metrika yandex

ÇABALAYACAKSIN!, GÖKTEN İNMEYECEK

10.09.2020
Mustafa AKMEŞE

yol kısa ücret fazlaysa vardır orda bir hinlik derler ya!
öyle işte...
getirisi yüksek işlerin
emeği çok olur, yorgunluğu olur,
çabası olur, koşturması olur
olur da olur be dost...
olmaz mı hiç!
en nadide dediğiniz ne varsa değer verdiğiniz
üzerine titrediğinizdir, bilmez misiniz?

hayır hayır!
evlat sevgisinden, mal mülk sevgisinden bahsetmiyorum.
fıtraten gönlüne düşmüş olanın sevgisi
değil benim dediğim...
onlar zaten insanın bağrında taşıyıp durduğudur ve kişinin “fitnesi” oluverir,
öyle der aziz olan kitap...

benim dediğim;
dindarlık mesela,
peygamber sevgisi mesela...
eşinize olan sevginiz,
bir dosta olan muhabbetten bahsediyorum...
ücret beklemeden
hiç bir karşılık ve dünya değeri gütmeden gönlünüze düşen o eşsiz duygunun
gökten inmesini bekliyorsanız boşuna beklersiniz...

sevgiye derinlik katan ve onu  güçlü kılan
uğruna verdiğiniz emek ile ilgilidir.
sevgi emek ister...
yani içinde “yakınlığı” olan sevgiden bahsediyorum.
sevgiliye yakın duracaksınız. kıyıcığında diyorum.
seslendiğinde duyacağınız, korktuğunda ses vereceğiniz, sevinince paylaşacağınız
kadar “yakın” durmak.
yakınlığı olmayan sevgi var ya bedavası çok olandır
o sevgiden hayır yoktur...

olmadı mı?

şöyle desek;
akabe’’ önlerinde yapılan anlaşmalara
 bi baksan diyorum,
yakını’’ olan sevginin nasıl olacağının işaretleri orda var işte,
bakıver...
canlarını, çocuklarını, mallarını, kadınlarını korudukları gibi koruyacaklarını,
rahat  veya sıkıntı günlerinde itaat edeceklerini,
bollukta ve darlıkta mali yardım edeceklerini
iyiliği emredecek, kötülükten nehy edeceklerini
hiç kimseden çekinmeden hak üzeri duracaklarını söyleyen”
bir avuç inanmış adamın sözlerini tutunca neler olduğuna şahitsin işte...
“ellerinin üzerinde allahın elleri vardı’’ ,
ne acayip bir şey...

ey inanmış olan arkadaş,
sen var ya,
o yakın olan ahdin ve sevginin sana ulaşmış adısın
ah bir bilsen!

 ey dost,
kadının için erkeğin için,
veya
dostluk kuracağın kişiler için de
bitmeyen bir çaba gerekir...

“yolda bırakıldım,hemen sattılar,eş dost yalanmış”
diyorsan eğer;
bence kurduğun ilişkide “yakın” olan bir sevgi var mıydı hele bir bak...
bedava sevmek olmaz be dost,
olmaz...

dediğim şu;
tohumu toprağa atmak var ya yetmiyor
bilmez misin?
üzerinde emeğin olacak.
çabalayakcaksın
çapalayacaksın, ilacını atacaksın, göğe bakıp yağdır yağmuru ilahi derken
dualar katacaksın emeğine,
gelmezse eğer 'rahmet'
kuyulardan sular akıtıp sulayacaksın.
yağmadı ne yapalım ‘rahmet’ olmadı,
“sevemedik birbirimiz işte” derken
 sahi suçladığın kim ola ki...


hele bir de ‘eş’ine zalim olanlar var ya,
 şu "şaşarım onlara" denilenler işte
 ah ki ah’
umut dahi edemiyorsa bir de 'eş' olan,
kesmişsen  gelebilecek bütün
yakını olan sevginin yollarını,
“istanbul sözleşmesi” tek suçlu oluverir...

öyleyse dinle dost,
yakını olan sevgi;
“bile isteye hicret gecesi dostun yatağına hançerlenme pahasına girmektir”

veya

“malın hepsini infak etmişsin arkadaşım,
eve bir şeyler bırakmadın mı” diye soran peygambere;
“allah ve  resulünü bıraktım geriye” diyecek kadar yakını olan bir sevgiden bahsediyorum.

şöyle desek;

uzak diyarlardan peygamberin geldiğini duyan
onun getirdiklerine vurgun olan ve
ulaşmak için yollara düşen,
şu fars’lı olan arkadaş,
evet,
yolda köle yapılan, ondan bahsediyorum,

öyle bir ’yakını’ olan sevgiydi ki onun ki
 aziz olanın gölgesine sığınmıştı.
“benim beytimdendir’’ payesini alacak kadar
evin içindedir o şimdi…
of ki of !
bu nasıl bir şey ilahi...

şimdi peygamberin arkadaşları kim,
yani sahabesi diyorum, kim oluyor
o zaman hele bi söyleyin.
iktidarına yakın olmak, güçten nemalanmak,
ne yapalım herkes davete icabet etti,
yenildik, 'şehirde' düştü
"biz de girelim bari" diyen kalabalıklar mı,

yoksa
'en sevgili' olana yakın durarak sevgisinin bedelini ödeyen,
bundan bir ücret istemeyen
bir avuç yiğit adam / kadın mı peygamberin sahabesi?

öyle yağma yok!
“gördüm uzaktan, yüzbinin içindeydim
valla onu dinledim
arkadaş / sahabe oldum
gökteki yıldız gibi oldum /oldu’’
böyle derler bazı itikatta mezhep sahibi olanlar.

bu,
'yakını' olan bir sevgiye gösterilen hürmetsizliktir.

kendisini dinleyen topluluğa;
“üzmeyin!, üzmeyin arkadaşlarımı” der ya aziz olan peygamber,
onu derim
anla allah aşkına!

bir de;
“dostlarımı özledim” diyor ya peygamber
valla onun getirdiğine
bugün de 'yakın' bir sevgisi olan,
onun arkadaşıdır.
ben öyle inanır onu bilirim...

ey yolcu

sevgiyi çoğaltmak için
'yakını' olan bir sevgiyle sev.
emek ver, çabala, koştur, say et bi hele!

bak bakalım
o zaman;
kimin,
hangi “ayak topuklarının altında’’
ve nerede çıkacak
verdiğin emeğin karşılığı...

“allah
hiçbir emeği zayi etmez .’’
bilesin...


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
mustafa akmeşe

11.09.2020

Şakir ve Orhan kardeşim dönüşünüz bizim için ikram olmuştur. Memnun ettiniz. cesaret verdiniz..
Orhan

10.09.2020

Yazi cok hoş olmuş beni farkli bir aleme goturdu kendimi sevgiler hususunda muhasebe etmem gerektigini hissettim. Kaleminize ve yureginize sağlık.
Şakir Taşal

10.09.2020

Çok teşekkür ediyorum, Sağlıcakla selamlar...