metrika yandex
Anlam Kitap

İSLAMCILIK TARTIŞMALARINA KATKI (2)

Hüseyin SEVİM

24.06.2022

       Bu bağlamda yazdığım son yazıya gelen çeşitli yorumların da tetiklemesiyle, zaten ikinci bir yazıda değerlendirmeyi düşündüğüm bazı detaylara girmek istiyorum. Ancak her şeyden önce asıl meramımın İslamcılık kavramının her yönüyle tartışılıp gözden geçirildiği, derinlikli bir tartışma ortamına olan ihtiyacı vurgulamak olduğunu ifade edeyim. Yukarıda andığım yorumlar içinde öne çıkanlardan biri; eski İslamcıların güncel, yaygın, hali pürmelaline dair kısaca “Bu nasıl bir ideolojiymiş ki bağlıları iktidar içi ya da dışı alanlarda bu hallere düştüler?” olarak özetlenebilecek haklı bir sorgulama.


Konunun gerçekten irdelenmesi gereken çok fazla yönü var. Belki zamanla başka noktaları da tartışırız. Ancak yukarıdaki hatırlatmalar ışığında en temel konulardan birinin İslamcılık serüveni içinde “Ahlakilik” kavramının ıskalanması olduğunu düşünüyorum. Çıkış dönemi ve sonraki birkaç on yıl içine yüzleşilen (Osmanlı sonrası) kaybedilen iktidar gücünün tekrar kazanılmasına yönelik oluşan mücadele ortamı, İslamcıları aşırı ideolojik bir zemine kaymaya ve mücadeleyi büyük oranda ideolojik bir algı ve ona eşlik eden reflekslerle yürütmeye yönlendirdi. Elbette bu çok büyük bir zaaf ve yanlıştı. Anakronizme düşme riskine rağmen, o günlerin koşullarının zorlayıcılığı hesaba katılsa bile özünde “İslam” olan bir mücadelenin “Ahlaki” olanı ikinci plana itmesinin ilkesellik, vicdan, hak, hukuk, adalet gibi çok temel alanlarda da büyük zafiyetler ürettiği apaçık ortada.

İktidar gücü tekrar “bir şekilde” elde edildiğinde ortaya çıkan hızlı yozlaşmanın, bu durumun doğal sonucu olduğunu düşünüyorum. Elbette bu tespit bizi “Bak gördün mü İslamcılığın kendisinde sorun varmış!” sonucuna doğrudan ulaştırmaz. Çünkü söz konusu zafiyetin İslamcılığın ana fikrinden kaynaklandığını düşünmüyorum. Bu zafiyet süreç içinde konjonktürel bir şekilde oluştu.


Ancak, eğer böyle bir ıskalama olmasaydı ve İslamcılık, bugün zafiyet dediğimiz yönlerini de takviye ederek, güçlendirerek bugünlere gelebilseydi, iktidar deneyimi yine de aynı hayal kırıklıklarına yol açar mıydı bilemeyiz. Böyle derken de asla “yol açmazdı” demiyorum. Bir önceki yazımda ifade etmeye çalıştığım gibi bu tartışma çok geniş bir yaklaşım zemininde yürümeli “İslamcılık” kavramının kendisinden, içeriğine hatta genel bir “İslam algısı”nın gözden geçirilmesine varana kadar gereken tüm yönleriyle yürütülmelidir.

Sonuçta “Yeni İslamcılık” önerisinin bile rafa kaldırılıp bambaşka bir “müslümanca mücadele” önerisi bile ortaya çıkabilir; kesin olan, bir şeylerin bugüne kadar ters gittiği.
Meselenin ilkesel bazdaki temel dinamikleri olarak en başta zikredilebilecek “Allah’tan başka herkese/her şeye kulluğu reddetme; hakkın ve adaletin tesisi için mücadele etme” ruhunu kurban etmeden ön yargısız ve açık yürekli bir şekilde ciddi gözden geçirmeler, belki de radikal silkinişler yapmamız gerekiyor. Bunun için de herhalde en başta ihtiyacımız olan şey olgun bir tartışma zeminin yürütülmesidir.
 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş