Bu bedel, bir toplum ve devlet olarak ayakta durmanızın, yani varolabilmenizin karşılığı olarak sizden iradeniz dışında zoraki olarak tahsil edilir. Bu bedel daha ne kadar ödenir, bu bedel ödenmeye devam ederek ayakta daha ne kadar dayanılabilir, toplumsal dinamikler bunu ne kadar taşıyabilir bu konu ülke halklarının özgürlük talepleri ve bu talepleri ne kadar ciddiye aldıkları ile doğrudan ilgilidir. İran, kendi ülkesi,  halkı ve uluslararası ilişkiler için küresel sisteme rağmen, onun rızası dışında bazı kurallar koymaya çalıştığı için, Türkiye de sistemden rahatsızlığını dillendirdiği için açık açık cezalandırılır. Bu cezalandırılmada da en önemli araç dolardır. Sizin ülke olarak sabit kur uygulamasına geçmiş olmanız bir şeyi değiştirmez; ithalat ve ihracatınızı küresel para baronlarının izin verdiği kurallar, miktar ve belirledikleri kur üzerinden yapmak durumunda kalırsınız. Yapmadığınızda, “kuralları” delmeye çalıştığınızda İran’da olduğu gibi ambargolarla, Türkiye’de olduğu gibi kur sopası ve kur manipülasyonları ile cezalandırılırsınız. Bu cezalandırma çok zaman bankacılık sistemi üzerinden yapıldığı gibi ABD eski başkanı Trump örneğinde[1] olduğu üzere doğrudan tehdit şeklinde de yapılır.

Devam Edecek

Not: Bu makale Yetkin Düşümce Dergisinin 18. Sayısında (Nisan Mayıs Haziran 2022) yayınlanmıştır.


[1] ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusuna yapacağı askeri operasyon nedeniyle Türkiye’yi tehdit etti. “Türkiye, benim büyük ve emsalsiz bilgeliğimle sınırları aşmak olarak değerlendirdiğim bir şey yaparsa, Türk ekonomisini yıkıp yok edeceğim (daha önce yaptım)” ifadelerini kullandı. 7.10. 2019)

Daha önce yaptım dediği tehdit de Rahip Brunson’un yargılanma süreçleriyle ilgiliydi. Twitter hesabından açıklama yapan Trump, "“Türkiye uzun yıllar ABD’den yararlandı. Şimdi, ülkemizi büyük bir vatansever olarak temsil eden ve muhteşem biri olan rahipi tutuklu tutuyorlar. Masum bir adamın serbest bırakılması için hiçbir şey ödemeyeceğiz, Türkiye ile ilişkilerimizi azaltıyoruz.” " dedi. Benzer bir tehdit, Başkan Yardımcısı Pence'ten de geldi. (27.07.2018) Trump’ın Rahip Brunson ile ile ilgili açıklaması öncesinde dolar; 4.8 tl iken bu açıklama sonrasında 7 tl seviyelerine çıktı. Trump’in ikinci tehdidi öncesinde dolar; 5.4 seviyelerinde iken, bu açıklamadan sonra 5.85 seviyelerine çıktı.

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Yusuf izzettin karakan | 09.10.2022 19:52
Sorguladigim olmustur.A .ekmek bulamazken B .ninbalyemesini yada her 3 saniyede bir cocugun olmesini .diger cocugu en pahali mamayla beslenmesini. Muhacirlerin .multeci olmasini. Aclarin tok toklarin ac olmasini
Ahmet hakan çakıcı | 08.10.2022 19:02
Teşekkür ederim. Faydalı bir seri, olmuş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar