metrika yandex

Küçük Güzeldir ve Yeni Dünya Düzeni-1

Ahmet Hakan ÇAKICI

10.08.2022

 

Küçük Güzeldir ve Yeni Dünya Düzeni-1

Tüketim Çılgınlığı

En açık gerçekler, en kolay unutulanlardır.
R.H. Tawney

 Amerikan Beyaz Taçlı Serçeleri göç mevsiminde Alaska’dan Meksika Körfezine sadece 7 günde uçarlar ve bu yolculuk boyunca hiç uyumazlar. Bu durumu fark eden Amerika Savunma Bakanlığı başta Wisconsin’in Madison kentinde olmak üzere birkaç üniversite ve araştırma enstitüsünü Pentagon’un finansmanı ile “Bu kuşlardan elde edilecek bilgilerin insanlara nasıl uygulanabileceğini” araştırmaya yönlendirdi.

Ancak serçelerle ilgilenen sadece Amerikan Ordusu değildi; uykusuz Beyaz Taçlı Serçeler sermaye sahibi kapitalistlerin de dikkatini çekmişti. Amerikan Ordusunun amacı “7 gün 24 saat uyumadan savaşabilen insanlar üretebilir miyiz” iken, kapitalist girişimcilerin niyetini şu cümle sanırım açıklıyor: “İnsan ömrünün 3’te 1’i uykuda geçiyor. Bu sürede ne bir şey üretiyor ne de tüketiyorlar. Ne bir şey satın alıyor ne de satıyorlar. Bu, sahip olduğumuz pazar potansiyelinin ancak 3’te 2’sini kullanabildiğimiz, 3’te1’inin ise boş yere harcanıp gittiği anlamına geliyor. Uykuda geçen zamanı ekonominin içine çekebilmeliyiz.”

Bir başkası ise hedefi, “insanlara uykularını satmak” olarak tanımlıyordu ve kendisine gelen,

-“İnsanlar, kafalarını yastığa koyarak kendiliklerinden uyuyabiliyorlar. Bunun için neden para ödesinler?” sorusunu şöyle cevaplandırıyordu:

- Ticari yetenek ya da deha olmayınca yapılmak isteneni anlamamanız normal: Yüz yıl önce bizim öncülerimize, “İnsanlara ne satabiliriz?” diye sorduklarında benim atalarım “İnsanlar en çok su içiyorlar; onlara su satabiliriz” cevabı vermişlerdi. Bunun üzerine sizin atalarınız onlara karşı çıkmış ve “Yağmurlar, göller, nehirler, ırmaklar, dereler, pınarlar, kuyular “bedava” su taşıyorken, insanlar, neden suya para versinler?” diye itiraz etmişlerdi. “Biz onları öylesine korkuttuk, öylesine korkuttuk ki; artık para vermeden su içemiyorlar!”

Kesinlikle bunu yaptılar 

Modern insan, nereden doldurulduğu belli olmayan, çeşitli kimyasallar katılarak sabit bir tada ayarlanan, haftalarca belki aylarca kanserojen plastik şişelerde bir soğuyup bir ısınarak iyice bayatlayan suları, “temiz”, “sağlıklı” diye içebilirken “kaynağından” kaynayan taptaze suları içmekte tereddüt eder hale geldi.  

Jonathan Crary’nin 7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu isimli eserinden alıntıladığımız bu anekdot; egemenlerin bütün dünya ekonomisine devasa darbeler vurarak yeni bir ekonomik düzene (New World Order) geçişe neden ihtiyaç duyduklarını anlamak için kaynak olarak kullanacağımız Ernst Friedrich Schumacher’in “Küçük Güzeldir” eserine giriş için oldukça iyi bir örnek olduğunu düşündük.

Sayın Schumacher mevcut ekonominin nereye gidip saplanacağını daha 1972’lerde yazmış ve bunun için çözüm önerilerinde de bulunmuştu. Kitaba girmeden önce mevcut duruma nasıl geldiğimizi, bu ekonominin nasıl var edildiğini dolayısı ile son 100 yıllık süreci kaba ve yüzeysel bir şekilde olsa da özetlemek istiyoruz. Eğer bunu başarabilirsek derdimizi anlatmanın çok kolaylaşacağını ümit ediyorum.   

 

  1. Tüketimin Hızlandırılması

 En azından bir yüzyıl daha kendimizi ve ikna edebildiğimiz herkesi, ‘İyi’nin ‘Kötü’, ‘Kötü’nün ise ‘İyi’ olduğuna inandırabilmeliyiz. Çünkü ‘Kötü’ işe yarar, ‘İyi’ işe yaramaz. Açgözlülük, bencillik(cimrilik) ve hırs bir süre daha kutsal Tanrılarımız olmaya devam etmeli.[1]
John M. Keynes
 

Makinelerin, sanayi devrimi sonrası üretim süreçlerinin parçası olması ve Henry Ford’un bant modelini sanayinin hizmetine vermesi ile sanayicilerin üretim kapasiteleri müthiş rakamlara çıktı. Önceleri 2 kişinin ancak 6 ayda dokuyabildiği bir halı artık bir tek günde dokunulabiliyordu. Hatta makinelerin daha da gelişmesi ve atölyelerin büyük fabrikalara dönüşmesi ile günde yüzlerce halı dokunabilir oldu.

Bu durum sanayiciyi daha 1900’lü yıllarda büyük bir sorun ile karşı karşıya bıraktı: Bu kadar hızlı ve fazla miktarda üretilen işlenmiş mamul kime satılacaktı? Örneğimizden hareket edersek, sanayi devrimi öncesi 6 ayda 1 halı müşterisine ihtiyacımız varken, şimdi, günde yüzlerce halı müşterisine ihtiyacımız var. Üstelik hiç kimsenin bilmediği, ne işe yaracakları meçhul ve bir ihtiyaç çerçevesinde üretilmemiş “yeni sanayi ürünlerinin” piyasaları nasıl oluşturulacaktı? Müşteri bilmediği ve ihtiyacını hissetmediği şeyleri almaya nasıl ikna edilecekti?   

Ford Modeli 

Henry Ford buna kendi çapında bir çözüm buldu: İşçilerine verdiği maaşı yükselterek onları araba taksitlerini ödeyebilecek hale getirip, işçilerini kendine müşteri edindi. Böylece işçilere verilen para fabrikaya geri dönecek yani sadaka saraydan çıkmayacak, işçilerin emeği neredeyse bedavaya gelecek ve üretim maliyetleri aşağıya düşecekti. Ancak bu, sorunu tam olarak çözmüyordu. Zira üretilen araba sayısı oldukça fazlaydı ve işçiler her gün araba alamazdı.

Kapitalizmin 4 yeni hizmetkârı: Sosyoloji, Psikoloji, Reklamcılık ve Medya

İşe yaramaz(!) Tanrı çoktan öldürülmüş ve ayak bağı olmasının önüne geçilmişti. Yeni dönemin Tanrısı “kâr”dı. Önce Nietzsche şimdi de ünlü İngiliz iktisatçı Keynes bize, Yüce KÂR Hazretlerine hizmet edip, sadık bir kul olabilmek için gerekli olan yeni kutsal teslisi tanımladılar: “Bencillik, Aç Gözlülük ve Hırs”. İş dünyasından bu kutsallara itiraz edebilecek kimse yoktu. Keynes eğer bir yüzyıl daha KÂR Tanrısına tapınıp bu teslisi kutsamaya devam edersek piyasanın herkese yetecek kadar işi, dolayısı ile maaşı üreteceğini, böylece işsizlikle birlikte fakirlik ve yoksulluğun da yok olacağını ve toplumların çok daha mutlu bir hayata erişeceklerini öngörüyordu.

Ünlü İngiliz filozof, ekonomist ve parlamenteri John Stuart Mill’in daha 1850’lerde itiraf ettiği gibi “Bilim” uzun zamandır zaten “bu yolda” sermayenin hizmetindeydi. O ve prestij verilip, beslenip kuvvetlendirilerek hizmetine verilmiş sosyoloji, antropoloji ve psikolojiden kalabalıkların formüllerini bulmaları, ceplerinin kilitlerini kırmaları, hızlı tüketimin önünü açmaları ve yeni pazarlar yaratmaları istendi.

Sermaye, onların kitleleri büyülemek için geliştirdikleri formüllerin ve fark ettikleri zaafların etkin şekilde kullanılabilmesi için iki ileri santraforu daha kadroya kattı: Reklamcılık ve Medya.

Özgürlük Meşaleleri: EGO Besleme

1929 yılında Amerikan Tobacco sigara firması, sigaranın kadınların arasında da yaygın kullanımını sağlamak için Freud’un ablasının oğlu, halkla ilişkilerin babası olarak anılan ünlü sosyolog Edward Bernays ile anlaştı. Bernays, kısa bir çalışmadan sonra ABD’de kadınların sigara içmelerinin ayıp olduğunu ve bu alanın tamamen bakir olduğunu fark etti. Birkaç hanımefendi ile anlaşarak onları, New York’ta Paskalya geçit törenine katılıp herkesin önünde sigara içmeye ikna etti. Ardından gazetecilere haber ederek “Özgür kadınların, Paskalya geçidi sırasında erkek egemen tabuları yıkmak için özgürlük meşalesi yakacaklarını” diye duyurdu.

Ertesi gün birkaç kadın Paskalya geçidi sırasında gazetecilerin önünde sigaralarını çıkarıp çakmaklarını çaktılar ve dumanını gazetecilerin yüzüne  doğru üflediler. Sadece ABD’li gazeteler değil Avrupa’dan da birçok gazete haberi, ellerinde sigara bulunan kadın resimleri ile “Kadınların Özgürlük Mücadelesi: Özgülük ateşi yakıldı!” diyerek girdi.

“Kadınlar sigara içerek özgürleştiler mi?” sorusu havada kalsa da, sigara sektörüne müthiş bir pazarın açılması böylece sağlanmış oldu.