metrika yandex
  • $32.13
  • 34.87
  • GA17500

KOMPLO Teorileri ve Muhalefetin İmkânsızlığı -1

AHMET HAKAN ÇAKICI
26.12.2023

 

Komplo kelimesi Türk Dil Sözlüğünde “topluca ve gizlice yürütülen plan” olarak tanımlanıyor. Ancak konu hakkında yazılan yazılara bakınca anlamın bundan ibaret olmadığı da anlaşılıyor. Kabaca bunları kendi kelimelerimle özetlemeye çalışırsam: “Gerçek olmayan ya da hakkında yeterince delil olmayan, içinde sıradan insanların anlayamayacağı özel simgeler ve mesajlar barındırdığı iddia edilen, insanlara düşman olmuş kötüleri ve onların kötü niyetli planlarını ifşa ettiğini iddia eden ve kendi içinde sürekli değişebilen bir mantık örgüsü olan modern zaman mitleri” şeklinde tanımlandığını söylemek mümkün.

Yani açık açık ifade edilmese de büyük medya ve akademisyen çevrede “bol bol boş vakti olanların, boş gevezelikleri” olarak görülüyorlar denilebilir. Hatta daha da ileri gidilerek “Psikiyatri biliminde “paranoid bozukluk” olarak isimlendirilen bu durum saldırganlık, kin, nefret, utanç ve suçluluk duygularının inkâr edilmesi ile oluşan yıkıcı nitelikteki duyguların bir nesneye yansıtılması ile sonuçlanır1” denilerek psikolojisi bozuk, kendi kendine hikâyeler üreten, sataşacak yer arayan avare insanların hikâyeleridir denilmeye çalışılıyor.

(Burada ufak bir hatırlatma araya girmek istiyorum; “paranoid bozukluk” olarak tanımlanan, istihza ile karşılanan ve hatta aşağılanan “şüphecilik” ve “güvensizlik” duygusu, insan neslini, tarih boyunca yok olmaktan kurtaran en önemli yetidir. Her ne kadar kişiden kişiye değişen şüphecilik meziyeti bazıları için normal kabul edilen sınırın ötesine geçse ve diğer insanların gözünde “paranoyak”lıkla suçlanacak kadar ileriye gitse de normal dönemlerde “paranoyak” görülen baş belası tiplerin pek çok anormalliği ilk fark edenler olduğunu da hatırlatmakta fayda var sanıyorum.)

Bizim kanaatimize göre özellikle pandemi dönemi esnasında kelime bir anlam genişlemesine uğradı. Bu nedenle hali hazırdaki tanımların artık “Komplocu” diye isimlendirilen zümreyi tanımlamakta yeterli olmadığını düşünüyoruz. Müsaadenizle bu konuyu biraz deşmek istiyorum.

Bize göre komplo teorileri 4 başlık altında incelemek mümkün:

1- Halkların Müsekkini Olarak Komplo Teorileri: Ümitsizlik İdeolojisi ya da Avare İlmi

Komplo Teorilerine getirebileceğimiz ilk tanım, “ümitsizliğe düşmüş toplumların sığınağı” tanımıdır.

Bu tür komplo teorilerini daha çok toplumların korku ve endişeye düştüğü, bunaldığı ya da geleceğe dair güzel ümitlerini korumakta zorlandığı anlarda yaygınlık kazanan geçmişin apokaliptik (yok oluş, kıyamet) anlatılarının yerini alan “modern kıyamet hikâyeleri” olarak değerlendiriyorum.

Toplumlar açıklayamadığı ya da kabullenemediği meseleleri bunlar üzerinden kendi için kabul edilebilir kılıyor. İnsanlar, kontrol edemedikleri ancak sürekli maruz kaldıkları, öngöremeyecekleri olaylarla dolu bir dünyada olmanın yarattığı kaygı ile başa çıkmakta zorlandıklarında, bilinmeyeni ve belirsizliği ruhlarında yeterince tolere edemiyorlar.

Bu tür toplumsal endişenin yükseldiği, içgüdülerin alarm zillerini çaldığı durumlarda normal zamanlarda kendilerinin dikkatini çekmeyen olaylar arasında özel bağlantılar kurmaya meyilli hale geliyorlar. Tıpkı önemli kararların eşiğinde insanın günlük hayatta başına gelen olaylardan, gördüklerinden, duyduklarından ya da öğrendiklerinden hatta rüyalarından özel mesajlar, ipuçları ve derin manalar çıkarmaya, aralarında ilintiler kurmaya, bağlar olduğunu düşünmeye eğilimli oldukları gibi. (Nitekim Whitson ve arkadaşlarının 2014 yılında yaptıkları bir çalışmada “belirsizlikten kaçınma eğilimi daha yüksek olan insanların komplo teorilerine daha yatkın oldukları” iddia edilmiştir.2)

Dikkat edilirse hayatımızı altüst eden kararları alan egemenler, halkın arasında gezen, onlarla yiyip içen kişiler olmaktan çıkıp gittikçe toplumdan uzak, halkın göremediği, dokunamadığı, ulaşamadığı kişiler olup “gayba karıştıkça(!)” onların hakkında anlatılanlar da o kadar mitolojikleşiyor, o kadar efsaneleşiyor ve adeta Tanrısal nitelikler kazanıyor.

Alınan kararlara itiraz edebilme, onları değiştirebilme ya da etkileyebilme ümidi kalmadıkça ve ufuk, alt tabakalar için her geçen gün biraz daha karardıkça adeta, “ilahi nitelikteki özel MERCİLERİN” komploları ile bir çaresizliğe itildiğimize dair açıklamalar revaç bulmaya başlıyor. “Açıklama fanatizmi3“ diye tanımlanan bu teoriler kurguladıkları senaryolar ile hem alt tabakalara “Biz her şeyin farkındayız!” güveni verirken aynı anda bir tenakuz dâhilinde “büyük bir komplonun içindeyiz yapacak bişi yok, git evine yat!” der gibi sorumluluğu savma ve psikolojik rahatlama hissini de veriyor.

Böylece bu tür komplo teorileri ile dünyanın OLUMSUZ olduğu kabul edilen gidişatına müdahale etmeyen ya da edemeyen toplumun atalet halinde olmasına rağmen kendine olan öz saygısı korunmuş oluyor. Bu pozisyon, bireysel olarak güçlüler tarafından aşağılananların, güçlü ve egemenlere, “sizin numaranızı yemedim, sizin kadar zekiyim” diyebildikleri yani “FAKİR kibrinin” meşruiyetinin sağlandığı aynı zamanda kendileriyle aynı sosyal statüsünde olan “acayip gerçekleri fark edememişleri” aşağılayarak, onlara üstünlük taslamanın ve büyüklenmenin imkânını veren bir pozisyon olarak da değerlendirilebilir.

Ciddi bir fark var

Yalnız, Modern dönem Kıyamet Mitolojilerinin geçmiş dönem kıyamet söylencelerinden önemli bir farkı olduğunu düşünüyoruz.

Geçmişin insanı, iletişim kurmak için “dışarı” çıkmak zorundadır. Dışarı çıkmak, farklı fikir ve düşüncedeki insanlarla karşılaşmak da demekti. Yani bilgi ve hikâyelerin -gettolar hariç- “doğal şartlar dâhilinde” dengeli bir dağılım içinde olduğu ortamlara girmek zorunda kalırdı. Çünkü dışarısı, seçenekleri kontrol etme imkânı vermeyen rastlantısal bir meydandır.

Hâlbuki modern iletişim araçları insanlara bilgiye kolay ulaşım imkânı sağlarken bir taraftan da onları YANKI ODALARI denen hapishanelere mahkûm ediyor. Bu gönüllü mahkûmiyet toplumsal büyülenmelerin hızına ve şiddetine müthiş bir ivme kazandırabiliyor. Modern insan, sosyal medyada kendi görüşünü destekleyen, kendisi gibi konuşan, düşünen, anlayan binlerce insanla baş başa kaldığı yankı odalarında zaten benimsediği kelimeleri binlerce insandan tekrar tekrar işiterek kendini defalarca, kendi sesinin YANKILARI ile büyüleyebiliyor.

Yani gelişmiş iletişim araçları, geçmişin sabit GETTO’larına her an her yerde olabilme, her yere taşınabilme, dışarda iken de içinde olabilme imkânı veriyor.

Bu durum bir taraftan, mitolojik unsurların çok kolay yayılımını sağlaması yani kitlelerin gerçeklerden ve hayattan koptukları ATIL kalarak UYUŞTUKLARI bir ortam var ederken, diğer taraftan egemenlerin manipülasyonlarına dirençli bir ortam da var ediyor.

Komplo Teorisi

Egemenlerin İktidar Aleti: Manipülasyon Aracı olarak Komplo Teorileri

Komplo Teorilerin tanımlamak için kullanabileceğimizi düşündüğümüz ikinci tanım: “Büyük Sermaye ve iktidarların, sahip oldukları ya da kontrol edebildikleri Medya şirketleri (özellikle TV) ve sosyal medya vasıtası ile kalabalıkları korkutarak veya ayartarak4 yönettikleri ya da yönlendirdikleri bir tür İKTİDAR aygıtı” tanımıdır.

İktidarlar yönetmek için korkuya, korku ortamına, toplumları endişeye sevk etmeye ihtiyaç duyarlar. Byung Chul Han’ın deyişiyle “Korku, ELİTLERİ meşrulaştırmak ve disiplin önlemlerine zemin sağlamak için genelde “iktidarlar tarafından” ÜRETİLİR. İKTİDARI besler. Nihai amaç yöneticilerin değişmemesidir. Platon’un tanımlaması ile “Kralca Yalanlar”dır bunlar.

Malumunuz özellikle postmodern dönemde devletler, hem maliyeti yüksek hem de toplumlarda yönetime karşı büyük direnç gelişmesine sebep olan, kaba şiddet yolu ile toplumları itaate zorlamak yerine Byung Chul Han’ın ifadesi ile rıza üretimine dayalı “psikopolitika” ile -belki de daha uygun bir ifade ile psikolojik manipülasyonlarla- toplumları yönetmektedirler. Bu iktidar biçiminde toplumlara silahla bir şey dayatmak yerine onların zihinlerine sanal korkular ile hükmetmeye çalışmak öne çıkar. Vesveselerle zihinleri yönlendirebilenler iktidarı da kontrol ederler5.

Nitekim pandemi döneminde sadece TV’ler ve sosyal medyadan yayılan korku ve vesveseler ile asker, polis ya da başka bir kolluk kuvvetine ihtiyaç duymadan yüz milyonlarca kişinin kendi evlerine hapsedilebileceğini gördük.

Bu yöntemi başarı ile uygulayabilmek için “bilgi” -özellikle sıradan insanlara dair, sıradan insanların günlük hayatının bilgisi- çok büyük bir önem kazanmıştır. Nitekim Chul Han’a göre özellikle sosyal medyadan toplanan “bilgi, İnsan ruhuna nüfuz etmeye ve onu düşünce öncesi düzeyde (bilinçaltını-AHÇ) etkilemeyi mümkün kılan bir iktidar aygıtına dönüşmüştür.6”

Sıradan insanlara hükmetme ve yönlendirme kuvveti olarak bilginin üretimi ve üretilmiş bilginin yeniden işlenmesi (manipülasyonu) iktidarlara sadece hayalini kurdukları ya da ihtiyaçları olan hamleleri yapma imkânı vermez; “eylemlerini halkın iradesi ya da isteği gibi sunma ve meşrulaştırabilme imkânını” da verir.

Örnekleyelim ki, izahı kolay olsun.

Bu konuda en çok kullanılan ve en bilinen örnekler sanırım Amerika’nın Irak’ı işgali sırasında ürettirdiği Komplo Teorileridir. Amerika’nın Irak’ı işgali öncesi Irak’ta bulunduğu iddia edilen ve işgalin gerekçesi olarak gösterilerek toplumsal desteğin devşirildiği “Irak’ta insanlık için tehlikeli olan kimyasal silahların var olduğu” iddiası; aynı savaş sırasında Irak askerlerinin bombardımanı ile patlatılan petrol rafinerilerinden sızdığı iddia edilen petrole bulanmış karabatak görüntüleri; daha sonra Kuveyt’in Amerikan Büyükelçisinin kızı olduğu ortaya çıkan 15 yaşındaki bir kızın hıçkırıklar içinde Irak’ta hastanelerde bebeklerin ölüme terk edildiklerini anlattığı görüntülerin, Amerikan yönetiminin Amerikan toplumunu savaşa razı edebilmek için uydurup, basın üzerinden yayıp, kullandığı “Komplo Teorileri” olduğu ortaya çıkmıştı.

Nitekim son Aksa Tufanı operasyonundaki ABD Başkanı Biden’a bile söylettirilen “Hamas’ın kafasını kestiği İsrailli 40 çocuk” haberi de bu neviden egemenlerin toplumsal RIZA üretimine yönelik ürettikleri Komplo Teorilerindendi. (Bu noktada, yalan olduğu ortaya çıkan “Hamas’ın 40 İsrail’li çocuğun kafasını kestiği” iddiası BATILI kamuoyunda infiale neden olurken, 20.12.2023 tarihi itibari ile “gerçek” İsrail bombaları ile katledilen 8000’den fazla “gerçek” çocuğun Batılı Egemenlerde ve medyada bir hassasiyet uyandırmamasının altını çizmeden de geçmemek gerektiğini düşünüyorum.)

Ancak bu sadece Amerikan hükumetinin kullandığı bir yöntem değil: Bu yöntem, özellikle iç kamuoyunda oyları düşen ya da uyguladıkları politikalarda isabet etme becerisi gösteremeyen ya da beklediği neticeyi alamayan pek çok hükumetin ya da güç odağının kendi beceriksizliklerini ya da hatalarını kapatmak için sıklıkla başvurdukları bir yöntemdir. Bazı basit olayları hatta olmamış olayları abartarak toplumları korkutmak, panik havası yaratmak ve bunların neticesi kitleleri mevcut hükumetlerin etrafında toplamak ve iktidardakilerin iktidarını devam ettirebilmek için “Komplo Teorileri” üretiminin birçok devlet tarafından sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğunu söylemek sanırım hata olmaz.

“Yaptım ama hele bir sorun neden yaptım?” diyerek güç ve iktidarı koruma amaçlı üretilen komplo teorilerinin, “Dış güçler” söylencesinden “Herkes bize düşman” sloganına, “Rakip parti gelirse iç savaş çıkacağından”, “İçinden geçmekte olduğumuz şu hassas dönem” gevezeliğinden, “Dinciler gelirse herkesi kıtır kıtır keseceğine” ya da “Tüm kadınları kuma” yapacağına kadar pek çok kullanım biçimi vardır. Dikkat edilirse bunlar halkların menfaatine değil daha çok iktidar sahibinin iktidarının korunmasına yarayacak korkutma araçlarıdır.

Bu noktada şöyle bir bilgi vererek konunun ne kadar ciddi olduğunu hissettirebileceğimi ümit ediyorum. ABD’de sosyal medya postlarının 7 ila 3’te 1’inin sahte olduğu ve para karşılığı üretildikleri tahmin edilmektedir. Çin'de ise internette yer alan viral hikâyelerin %50-%80 arasında tasarlanmış halkla ilişkiler mesajı olduğu tespit edilmiştir (Han, 2018).7

Lütfen dikkat edin, tekrarlama ihtiyacı hissediyorum: Çin’de sanal âlemde üretilen bilginin yarısından çok fazlası (Bazı alanlarda neredeyse %80) devletin ürettiği bilgi. Bizim ülkemizde oran daha düşük bile olsa internet ortamında üretilen FACE, İnstagram, Twitter ya da TİKTOK’tan yayılan “BİLGİNİN” önemli bir kısmının devletler ya da sermayeye bağlı reklam ajanslarından üretilmiş bilgi olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir.

Yine altını çizmekte fayda görüyorum; bu yöntemi kullananlar sadece devletler değildir: Bu yöntem, basın ve medyayı kontrol gücünü elinde tutan sermayenin de sürekli başvurduğu bir yöntemdir. Rakip firmanın Yahudi firması olduğunu ya da cuntacıların adamı olduğunu, ürünlerinin içinde domuz yağı olduğunu iddia eden, aşı vurulmayanların öleceğinden, maskesizlerin hastalık yaydıklarına, hayvansal gıdaların kalp krizi yaptığına, çamaşır suyu ile yıkanmayan yerlerden mikroplar fışkırdığına, ineklerin gazının havayı kirlettiğine kadar pek çok değişik “komplo Teorisi” ile toplumların vesveselendirilmesinin ürün satma stratejilerin bir parçası olduğuna sanırım hepimiz şahidiz.

Komplo Teorisi Suçlaması: Muhalefetin imkânsızlığı

(İmkânımız olursa devam edeceğiz)

Ahmet H. Çakıcı
12/Cemaziyelahir/1445

1 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1114066

2 https://evrimagaci.org/insanlar-neden-komplo-teorilerine-inaniyor-7716 yazısından alınma pasajlar vardır.

3 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1114066

4 Tanım Byun Chul Han’dan alınma.

5 Nisa Suresi 118. Ayet-i Kerime: “… Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım…”

Nas Suresi: “De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, İnsanların hükümdarına, İnsanların ilahına, O sinsi vesvesecinin şerrinden.

O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”

6 Byung Chul Han, Psikopolitika

7 https://sssjournal.com/files/sssjournal/2c5c76ad-7ecc-4860-9411-f1c63a6c0091.pdf

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
zeynep dilek | 09.01.2024 12:37
Kitab-ı Kâdimde sabittir ve buna insanlıkta şahittir ki; "Komplo teorileri ve Komploculuk" kötülerin, insanlığı zulm, fitne, fesatla sömürmek için yaptıkları planlanlarla/komplolarla dünyayı yaşanmaz bir yere getirdikleri türlü türlü kötülüklerdir. Ancak açıkça "Biz komplocuyuz kötülük yapıyoruz" demezler. Yeryüzünü imar ve ihya ettiklerini, insanlığın kurtuluşu, huzuru vs vs için çalıştıklarını onlara karşı olanların komplocu olduğunu söylerler. Ve maalesef çoklarını da kandırırlar. Hatta o kadar çok aldatırlar ki, insanları İYİ İNSANLARA, İYİLİĞE düşman ederler. Kimse uyarıcılardan etkilenmesin diye de "komplocu bunlar, sakın bunları dinlemeyin." derler.