metrika yandex

DİN’LE DEĞİŞİK İLİŞKİLER - 4 - / BİBERİLER

Üstün BOL

22.06.2021

Bir önceki yazımızı ‘Biberilere ne oldu?’ sorusuyla bitirmiştik.

Biberiler hakkında basında yer alan son haber 12.11.1985 tarihli Milliyet gazetesinde çıkan Tarikat içi kavganın sürdüğü haberiydi.

1968 yılında tarikatın kadın lideri Atiye Emrecan’ın tarikat içi infaz haberinden 1985 yılına kadar Biberilerle ilgili basında hiçbir haber yer almadı (Adana yerel basınında Biberileri merakla takip eden, dedikoduyla karışık birkaç haber dışında).

1985 yılında yapılan Milliyet gazetesi haberinden bu yana da Biberiler hakkında basında yine hiçbir haber yer almadı!

Adeta kamuoyunun bütün paydaşları bir sessizlik yemini etmişlerdi.

Oysa karşımızda hem dini-akademik açıdan hem gazetecilik mesleği açısından son derece ilginç bir yapı vardı.

Biberiler hakkında bu sessizlik yemininin nasıl tesis edildiği, nasıl olup da bütün tarafların ortalığı yakan bu közün üzerine, elbirliği ile kül örttüğü başka bir tartışma olarak burada dursun. Biz gelelim Tarikat bugün ne yapıyor sorusuna.

Biberiler kamuoyundan hem isimlerini hem de kötü imajlarını profesyonelce gizledikten sonra, Biberi kelimesini bir daha ne hayatlarında ne de üst kimliklerinde kullanmadılar.

Dergiler, bültenler, WEB siteleri, kitaplar, bütün yayınlarda Biberi kelimesi ya hiç kullanılmadı ya da ustaca satır aralarına gizlendi.

Tarikat bu döneminde Anadolu Aydınlanma Vakfı bünyesinde daha önce dağınık dağınık yer alan unsurlarını bir araya getirdi. 

Anadolu Aydınlanma Vakfı WEB sayfasında kuruluş amacını şöyle açıklamaktaydı:

‘Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın amacı, din, dil, ırk, cinsiyet ve uyruk ayrımı yapmaksızın, aydınlanma amaçlı sürekli bir bilgi topluluğu oluşturmaktır. Aydınlanmayı ‘Evrensel İnsan Toplumu Ülküsü’ doğrultusunda incelemek, farklı kültürler ile insanlık uygarlığı bağlamında ve tarih sürecinde ele almaktır. Anadolu ekinsel yapısı içinde oluşan ve değişen düşünce ve kavramların bütün boyutları ile anlaşılmasını, diğer ekinlerde yer alan kavramlarla olan ilişkilerinin kurulmasını ve böylece düşünce yönetiminin ve düşünce aletlerinin tanımlı ve işlevsel kılınmasını sağlamaktır’

Aydınlanma, Evrensel İnsan Toplumu Ülküsü, Anadolu Ekinsel Yapısı gibi ifadeler dikkatinizi çekmiştir. Muhtemelen bu ‘amaç’ kısmını yazan aynı zamanda Vakfın kurucularından Metin Bobaroğlu’ndan Vakfın nasıl kurulduğunu da şuradan dinleyebilirsiniz: https://metinbobaroglu.net/videolar/  
Hem metinde hem videoda geçen üst perdeden dili sanırım hepiniz benzetmişsinizdir.

Bobaroğlu bu konuşmasında Cumhuriyet gazetesinin 1995 yılında basın özgürlüğü başlığı altında düzenlediği bir programda konuşmaların çok beğenildiğini katılımcıların bunu daha sık yapalım bir disiplin haline getirelim dediğini bu teveccüh üzerine haftalık programlar yapmaya başladıklarını ardından da yine katılımcıların isteği üzerine, özellikle de gençlerin talebiyle ‘aydınlanma fikri’ çerçevesinde 1996 yılında vakfın kurulduğunu anlatıyor.

25 yıldır sivil toplumu çok yakından takip eden biri olarak söyleyeyim ki vakıflar, dernekler bu şekilde kurulmaz!

Aydınlanma Vakfı’nın WEB sayfasını incelediğimizde ise farklı bir tablo çıkıyor karşımıza. Bobaroğlunun gençler böyle bir vakfın kurulmasını talep ettiler demesine karşın WEB sayfasında tarikatın lideri İsmail Emre’nin sohbetleri, dergilerdeki konuşmaları, süreli yayınlarda Emre’ye atıflar oldukça baskın bir yer işgal ediyor.

Vakfın kurulmasını talep eden gençlerin tanımadığı ve muhtemelen bilmediği, ‘İsmail Emre çevresinde kendiliğinden oluşmuş’ bir vakıf imajı inandırıcı ve sağlıklı durmuyor!

Bobaroğlu bu konuşmasında aydınlık kavramını neden tercih ettiklerini ise şöyle açıklıyor. ‘Aydınlık deyince bilim geliyor akla, biz aklın aydınlığı ile tasavvufi, sufi bir iç aydınlanmayı birlikte barışık düşünüyoruz.’

Yani vakıf tasavvufi, sufi çizgisinde ısrar ettiğini, Anadolu’nun yerel kültürü ile evrensel kültürü barıştıracak, hemhal edecek bir çizgi sürdürdüklerini ifade ediyor.

Metin Bobaroğlu da Aydınlanma Vakfının WEB sayfasında yer alan yazılarında ve video konferanslarında İsmail Emre’ye sıklıkla atıf yapıyor. Bir Alevi- Bektaşi ozanı olarak değerlendirdiği Yunus Emre’ye sıklıkla değiniyor ve izlediği yolun Yunus Emre yolu olduğunu tekrarlıyor.

Metin Bobaroğlu kimdir? İnternette arama yaptığınızda karşınıza son derece entelektüel bir karakter olarak çıkıyor Bobaroğlu. Dil, felsefe, tasavvuf üzerine yazan; Yunus Emre, Hacı Bektaş, Mustafa Kemal üzerine konferanslar veren birçok kitabı bulunan her kesimden saygı gören bir isim.

İslami camiada tanınan isimlerle televizyon programlarına çıkıyor, kendisini Kemalist olarak tanımlayan grupların konferanslarında, televizyonlarında boy gösteriyor, Rotary kulüplerinde seminerler veriyor.

Aydınlanma Vakfı, İsmail Emre ile bağını asla gizlemiyor. Aksine onun ve takipçilerinin adına açılan WEB sitelerinde İsmail Emre yüceltiliyor, sohbetleri yayınlanıyor, vakfın youtube sayfasında İsmail Emre’nin bestelenen doğuşlarının klipleri yer alıyor. Neredeyse her yazıda ve vakıf tarafından başka isimler adına açılan WEB sayfalarında İsmail Emre’nin WEB sayfasına, sohbetlerine, doğuşlarına gönderme yapılıyor.

Vakıf; felsefeden caz’a, dilden estetiğe, tarihten tasavvufa kadar birçok alanda programlar organize ediyor. Ve oldukça düzenli şekilde bu programları sürdürüyor. Vakfın aylık çıkardığı Düşünüyorum adlı bir bülteni http://www.anadoluaydinlanma.org/dusunuyorum-aylik-bulten/, bir süreye tabi olmayan Tematik Düşünüyorum Dergisi http://www.anadoluaydinlanma.org/tematik-dusunuyorum-dergisi/ Us Düşün Ve Ötesi adlı yine tematik bir dergisi mevcut http://www.anadoluaydinlanma.org/us-dusun-ve-otesi/

Bunların dışında İsmail Emre’nin geçmişte yaptığı sohbetlerinin yayınlandığı İç Kaynak dergisi de yayın listesinde yer alıyor. http://ismailemre.net/ic-kaynak-dergisi/

Vakfın WEB sayfasında her şeyi bulabilmeniz mümkün. Tarikatın kurucusu Halil Dervişoğlu, tarikatın önderi İsmail Emre, Emre’nin Doğuşları, konferanslar, video konferanslar, yazılar, makaleler, kitaplar her şey bir tık uzağınızda.

Ama WEB sayfasında bütün aramalarınıza rağmen bulamayacağınız bir şey de var! Tarikatın kadın lideri Atiye Emrecan’ın adı bir kere bile geçmiyor bu internet sayfalarında! Biberilik adı bir ansiklopedik bilgi olarak birkaç cümle içi kullanım dışında asla anılmıyor.

Şimdi dönüyoruz en başa. Dini özgürlükler ve örgütlenme hakkı bütün tarikatlar ve cemaatler için vazgeçilmezdir. Dini oluşumları yer altına iten bir kamu otoritesi özgürlükçü bir zemin inşa edemez.

Yeraltına inen ve kendini gizleme ihtiyacı hisseden her yapı, sorgulanamaz, hesap vermeyen bir sistem oluşturur.

Bu yüzden legal olmayan bir para trafiği, tarikat içi infazların üzerini örten bir yapı oluşturulur.

Kamu otoritesi bir an önce dini özgürlükler üzerindeki bütün baskıları ortadan kaldırmalı, Tarikatların, Tekke ve Zaviyelerin serbestçe örgütlenebildiği bir düzenlemeyi sağlamalı bu yapılara legal bir statü vermelidir.

Kendini ister gizlemek için olsun, ister bir tercih olarak olsun Tarikat olarak tanıtmayan, liderini açıklamayan/açıklamak istemeyen bir yapıya karşı sizin lideriniz şu demek nezakete sığmaz!

Bu sebeple tarikatın liderinin kim olduğunu söylemeyeceğim. Ama Anadolu Aydınlanma Vakfının WEB sayfası incelendiğinde okuma yazması olan herkes tarikatın liderinin kim olduğunu kolayca anlayacaktır.

Fakat tarikatla ilgili şunu söylemekte bir beis yok: Tarikat oldukça disiplinli ve organize bir biçimde varlığını sürdürmektedir. Bu varlığın sürdürülmesi hadisesi ‘nefes alıyoruz’, ‘çorbayı kaynatıyoruz’ gibi bir idame değil tabi!

Tarikat içi infazları (3 ölü, 6 yaralı. 1985’teki hesaplaşmada yaralı sayısı artıyor) 2 gazete küpürü ile kapatabilen bir yapının bağlantılarının çok güçlü olduğunu tahmin etmek güç değil.

Tarikat, Vakfın kurulduğu 1996 yılından sonra en parlak dönemini yaşıyor. Vakfın kurucularının ve yönetiminin bilinmemesi / yayınlanmaması ise hem söyleyeceklerimizi kısıtlıyor hem de Tarikat üzerindeki merakları artırıyor.

Son olarak şunu söylemeliyim ki, Biberilik meselesini araştırırken yüzlerce sayfa kaynak okudum, onlarca video izledim.

Özellikle konferanslar ilgi çekici ve etkileyiciydi. Dini metinler konusundaki gevşeklik dışında oldukça istifade ettiğimi de söylemeliyim.

Vakfın entelektüel kapasitesi göz kamaştırıcı!. Keşke bu entelektüel birikim, bir gizem, ‘saklanmak istenilen bir sır’rın gölgesinde kalmasaydı!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş