Aile candır, üyelerinin yaşama sevincidir.
Aile, varlığında yeteri kadar kıymeti bilinmeyen, zayıflığında hatta Allah korusun yokluğunda yeri doldurulamayan temel bir yapıdır.
Bu nedenle ailenin de kendisinden beklenen olumlu görevleri yerine getirebilecek yetkinlikte olması istenir. Bugün en çok üzerinde kafa yorulması gereken konuların başında ailemiz olmalıdır.
Aile güvendir. İyi günde, kötü günde, sıcakta, soğukta, işsizlikte, varlıkta kişinin ailesi koruyucusudur. Zira gittikçe küçülen, yalnızlaşan, üyelerinin bireyselleştiği, sorumluluk ve paylaşımın azaldığı aile ortamları kendisinden beklenilen fonksiyonları yerine getirmek de zorlanacaktır.
Aşırı meşguliyet, para kazanma ihtiyacı, hızlı yaşama gerekliliği, bireyselliğin önceliği, sanal dünyanın biz gerçek insanlardan aparttığı, israf edilen zaman dilimi, sosyal ve kültürel değerlerden kopuş gibi olumsuz nedenler aileleri ve bireyleri günlük hayatında yalnızlığa sürüklemektedir.
Yalnızlık, küçülme eğilimi, daralan sorumluluk alanı ile aile kavramlarını yan yana kullanma ihtiyacının doğmuş olmasının hüzün verici olduğunu da belirtmek de fayda olmalı. Çünkü aile bir grubu, birden fazla çokluğu hatta kendi içinde veya çevresi ile dayanışmayı da ifade eder.
Ayağı kayan insanı düşüp, yara almaktan en yakınındaki kişiler kurtarır.
Aile iyileştiricidir. ‘’ Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar’’ sözü uzaklığın değil yakınlığın ifadesidir.
Büyük kentlerde, kalabalık şehirlerde yaşıyoruz çoğumuz. Dar sokaklarda, geniş caddelerde, kaldırımlarda yürüyoruz. Tıkış tıkış kalabalık otobüslerde, yoğun trafikte yol almaya çalışan özel araçta gidiyoruz. Çok katlılardan bir konutta veya müstakil ferah bir evde oturuyoruz.
Hiç istemesek de oracıktaki derme çatma bir evde de yaşamaya mecbur kalmış olabiliriz.
Büyük şehirlerde yoksullukla, zenginliğin, kolaylıklarla zorlukların birbirine komşu olarak barındığı yerlerdeyiz.
Eli ekmek tutan, gücü kuvveti yerinde olan, nereden gelip nereye gideceğini bilen insanlar için büyük şehirlerin fırsatlarla dolu olduğu kabul edilir. Bazı kişiler buralarda kendilerini geliştirip yeni yeni alanlar açıp başarılı bir hayat sürebilmektedirler.
Ancak dezavantajlı dediğimiz kendi kendine dahi yetemeyecek durumdaki insanlar için şehir ortamının zenginliği bile yeterli faydayı sağlamamaktadır. Bu nedenle kırılganlık içinde olan kadın, çocuk, engelli, yaşlı ve zayıf durumdaki insanların gözetilip desteklenmesi, gerektiğinde korunması kurumlar ve gönüllüler tarafından bir ihtiyaç haline geldiği görülmektedir.
Bu hassasiyet ortamında insanların bir aileye ve sıkı aile bağlarına sahip olmaları ayrıca önem taşımaktadır.
Ailenin zayıf kaldığı hususlarda bireylere verilen kurumsal ve gönüllülük desteklerinin varlığı yeterli gibi görünse bile, hayata bir bütün olarak bakıp değerlendirdiğimizde, aile yapımızı koruma hususunda sorumluluk almanın hepimiz için güvenli bir çıkış yolu olduğunu bir kez daha vurgulamalıyız.
Komşuların, akrabaların, arkadaşların kendi aralarındaki samimiyetleri ile sosyal, kültürel ve ekonomik dayanışmayı artırmalarının onların aile yapılarının korunup, sağlamlaşmasına destek olacağı bilinmelidir.
Birbirine yakın olan insanlar yine birbirleri için gönüllü ve fedakar olmalıdırlar. Bu durum uzatılan her iki elin de daha sağlıklı ve huzurlu yaşamasına sebep oluşturabilir.
Çünkü kişilerin sıkıntılarının, dertlerinin en kolay şekilde varsa aile yakınları ve dostlarının desteği sayesinde çözülebileceği gerçeği önümüzde durmaktadır.
21 Kasım 2024
HATUN ÖZKÜMÜŞ
Pezeşkiyan’dan kararlılık mesajı!
01.03.2026
Tom Barrack sınır dışı edilsin!
06.02.2026
SGK Başkanı değişti
06.02.2026
Bülent Akyürek vefat etti
09.02.2026
evlada mektup MUSTAFA AKMEŞE 12.02.2026
Bir “Şeye” Dönüşmek FEYZULLAH AKDAĞ 08.02.2026
İRAN VE BÖLGESEL TAHLİL SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 22.02.2026