metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260
Yolcu

biz atamız İbrahim as’dan öğrendik ki

MUSTAFA AKMEŞE
17.05.2024


sene 1996,
eski Türkiye işte… refah-yol hükümeti kurulmuş
omzu kalabalık paşaların öncülüğünde
5 çete ve sermaye, bir de basın bir olup postmodern darbe rüzgarı ile ülkeyi adeta savuruyordu  

o günlerde iş yerime iki arkadaş ziyarete geldi
ve “biz mazlumderin konya şubesini açmak istiyoruz 6 adam lazım kurucu için
seni de düşündük, olur musun?”
diye teklifte bulundular.
teklif edilen kurucu üye olmanın insan hakları mücadelesinin ne anlama geldiğini
elbette biliyordum.
çünkü hak ihlali yapan sonuçta ordular sahibi devletti.

ben o ara 4 çocuk babası yaş 31 olmuş ve
acaba paralı çıkar mı diye her üç ayda gelen askeri celbe katılmıyor,
sağlık ocağından aldığım raporla geçiştiriyor askerlikten kaçıyordum.
hazır askerdim mazeretim vardı yani.
ah ki ah!

teklifi düşündüğümü hatırlamıyorum bile, “olur” dedim sonra
çok kısa bir sürede derneği kurduk, ortada başkan falan olmadığı gibi
kimin olacağına dair bir derdimiz de yoktu.
ilk basın bildirisini yazan arkadaşın işgüzarlığı ile yazdığı metnin altına benim ismim
mazlumder Konya şube başkanı olarak geçince
aynı zamanda kurucu başkan olmuş oldum. valla!
sebebi de tamamen cv’denmiş.
başkanın “hekim” ünvanı olsun iyi olur diye düşünmüşler bana bile sormadan işi halletmişler
değilse diğer 5 kişi de ziyadesiyle bu göreve layık arkadaşlardı

bu anıyla yazıya başlama nereden mi icap etti? derseniz eğer:

“ilahi bana hayırla ‘gündem edecek’
bir kapı aç o yola düşür”
diye duaya durduğum yıllardır.
onun için mazlumder çatısı altında hak mücadelesi yapmak benim kabul edilmiş bir duamdır.

insanın en önemli kavşak noktalarından birisi de içinde olduğu,
birlikte yürüdüğü sosyal çevresi ve cemiyetidir.
derler ya! “yakın 5 arkadaşını söyle senin hikayeni yazayım” tam da böyle bir şeydir işte.

kesintisiz 25 yıl hak mücadelesi yapmak demek
esasında hayatımın en önemli “gündemini” belirlemek  demekti
o  2 arkadaşın
beni nereye iteklediklerini eminim kendilerinin de haberi yoktu.
“mazlumun sesi olmak zalim kim olursa olsun karşı durmak”
günlük hayatımızın en önemli meşgalesi, “gündemi” oluverdi be dost. onu derim…

şimdi sözü bağlamak istediğim yer: doğumla ölüm arasına sıkışmış
an be an tüketilen bir ömrün hikayesini yazıyoruz.
hayat denilen defteri neyle doldurduğumuzu belirleyen en önemli kriter ne derseniz:
“gündeminize” bakıverin yeterlidir.
“gündem” ettikleriniz bizim yorulduğumuz işlerimizdir.
kulağımızı açtığımız, gözümüzü diktiğimiz, dilimizin döndüğü ne varsa gündemimizdir
zamanı hoyratça tüketmek de var.
hayatı anlamlandırmak esasa yönelik gerçek sahici gündemlerle doldurmak da var.
bu dindarlığın olmazsa olmazıdır.
kişinin gündemi neyse yoldaki yürüyüşü ve duruşu o oluverir
gündelik telaşları gündem etmek,
hazlarımızı azdıran  özü itibariyle boş beleş gündemler peşinde koşmak da  var...
veya
hayrı çoğaltan sahici gündemler edinmek de…

dost
“derin gündemi” olmayanlar
“sahte gündemler” ediniyor demektir.
bilirsiniz işte: biz atamız İbrahim as’dan öğrendik ki:
“batan, kaybolan, yalan, sahte olanı sevmeyiz”

ökkeş ayetin ifadesiyle

“Bir işi bitirince hemen başka bir (hayırlı) işe koyul.”
yani “derin gündem” edin
diyorsun,
eyvallah!
dedi ve sustu ..

 

Yorum Ekle
Yorumlar (5)
Halil İbrahim AKTAŞ | 21.05.2024 13:58
Muhterem Mustafa Atılgan ve Akmeşe ağabeylerim. Sizleri hayır duasında anan nice insanlar var. Rabbim iki cihanda da mesut etsin. Neslinizden insanlığa hayır getirenler var etsin. Aleykümselam abim.
Mustafa Atılgan | 20.05.2024 22:13
Halil İbrahim Aktaş kardeş, sizi ve eşinizi hatırladım. Yedek subay elbisesi ile büroya geldiğinizi de. Yaşadıklarınızı biliyorum. Rabbimiz mizanınıza koysun inşaallah. Size ve eşinize selâmlar gönderiyorum, Allah'a emanet olunuz.
AhmetKazanç | 18.05.2024 15:16
Allah cc razı olsun Mustafa kardeş Müslüman gündemi belirleyen olmalı çoğunluk gündemin akışında sürükleniyor
Mustafa AKMEŞE | 17.05.2024 21:04
Halil hocam dönüşünüz ve katkılarınız için çok teşekkür ederim. yıllar sonra olsa da insana dokunmanın unutulmadığını hatırlattınız.. duygulandım, gerçekten. Selam ve dua karşılıklı.
Halil İbrahim AKTAŞ | 17.05.2024 11:27
Yıl 1998 ben Ankara'da askerdeyim. Eşim Hadimde aday sınıf öğretmeni. İlköğretim Müfettişleri, Okul Müdürü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce hemen her gün, okula başörtüsü ile gelip, sınıfa başörtüsü ile girdiği için tutanaklar tutulup, soruşturmalar açılıyor. Sırasıyla Uyarma, Kınama ve Maaş kesim cezaları veriliyor. Adaylığı aynı gerekçe ile kaldırılmıyor. İlk sicil amiri 70 not takdir ederken ikinci sicil amiri ilköğretim müfettişi 0 (sıfır) veriyor. İdare Mahkemesine vermek gerek. Gerekte bu konuda bize en küçük yardımı verecek kimse de yok. Adam kıtlığı dönemi. Adam yok. Eşim nasıl nereden duydu ise sizin adınızı duymuş. Şimdi doktor olan 8 aylık bebeğimizi annesine emanet ederek, Hadimden sizi bulmak üzere Konya'ya gelir. Uzun uğraşlar sonucunda sizi bulur. Derdini açar. Siz de avukat Mustafa ağabeye yönlendirerek idari dava açılmsını sağlarsınız. Avukat Mustafa ağabey, idari mahkeme de ve Danıştayda da kaybetti. Çünkü o günlerde konu başörtüsü ise, karar çok netti. Hey gidi günler.. Allah mazlumun yanında olanları cennete rasulüne komşu eylesin. Amin.