metrika yandex

İnsan Hasleti -3- (İnsanlığın Geleceğine Dair)

Mustafa YILDIZ

24.03.2021

İnsana dair daha önceleri de belirtildiği gibi yapılan araştırmalara göre insanın öncelikli ihtiyaç listesi sıralaması yapılmış, nihai nokta olarak buluştukları yer, “Arzu ve isteklerine emek sarf etmeden kesintisiz ulaşabilme hayalleri kurdukları” istek ve talepler noktasında da büyük oranda örtüştükleri görülmüştür.Zira, insan cennette yaşamaya uygun ve uyumlu yaratılan bir varlık olduğundan, istisnasız her insan yaşamak istediği mekanı, görmek istediği ortamı ve bireysel talebini dillendirirken, ister inanmış olsun, isterse inanmayan olsun farkında olmadan cenneti tarif eder. 
 
İnsan kendini bildiği andan itibaren bu hayaller uğruna hep çaba sarf eder.Bu hem insani hem de İslâmi doğal bir durumdur.Bu talepler de meşru taleplerdir.Bu nedenle, nanan insan en basitinden cehenneme düşmektense cennette yaşamayı yeğler ve cennete girmek için gayret sarf eder.İnanmamış biri de hayatı bu dünyadan ibaret gördüğünden, insan olması hasebiyle fıtratı gereği içlerinde var olan konfor ve lüks içinde yaşama duygu ve isteğini gerçekleştirme adına cennetini bu dünyada yaşamak ister.
 
Her insanın ruh dünyasında bu kaygılar bir ukde olarak kişiyi meşgul eder.Kişilerin yaşama bağlılıkları da bu kaygıların kişiye uzak veya yakın olması ihtimali ile yakından ilişkilidir.Bu psikoloji sarmalında inanmış insanlar daha avantajlıdır.Zira, inanmış insan bu hayalleriyle buluşmayı farklı kriterlerle tabi tutulacak emeğinin karşılığını adil biri tarafından yapılacak değerlendirmelerle ulaşılacağına olan inancından emin olduğundan, “Bu dünyada olmazsa, inşaallâh ahirette kavuşurum.” ümidiyle duygularını bastırarak kendilerini teselli ederler.İnanmayan insan ise beklentilerini uzak ihtimalde görüp ümidinin kırılması durumunda kişi makyavelist bir düşünceye sürüklenir ve kontrolsüz savrulmalar yaşamaya başlar.Yeni buluşların ortaya çıkması da bu imkanlara kavuşabilme ve hayal ettikleri konfora erişme umut ve hayaliyle ulaşılacak sonucu merak etmeleri nedeniyle gösterdikleri çabaların sonucudur.Uzaydaki arayışlarda da nedenler arasında azda olsa bu hissiyatların payı vardır.Acaba daha iyi imkanlar elde etmek mümkün olur mu? Uzaydan dünyaya hakim olabilirmiyiz? Hayali ve merakıdır.
 
İşte burda aynı istekleri arzu eden insanı;inanan ve inanmayan olarak tasnif ettiğimizde, aralarındaki bariz fark;inanan insanlarda doğuştan var olan haklarına ulaşmada takip ettikleri metodun meşru olup olmadığı sorgulanır, hakkından fazlası başkasının hakkını gasp olabileceği şuuru ile ihtiyaç fazlasını paylaşmayı yaşam felsefesi olarak görürürken, inanmayan insanda ise bu hissiyat adeta “Sürekli kazanma üzerine bina edilir” ve bu duygu her daim galebe çalarken, kişi sadece kendine yontmaya başlar ve bencilleşir.Toplumda iki farklı kimlik olarak temsil edilmiş olurlar.
 
İslâmdan bihaber olan ya da yeterli şuura ermemiş insanlar, adeta bu beklentilerini gerçekleştirmek için büyük çaba sarf ederler.Hatta ülkelerin de kendi aralarındaki sürtüşmelerin perde arkasında dillendirmedikleri saiklerden biri de dünya cennetini sadece kendi halkları için kurmayı düşlemelerindendir.Yeryüzü kaynaklarının tükenme sinyalleri vermesi korkusu inançsız insanı ve dolayısıyla devletleri bile bencilleştirmiş, bu korku ve endişe halkıda korkuya sevk ederek sahip olunan imkanları kimseyle bölüşmeme algısı oluşturmuştur.Halk dünya imkanlarının sınırlı olduğuna inandırıldığından, hayatı da yaşadığı an olarak gördüğü için korkular panik haline dönüşmüştür.Kanaat ve şükrü de bilmedikleri için insandaki doyumsuz duygular bu alanı kaplayarak kuşkusuz insanı bencilleştirmiştir.Bu korkular ısarla pompalanmaya devam ettirildiğinden kişiyi aynı zamanda acımasız ve saldırgan da yapar/yapmıştır da.Bu salgında maske için devletlerin gümrüklerde neler yaptıklarını basından hep birlikte duyduk ve gördük.Resmen yasalar çiğnendi, tabiricaizse eşkiyacılık yapıldı.Bu da bize şunu gösterdi ki yeryüzünün idaresi inanmayanların merhametine teslim edilmez/edilemez.Bu görevi ancak müslümanlar yapabilir.Dolayısıyla yeryüzünün idaresi inananlara verilmelidir.Ama hangi müslümanlara?
 
Hz.Yusuf’un(a.s) melikin rüyasını, ileride kıtlık günleri olacağı şeklinde yorumlaması[Yusuf Süresi:46,47,48,49] o dönem için üstün bir meziyet olarak görüldüğünden, melik tarafından kendisine görev verilmesini sağladı.Hz.Yusuf’un da “Bana hazineleri teslim edin, o ğörevi daha iyi yaparım”[Yusuf Süresi:55] diye görevi kendi seçmesi bugünkü sıkıntılarıda ancak adalet üzere idare edebilecek müslümanlarla mümkün olabileceğini gösterir.Ancak, ”Size bir nüsret, fetih verildiği zaman insanların bölük bölük Allâh’ın dinine geldiklerini görürsün.” [Nasr Süresi:1-2](Nüsret:Yardım, Zafer, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib gelmek) ayeti de bize, bu halin gerçekleşmesi için de bir emeğin, üstün bir meziyetin ve üstün bir gayretin olması gerektiğini anlıyoruz.Zira güç insanı her zaman etkiler.Sadece haklı olmak, doğruyu söylemek her zaman yeterli olmayabiliyor.Bu güce ulaşmanın müslümanlar için önemli bir görevi olduğu artık müslümanlar tarafından bilinmelidir.
 
Yıllarca teferruatlarla zaman geçiren islâm dünyasında müslümanların bulup insanlığın da yararlandığı hangi güçlü hasletimizle dünya devletleri arasında anılıyoruz ki, insanlık bize bölük bölük gelsin? kendi sağlığını bile gavur dediği ve kendi gibi inanmayanlara göz dikip, onlara umut bağlayan, ilaç ve aşı için gavur dediklerinden medet bekleyen, onlara dua eden iki milyarlık bir islâm dünyası sahi yıllardır neyle/nelerle meşgul olmuş acaba? Uyudukları yetmedi mi? Peki ne zaman uyanacagız? Dünya nufusunun % 1’i dahi olmayan (yaklaşık 15.Milyon) yahudiler insanlık yararına sundukları bilimsel çalışmalarıyla toplam dünya Nobel ödüllerinin % 23’ünü alırlarken, 2 Milyarlık nufusa sahip islâm dünyasından ise ancak müslüman kimlikli 3 kişi bu ödülü alabilmiştir.Sizce Rahman olanın kime vermesi lazım? her taşın altında, her türlü olumsuz hadisede Yahudi arıyorduk.Bak bütün insanlık onların buluşlarından faydalanıyor.Son yüzyıllarda senin elle tutulur neyin var? biz daha ümmet olmayı bile beceremedik.
 
Halen, tesbih tanelerinin sayısıyla, orucu bozan şeylerle, ramazanda hilal’i takip etmekle, sakal ve bıyığın ölçüsüne göre fetva arayan müslüman bilim insanları ile kime örneklik teşkil etmiş olduk.Biri insanlık yararına bir buluş bulunca da, “Kur’an’ın şu ayetinde zaten vardı!” demeyi marifet bilen insanımız daha ne kadar başkasının buluşuna Kur’an’da ayet bulmaya devam edecek.Adam yapay zekayla (Yapay Zeka:Herhangi bir canlı organizma kullanılmadan, tamamen yapay araçlarla oluşturulan, insan gibi davranışlar sergileyebilen makinelerin geliştirilmesi için kurulan teknolojinin genel adı.Robotlar) insanı devre dışı bırakırken, sen hala abdest almayla uğraşıyorsun, gavurun ne idiğü belirsiz ilaçlarında şifa ararken, içindeki katkı maddelerini araştırmadan, teknolojisini kullanırke onun terbiyesine büründüğünü bilmeden, mecburen başkasının dinine göre davranışlar sergilemeye başladığını göremezsin.Ve sen müslümanlığınla ve takvanla öğünürsün.Ne güzel.
 
Oysa;Tıbbi aletler yapan El Zehravi, Trigonometri ve Algoritma’nın temellerini atan El Harezmi, Modern Kimya’nın temellerini atan Cabir bin Hayyam, Astronomi uzmanı Biruni, Sibernetiğin ilk adımlarını atıp ilk robot yapan El Cezeri, El Kindi, Farabi, İbni Sina, Ömer Hayyam, Hazerfan Ahmet Çelebi vs.gibi bilge insanlarımız vardı.Şimdi neden böyle insanlarımız yetişmiyor acaba? Nerede yanlış yapıldı? sorgulama neden yok? Halbuki sorgulayan beyin diri kalır.Sorgulamayan beyinler ölür.Bizdeki beyinler neden ölü gibi.Bırakalım başkası icat etsin, biz de Kur’an’da onunla ilgili Ayet bulalım, kitabımızla övünür bunu da yeterli görürüz.İslâm gerçekten bu mudur?
 
Adam(Henry Kıssınger) yıllar önce diyorki, “Petrole hakim olursan ülkeye, gıdaya da hakim olursan insanlığa hakim olursun” demiş.Peki Petrol sende olduğu halde petrolün hakimi sen misin? hayır.Adam GDO’lu gıda üretiyor ve sana satıyor sen de “Helal Gıda” sertifikası veriyorsun.Ne hakla? GDO’lu üretimden ne anlıyorsun ki! adam neler katıyor, insana zararı nedir haberin var mı? hayır.Adam insan görevi yapan robot üretiyor, sen vatandaşlık veriyorsun (Suudi Arabistan) ne güzel.Yakında islâm topraklarında robotların yaşadığı minyatür bir mahalle de kurulacakmiş.Hayırlı olsun.Bizde onlara taharet aldırmayı öğreteceğiz herhalde.
 
Maalesef bu haldeki müslümanlar bir an önce akıllarını başlarına almazlarsa dünya bu türden kötülüklerle dolacak gibi görünüyor.Bu kötülüklere de ancak görevleri gereği müslümanlar mani olabilirler, olmalılar.Bu yerimizde saymaya bir çözümü olan var mı acaba? Yazılmayan, söylenmeyen ne kaldı acaba? o zaman bu uğurda her müslümanın elinden geleni yapması hem insani, hem de islâmi bir görevi olduğu bilinmeli ve unutulmamalıdır.Yoksa, yarın çok daha geç olabilir.
 
Mustafa YILDIZ/ANKARA
Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş