metrika yandex

Dilipak’ın Mektubu

20.08.2020
Ferman KARAÇAM

Abdurrahman Dilipak’ı hepimiz tanıyoruz.

Mütedeyyin camiada herkesin yakından bildiği bir gazeteci.

Dilipak ne yazdığını bilen, yazdığının hangi sonuçlara yol açacağını kestiren, gözü pek bir kişiliktir.

Hemen her darbeye bir şekilde muhatap olmuş, gazabına uğramış, başörtü direnişlerinde, hep en önde bulunmuştur.

Hatta, Türkiye’de ilk kez uygulanan elele direnişinde başörtülü hanımlarla birlikte omuz omuza mücadele vermiş, onların sürekli yanında olmuş özgürlükçü bir gazetecidir.

Bildiğim kadarı ile Cumhurbaşkanımızla da yakın bir hukuku vardır.

Dilipak, son yıllarda AK PARTİ hükümetinin bazı uygulamalarını dostça eleştirilere tabi tutarak, hem yol gösterici , hem de faydalı olmaya çalışıyor.

Elinden geldiğince hükümete adil olmayı, ehliyet ve liyakata uymayı öneriyor.

Türkiye’de, son zamanlarda giderek artan kadınlara yönelik şiddetin sebeplerinden biri olarak gösterilen İstanbul Sözleşmesi, şiddetli tartışmalara konu oluyor.

Bu konuda Abdurrahman Dilipak son derece sert davranmaya, sözleşmeyi eleştirmeye ve aleyhinde yazmaya başladı.

En son yazdığı yazılardan birinde, Dilipak’ın bildiğimiz üslûbunu epeyce zorlayan ve birçoğumuzun yadırgadığımız bir kelime sarfetti.

Bunun üzerine kadın dernekleri, bazı partiler ve birçok medya mensubu Dilipak’a ağır sözler sarfettiler.

AK PARTİ’li kadın örgütleri 81 ilde Dilipak aleyhinde suç duyurusu kararı aldılar.

En önemlisi de, Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, isim vermeden Dilipak’ı eleştirmesi oldu.

Daha sonra Dilipak köşesinde Erdoğan’a hitaben bir mektup yayımladı.

Bu mektuptan bazı alıntılar yaparak ben de söylemek istediğim şeyi söyleyeceğim:

“ Benim kastım belli.

Başkaları bu ifadeleri zorlama bir yorumla amacından saptırarak, bu ifadeler üzerinden şahsıma iftira ettiler. Ve Media’daki birtakım isimler bu yanlış yorumu, benim açıklama ve ifadelerimi dikkate almaksızın hemen sahiplendiler. Topyekûn bir karalama, linç kampanyasına maruz kaldım.

Yazının bir bütün olarak anlaşılması gerek.

Yarım asırdır her gün yazıyor, basına beyanat veriyor, seminer ve konferanslara katılıyorum. Bugün beni tanıyan, çizgimi bilen insanlar kimseye küfür, hakaret etmeyeceğimi, iftira atmayacağımı bilir. Konu ile ilgili açıklamalarım ve bugüne kadar sergilediğim duruş gözardı edilerek ve ifadelerim çarpıtılarak bugün böyle bir lince tabi tutuluyorum. Ben 28 Şubat dahil bize birçok zulmü reva gören o günkü muarızlarıma bile hakaret etmemişken, bugün böyle bir ithama muhatap olmak hem düşündürücü hem de üzücü olmuştur. Elhamdülillah benim dostlarım, insanlık davası uğruna mücadelemde beni tanıyan insanlar, beni anlamışlardır. Şu an aksi düşüncede olanlar da kısa bir tekrar göz geçirme ile anlayacaklarından eminim.

Lütfen son iki videomu izleyin ve lütfen bu noktaya nasıl gelindi bir araştırın. O zaman bu fitne ateşini körükleyenler kimler bunu görmek zor değil. Bu olay sadece bana değil, size ve sizin şahsınızda AK Parti’ye kurulan bir komplodur.

Siz Ömerleri çağırmıştınız, ben Ömer gibi davranmaya çalıştım, beni dava edenler bana Ömer’in davrandığı gibi davranmadılar. Siz LGBT’liler hakkında benden daha ağır ithamlarda bulundunuz, ben LGBT yerine o kelimeyi kullandığım için sizin teşkilatınızdaki bazı kimseler tarafından hakaret ve iftiraya uğradım ve alnıma bir kez daha, gazetemize açılan 312 General davasını hatırlatan biçimde 81 kez “Sanık” etiketi yapıştırıldı.”

Dilipak belli ki, bilinen üslubuna aykırı bir kelime kullandı ve bu kelimeden hareketle fırsatı kaçırmamakta mahir olan mahfiller hemen harekete geçip linç kampanyasına başladılar.

Benim söyleyeceğim şudur:

Dilipak bu camianın tanınmış ve bilinen bir yazarıdır.

Böyle bir üsluba sahip olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Ayrıca kendisi maksadının ne olduğunu da sarih ve kesin bir dille ifade etmiştir.

Şimdi sıra AK PARTİ’li kadınlardadır.

Bu meseleyi daha fazla uzatmanın hiç kimseye bir faydası yoktur.

Dilipak hakkında yapılan suç duyuruları geri alınmalıdır.

Kendi içimizdeki bir tartışmayı, dışımızdakileri sevindirecek bir yere taşımanın sonucunda, bizim zarar göreceğimiz açıktır.
 

CÜMLEDEN CÜMLEYE

Her insan bir hazinedir ve kitap gibidir.

Kapaklı kitaplar kadar, ayaklı kitap olan insanları da okumak ve zenginleşmek gerek.

Mesnevi’de İnsan

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş