metrika yandex

KAYDI YOK BUNUN, YAKALANMAZ!

Mustafa AKMEŞE

11.12.2020

yaşadığımız derin duyguların
hakkını veren cümleler kuramazsınız.
hep bir yerlerde eksik kalan bir şeyler olur.
o anda yaşanan kuvvetli hisleri
ne sözcükler ne de fotoğraf, video görüntüsü karşılamaz,
yavandır!

yaylaya çıkınca,
şehrin ışınlarından uzağında diyorum.
gece
bir siz varsınızdır birde gök kubbe...
yıldızlar saçılmış göz kırpar size.
elinizi uzatsanız avuçlayacak kadar güzeldir...
o ara  o anı kaydetmek için eliniz fotoğraf makinesine  veya
yüksek kaliteli çekimi olan telefonunuza gider
alır ve çekersiniz.
ah! fotoğrafta görülen
hayal kırıklığıdır.
sonra durur bir daha bakarsınız ve
dersiniz ki;
bu "yakalanacak" bir şey değil
ve özelde kalsın daha iyi...

ülkesine iade edilecek mültecinin son anında tam gece yarısı işte
hak savunucu olarak
nöbetçi savcıya başvuru yaparsınız
havaalanından geri döndürülmesine
şahit olan bir siz varsınız bir emniyetçi
bir de
"o" işte.
o bakışın ve sizdeki coşkunun tarifi olmaz ki.

soğuk bir kış günü,
ayağındaki yırtık bir terliğin yerine
giydirilen botun sıcaklığını hisseden çocuğun
size bakışı ve
yüze yayılan tebessümü bir başkadır
onun izahı, kaydı küreği olmaz, yoktur...

çölün bir kıyısında, yardım sevenlerin verdiğiyle bir kuyu açarsınız,
köyün çocukları ve kadınların sevincini
sizin gördüğünüzü
hiç bir şey aktaramaz...

bombalarla yakılan şehirlerden kaçan insanların
kapınıza, sınırınıza geldiğindeki çaresiz ve biçare halleri
yüreğinizi yakacak olan kısmı
gözümüzün gördüğü,
elinizin bir yetimi tuttuğu andır.
sözün yetmediği, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlardır.
tv’de görünen sadece bir filmdir
izleyenler için…

mış gibi yapan,
fotoğraf karesinde gördüğümüz kadar yakın olunan sayısız işlerimiz vardır
ama
ilginçtir sanki tatmış gibi,
değmiş gibi,
koklamış gibi
yaşamış gibi yaparız çok zaman...
sahici adamlar olmak var ya! zor be dostlar.
numara yapmayan işte...

“sahici’’ olmak dokunmaktan geçer.
orada olmaktan bahsediyorum. orada olayın içinde tanık olmak işte
dikkat edin, tanık olanlar  şahit kabul edilir
kameradan seyredince şahitlik olmuyor be dostlar.

bir temmuz gecesi darbeciler köprüleri tuttuğunda
tankların karşısında duranlar vardır bir avuç ölüme inat orada olan...
mazeretler farklı da olsa
bir de evlerinde darbeyi seyir yapanlar...
ah ki ah!

90 yıl beklemiş ve o gün gelmiştir.
kapatılıp müze olan
yeniden namaza açılan
sıradan cami değildir
o gün orada olmak ayrıcalıktır.
“televizyondan naklen seyrederim gitmeye gerek yok’’ diyenler milyonlardır
onlar seyreder!
ama
“seyredilen” sizsiniz, yani gidenlerdir.
ve o eşsiz duygunun tarifi, fotoğrafı olmaz. duyuyor musunuz?
orada olmak “dokunmaktır" ve özel olan sizsinizdir.
bakın şimdi;
saçlarını kızıla boyamış,
daracık bir kot ve bir atlet var üzerinde,
sırtında bir çantayla yürüyen 55 yaşlarında bir hanfendi telefonla konuşurken
diyordu ki konuştuğu kişiye;
“kalabalık nedeniyle meydana çıkamazsam da yolunda ölürüm ayasofya'nın."
valla öyle diyordu ağlarken.
ağlatır sizi sabah sabah ve tarif edecek bir kaydı olmaz.

kum şehrinde camide
namaza durursunuz
selam verdiğiniz anda
yanı başımızdaki şii müslümanın
bir sünni müslümana bakışı ve selamı denk gelir. tebessüm eder tüm sıcaklığıyla.
bütün tarihi mezhebi ötekileştirmelerin bittiği bir yakınlıktır ki
biraz sonra evinde ikram ettiği çayı yudumlarken sadece "insansınız"
o kadar.
söyleyin şimdi allah aşkına!
nasıl tarif edebilir,
nasıl resme düşer bu hal ki

hayatı izleyenlerle
hayata dokunanlar arasındaki fark öylesine büyüktür ki

o hal "yakalanacak", kayıt edilecek durum değildir.
yaşanır o kadar.

merhum elmalılı'nın demesiyle;

“hakkın zevkini duymayan onu hayal etmeye mahkumdur,
gerçeği bilmeyen taklid etmeye mecburdur. allah'ı bilmeyen dünyaya sarılır,
dünyayı bilmeyen kuruntuya sarılır.
kuruntuya sarılan gerçeğe darılır.
yiğidi görmeyen ismine bayılır.
dilberi görmeyen resmine bayılır.

önünü görmeyen sonunda ayılır.
kanunu tanımayan kanun karşısında ayılır. kitabı tanımayan hesapta uyanır.
kur'an'ı anlamayan da tercemesine dolanır."

ey yolcu

sahici adam ol...
dokunmadığın şeyi
kalbin hissetmez.
temas etmen gerekecek ne varsa,
erteleme ki fark edebilesin
izleyici olma hayata
"iz"im kalsın yolda diyorsan
dokun…
hayata dokun ki
yaşadığını
fark edebilesin...


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş