metrika yandex

dilim dönse de o derin sessizliği konuşsak

Mustafa AKMEŞE

05.03.2021

Mustafa Akmeşe

“nümayiş", modern zamanlarda
insanların
dikkatini çekmenin en etkili yolu olmuş
farkındayız, değil mi?
hayatlarımız gösteri dünyası sanki.
herkes gücü yettiğince,
sahip olduğu neyse ortaya saçmak ve dikkat çekmek,
görünmek, alkış almak, işaret edilen olmak istiyor.
doğrudur insanız ya! beğenilmek isteriz işte.
toplumsal hayatın bir yerlerinde
yer tutmanın, yükselmenin, konuşulmanın
en kestirme yolunu adeta
"nümayişçi ahlakta" karar kıldı insanlık...
zıplıyor, atlıyor, gürültü yapıyor, dikkat çekmek için kılıktan kılığa giriyoruz.
evlerin pencere kapıları yok,
el kadar telefondan kamuya açılan ve tüketilen mahremiyet işte...

seküler kesimin böylesi bir heyecanını anlıyorum
hızla boşalan ve biten bir zamanın sarkacında
yaşanması gereken ne varsa
çapları! neye yetiyorsa o telaşın yaptırdıkları sonuçta
her bir fotoğraf karesine kafasını uzatan, görünmek isteyen o ruh hali ne kadar yorucu ve zor olsa da kendi mecrasında anlamlı.
bu kesimler
modernitenin bütün gereğini yaparken günlük hayatlarında,
sanki evinin bir odasını,
aklının bir tarafını açar gibi
kalbinin de bir kısmını da dindarlığa açarken böylece kişilik inşaa etmiş,
etmeye çalışıyor...
"hindistan'a" gidemiyoruz!, o zaman
bu eksikliğe
içinde yaşadığımız dini alemden bari dolduralım diye bakan kalabalıklar işte.
bunlar sadece ülkenin
sosyete veya elit denilen kesimleri olsa kolay gelsin diyeceğiz ama
öyle değil be dost.

günlük hayatlarında dine ait hiç bir izini görmediğiniz kişiliklerin
kendini rahatlatmak için dini alanlar açarak
kalbi rahatlık sağladığı
dindarlık "kalbi temizliktir" diyerek kendini gösterim dünyasına sunan  bu
"nümayişçi dindarlık"
geniş kesimlerden de kabul görüyor ve satın alınıyorsa eğer bilin ki kötü giden bir şeyler var demektir.

dinsiz olamıyoruz madem,
dini kendi dilediği tarzda üzerinde taşımak, tüketmek, evet her şeyi tüketir gibi
dini de tüketmek isteyen bir anlayış
yaşanan zamanın en belirgin özelliği belki.

tamam onları anlamaya çalışıyorum, modern zamanlarda
maddi dünyanın gelgitlerinde yorgun düşmüş  bedenleri var.  
ağır bir yenilgi ve eziklik içinde ne yaptıklarını  tam da bilmeden yaşıyorlar.
boşaltılan maneviyat dünyalarını doldurma arzusu
hayatlarının küçük bir kısmında dindarlık gösterimi masum bir şekilde ah! dursa.
ama durmuyor be dost!

insanların dine ve dindarlık anlayışına,
veya
manevi hayatlarında dinle ilişki kurma şekillerini
dile düşürüp eleştirmek değil derdim.
dinin sahibi de değiliz.
hakikati bulanlardanız da demiyoruz

ama dinin böylesine
hoyratça “kullanışlı’’ bir hale düşürülmesi ve
rağbet edilmesine,
daha kötüsü alıcısı çok ve yaşanır olmasına dikkat çekmek,
dinin
ve onun emirlerini, ve bir o kadar da önemli bulduğum “müslüman şahsiyetin’’
oyuncak edilmesine ve
bir "büyük yalanın"
gevişine malzeme yapılmasına itiraz ediyorum.

varlığını,
müslümanlığını,
dindarlığını yaşarken
yola kazırken ve hayata şahit tutarken,
gösteriye dönüştürmeden
görünür olmak.
evet tam da bunu diyorum.
görünür olmakla

göze batırmak,
yani “nümayiş dindarlığı" arasındaki farkı işaret etmek gerekiyor diye düşünüyorum.
çok zor değil mi? çok zor…
ah ki ah!

 ey yolcu

"dindar bağlılık"
sessizliktir.
telaşsız yani. nümayiş yoktur.
görürsün, o kadar
ne yapsam da, ne desem de duysalar, görseler telaşı yaşamaz.
bir göreni olsun ister
o da “şah damarından da yakındır"

“derinlerde’’ olanı görmek için belki bizlerin gayreti gerekir.

dilim dönse de “o derin sessizliği" konuşsak ne güzel olurdu.
zor!
valla zor...

Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

 

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
İbrahim acar | 07.03.2021 19:04
Ne yazıkki öyle dost bu kumaştan bu kadar dindar olur.