metrika yandex

Kısa bir mola…

Ahmet ŞAT

01.04.2020

 

İnsan yaşamında çok nadir görülebilecek olayların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Daha önce hiç görülmemiş ve inanılması zor birçok şeye şahit olmak ne anlama geliyor, doğrusu bilmiyorum… Belki de insanlık tarihinde ilk kez tüm dünyada sokağa çıkma yasağı uygulanıyor; dünyanın tüm cadde ve sokakları bomboş…

Hiçbir savaşın ya da istilanın bile başaramadığı bu şeyi bugün gözle görülmeyecek kadar küçük bir virüsün yapması ne kadar da dehşet verici!

Geçen yazımı Newton’dan bir alıntı yaparak yazmıştım. Newton’a göre koskoca bir saat olan evren bozulduğu nadir zamanlarda, Tanrı evrene müdahale eder ve saati tekrar kurar. Bugün bu yaşananları görünce acaba bu Newton’un dediği gibi, kaosun bu kadar çok tırmandığı bir dönemde bu yaşananlar Tanrının/Allah’ın tarihe bir müdahalesi mi diye düşünmeden edemiyorum… Tabi “koca bir belirsizlik” bu soruya olumlu-olumsuz yanıt vermemi engelliyor.

İnsanlık tarihinde ilk kez neredeyse herkes evinde… Ve neredeyse herkes, insanlardan tecrit olmuş bir halde yalnızlığına mahkûm… Ve bunu yapan iradenin neyi murad ettiğini de bilmiyorum.

Yalnız şunu biliyorum ki varlık tasavvurumuzda hakikat arayışı uzlet ve tefekkürle başlar… İlahi olsun olmasın neredeyse tüm dinlerin ilk öğretilerinde bu hususun altı çizilir. Çünkü insan dış âlemden/uyarıcılardan soyutlanmadan zihninin ve kalbinin etrafını saran kabuklardan kurtulması, gözlerindeki perdeyi indirmesi ve fıtratını temizlemesi mümkün olmuyor. Bu uzlet mekânları karşımıza bazen bir incir ağacının kabuğu, bazen bir dağ, bazen bir mağara ya da tapınak olarak çıkmakta… Ya da evinin bir odasını uzlet ve tefekkür mekânı haline getiren sayısız hikâye vardır… Temel amaç varlık âleminin en zirvesindeki kadiri mutlak olana ulaşmak; onun çağrılarına kulak vermek; bir parça olsun arınmak; şimdi ve sonrası için derin bir tefekküre dalmak; eşyanın tabiatını öğrenmek; yani hakikate ulaşmaktır… Hızla akıp giden hayata bir virgül koyup azıcık soluklanmaktır uzlet… Öyle hızlı bir yaşam sürmekteyiz ki, bazen durup geldiğimiz yola bakıp nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi görmemiz gerekir. Tıpkı otoyollarda yolcuların maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan dinlenme tesisleri gibi bir es vermektir hayata… Bu bazen irademiz dışında konulduğumuz dört duvarla çevrili bir hapishane olabiliyor, bazen de gönüllü olarak namazgâhlara çevirdiğimiz evlerimiz olabiliyor. Ama temel amaç çıktığımız hakikat yolculuğunda kurtuluş kapısına ulaşmaktır.

Doğru ve yanlışın, adalet ve zulmün, iyilik ve kötülüğün, aydınlık ve karanlığın aynı değere sahip olduğu ve aynı muameleye tabi tutulduğu bir dünyada yaşıyoruz… Gücün iflah olmaz kudretine tapan ve müstağnileşen insanın, dine veya hukuka ait tüm barikatları yıktığı bu çağda, bu hakikat yolculuğu daha bir önem taşımaktadır.

Zindanlarda zorunlu tefekkür sürecine giren insanlar dışında çoğumuzun bir uzlet ve tefekkür sürecine girmekten imtina ettiği bir dönemde, küçük bir virüsün sadece Mümin/Müslimlere değil tüm insanlığa, bir hakikat yolculuğu için fırsat tanırcasına evlerine kapatmış olması, acaba kadir-i mutlak olanın insanlığa bir rahmeti mi yoksa cezası mı… Bilemiyorum…

İnsanlar şuan evlerinde… Kimisi hızlı akan hayat temposunu yavaşlattığı için memnun, kimisi kızgın… Ama herkes bulunduğu halden dolayı bir evde yapılması muhtemel her şeyi yapabilmekte… Her şey normale döndüğünde ve insanlık evlerinden sokaklara döküldüğünde neler değişecek onu yakında göreceğiz… Tabi yaşattığı trajedileri yok saymadan ve küçümsemeden, bu küçük virüsün hakikat yolculuğumuz için bizlere ne tür imkânlar sunduğunu düşünmek; şu ilahi ikaz için bizlere yardım edecektir… Bunu biliyorum…

Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup-sakının. Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/25)

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş