metrika yandex

Konya katliamı… Irkçı saldırı mı, aileler arasında husumet mi?

Kemal Öztürk

02.08.2021

Ülkede ormanlar yanıyor. Tüm millet bunun derdiyle perişan halde.

Ben ise yüreklerin yandığı bir yere gidiyorum. 7 insanın katledildiği Konya’ya.

Cumartesi akşam vardım şehre.

Kaldığım otelin bahçesinde, yaklaşık bin kişinin katıldığı bir düğen var. Kürtçe şarkıların çaldığı, insanların büyük bir mutlulukla sahnede el ele oynayarak müziğe eşlik ettiği bir düğün…

KÜRTLERİN VE TÜRKLERİN DÜĞÜNÜ

Hemen yanı başındaki salonda ise bir nişan var. Bu kez hafif batı müziği çalıyor ve sahnede çiftler dans ederek eşlik ediyor buna.

Herkes mutlu.

Konya bugüne kadar Kürtlerin, Türklerin kimliklerinden dolayı kavga etmediği, bir arada Mevlana’nın dizinin dibinde huzurla yaşadığı bir yerdir.

Ancak şimdi bir aileden 7 kişi canice öldürülüyor ve başta HDP, bir kısım insanlar bu katliamın Kürt kimliğinden dolayı yapıldığını söyleyerek, büyük bir fay hattının kırılmasına neden olacak bir gerilim yaratıyor.

İşte bu nedenle her şeyi yerinde görmek için geldim Konya’ya…

İKİ AİLE

Sabah ilk iş olarak katliamın yapıldığı eve gittim.

Meram ilçesinde, şehrin epey dışında bir köy burası. İnsanlar tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor.

Bir kısmı göçmen, büyük kısmı Konyalı köylüler.

Dedeoğulları ailesi 20 yıl önce Kars’tan gelip buraya yerleşmiş, hayvancılıkla geçinen, birbiriyle akraba orta büyüklükte bir aile.

Arada sadece bir duvarın olduğu komşusu Keleş ailesi ise Konyalı, akrabalarıyla birlikte tarımla uğraşıyor.

Köyde, kırsal kesimde olabilecek komşuluk tartışmalarını onlar da yaşıyor.

Lakin bu sefer işin içine etnik kimlik, ırkçılık, ayrımcılık girince durum değişiyor.

Acaba gerçekten mesele Kürt-Türk kavgası mı?

 

KATLİAM EVİNDE AİLE ÜYELERİYLE

Katliam yerindeyim. Polis kontrolünde ev.

Gecekondudan hallice yapılmış evin bahçesinin sağ tarafında ekilmiş domatesler, biberler, salatalar vardı. Arka kısmında ahır, samanlık ve ardiye benzeri yapılar bulunuyordu.

Ahırda büyük baş hayvanlara yem veren genç birini gördüm.

Adı Yolcu. Ölen ailenin dayı tarafından akrabası.

Öfkeli, üzüntülü ve yorgun…

Köpeği gösteriyor bana. "Cani katil köpeğe de kurşun sıkmış, ayağından yaralanlamış" diyor.

“İnsan hakları yoksa, hayvan hakları olur belki” diye uğradıkları haksızlığa atıf yapıyor.

Yerlerde kan izleri temizlenmiş, bazı yoğun kan olan kısımlara toprak dökülmüş.

Evin giriş kapısının camları kırılmış. Cani, evi yakmaya çalıştığı için evin içi kap kara.

Tam ortamı yansıtacak kötümser bir renge bürünmüş.

O esnada bir grup aile üyesi daha geliyor.

Öldürülen baba Yaşar Dedeoğulları’nın ağabeyi, 85 yaşındaki Hacı Rıfat amcayı getiriyor bir grup insan.

Evi, kardeşinin ve yeğenlerinin vurulduğu yeri görmek istemiş.

Onu getiren insanların gözlerinde büyük bir öfke, acı ve yorgunluk vardı yine.

Hacı Rıfat olayları kavramaya, kardeşinin acısını taşımaya ve etrafta olanları anlamaya çalışıyor yaşlı haliyle.

Aile üyelerinden Turgut Güven beni Habertürk ekranlarından tanıdı. Aile üyeleriyle tanıştırırken, bana ve Habertürk’e güvendiğini, doğruyu yazacağına inandığını söyledi.

Bunu özellikle yazdım zira, daha önce olayı haberleştiren gazete ve televizyonların tutumlarından çok rahatsız olmuşlar.

Aramızda güven ve ünsiyet oluştu.

 

TAZİYE EVİNDE BENİ ŞAŞIRTAN AİLE

Olay yerinde insanın tüylerini diken diken eden izleri, görünmez hayaletleri geride bırakarak taziye evine geçtim.

Konya’nın kenar mahallelerinden birinde, çoğunluğu doğudan gelmiş göçmenlerin oturduğu bir semt burası.

Belediye taziye çadırı kurmuş, valilik, kaymakamlık yiyecek içecek ne ihtiyaç varsa karşılamaya çalışıyor.

Ailenin İstanbul’dan Kars’a kadar, nerede akrabası varsa taziyeye geliyor.

Kuran okunuyor, dualar ediliyor, göz yaşları, Kürtçe küçük ağıtlara karışıyor.

Ailenin üyeleriyle konuştukça şaşırıyorum.

Daha büyük öfke, hatta nefret, kızgınlık beklerken başka bir tablo ile karşılaşıyorum.

 

AİLENİN YETKİLİLERE TEPKİSİ VE TALEPLERİ

Aileyi çekip çeviren, gençlere söz geçiren, ortamı yatıştıran ve büyük bir krizi önleyen aile üyeleri hemen kendini belli ediyor taziye evinde.

Plastik taburelere oturup, kağıt bardakta çay içerek bana yanan yüreklerini açıyorlar.

"…Biz bu katliamın siyasi olduğuna inanmıyoruz. Biz bunun Kürt-Türk çatışması olduğuna inanmıyoruz. Bu aileyle husumet vardı aramızda. Bunun sonucudur bu katliam…

Ama bizim isyan ettiğimiz konular var. Yetkililerin ihmali var. Yeterli önlem almadılar. Yargı bu aile fertleri defalarca bize saldırıp birçok insanımızı yaralamasına rağmen bunların büyük kısmını serbest bıraktı…

Mahallemizdeki karakol bizimle onlar arasında taraf tuttu, bizi dışladı. Bunları defalarca anlatmamıza rağmen emniyet yeterli tedbir almadı…

Ancak tüm bunları bahane edip, bizi kullanıp meseleyi siyasi bir yere çekmek isteyenlere, Kürt-Türk kavgası çıkaranlara da engel olduk..."

Konuştuğum birçok aile üyesinin aşağı yukarı ortak sözleri bunlardı.

Ve bunları ilk kez kamera karşısında Habertürk’e ayrıca anlattılar.

ARPA VE BUĞDAY GİBİ BİRLİKE EKİLDİK

Ailenin önemli isimlerinden biri olan Erol Şan çok güzel bir örnek verdi.

"Bizim orada Arpa ve buğday ekeriz. Bir tarlaya arpa ve buğdayı birlikte, karıştırarak ekerseniz, sonra bunları hasat ederken nasıl ayırt edebilirsiniz?

Kürtler ve Türkler aynı tarlada ekilmiş arpa ve buğday gibiyiz. Birbirimizden ayrılamayız… Ben 20 yıldır Konya’da yaşıyorum. Bir kere bile ırkçı bir saldırıya uğramadım. Kimse bu cinayeti siyasi bir meseleye dönüştürmesin…

Ancak bizim bu cinayete giden süreçte gördüğümüz ihmaller var. Sorunlar var.

Bu katil nasıl bir nefret ve öfkeyle doludur ki, 7 insanı kafasına sıkarak öldürüyor ve sonra da evi yakıyor.

Siyasilerin kavgaları, söylemleri bu insanları etkiler. Herkesin sorumlu konuşması lazım…"

 

DEDOĞULLARI AİLESİ BÜYÜK BİR OLAYI ÖNLEDİ

Şu kadarını söyleyeyim, 7 insanın canice öldürüldüğü bu olay, eğer bir infiale neden olmadıysa, etnik bir çatışmaya dönüşmediyse, başka kan akmadıysa bu Dedeoğulları ailesin sağduyulu, olgun, krizi önleyici tutumundan kaynaklanıyor.

Gerçekten aileden çok etkilendim ve çok takdir ettim.

Umarım yetkililer de bu insanların fedakarca, kötü niyetli insanları dışlayan tutumlarının kıymetini bilir.

 

SİYASİ ATMOSFERİN YANGINA ETKİSİ

Meselenin etnik temizlik amaçlı bir katliam olmadığına aile ikna olmuş durumda. Zaten aileden çok, bu olayı istismar etmek için çabalayan avukatları, HDP yöneticilerini, sosyal medya kullanıcılarını ikna etmek zor.

İki aile arasında kavga var ve bunlar köyde, kırsalda olan olağan şeyler.

Ancak kavgalarda ırkçı söylemlerin, küfürlerin, suçlamaların olduğunu da söylemeliyim.

Orman yangının çıkması gibi, ortam siyasiler ve terör sayesinde iyice ısındığında en küçük kıvılcım yangına dönebiliyor.

İnsanlar siyasilerin açıklamalarından, ekranda gördüğü tartışmalardan, sosyal medyadan etkileniyor. Kırsal, köy yerlerinde bunun şiddete dönüşmesi çok daha hızlı ve kolay oluyor.

Köylüler birbiriyle kavgalarında bu siyasi ve ırkçı argümanları kullanıyorlar. Bunun derinliği ve kitlesel yaygınlığı fazla olmasa da, münferit olaylarda kendini gösterdiği de oluyor.

Siyasiler söylemlerine dikkat etsin diyeceğim ama boşa gideceği için söylemiyorum artık.

 

İHMALLER VE YANLIŞLAR

Ben gözlemlerim sonucu bu vahşi cinayetin ırkçı ve siyasi motivasyonlarla işlenmediğine ikna oldum.

Ancak hem aile fertleri hem de kamu görevlileriyle yaptığım tüm görüşmelerin sonunca birtakım ihmallerin, ciddiyetsizliklerin, yanlışların olduğunu da gördüm.

Bunları da yazacağım.

Yarın ayrıca katliamı dakika dakika çeken güvenlik kamerasında kimsenin görmediği, tüylerimi diken diken eden görüntüleri, ailenin hayatta kalan son ferdiyle yaptığım konuşmaları ve kamu yöneticileriyle görüşmelerimi de aktaracağım.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş