metrika yandex

BİR ŞAİRİN İLK GÖZ AĞRISI : MAĞLUBİYET KARİNESİ / SEYYİD ENSAR*

14.05.2020
Mehmet Yavuz AY

BİR ŞAİRİN İLK GÖZ AĞRISI

MAĞLUBİYET KARİNESİ / SEYYİD ENSAR*

Uzunca bir zaman şiir kitabı okumamıştım. Türkçe Şiirler Antolojisi (Mehmet AY, Elips Kitap,2005) baskıdan çıkalı 15 sene olmuş.

İlk kitaplar, hayata söylenmiş ilk sözler gibidir. Farklı bir heyecanın esintilerini içinde barındırırlar. Kendine, uğultu topuna dönmüş dünyaya söz söyleme cesaretinin ilk adımlarıdır.

Modernitenin verili düzleminde, olması gerekenden çok fazla öznel, bunalımlı, rengi, kokusu belirsiz çalışmalar daha fazla.

Seyyid Ensar 1990 Kırıkkale doğumlu. 2015’ten bu yana şiirleri İtibar dergisinde, yazıları Kültür Gündemi’nde yayımlanmış bir şair yazar…

İlk kitaplar erken doğum olma riskini de barındırırlar. Çoğu zaman yeni çalışmalara götürmeden yazma serüveninin kırık, hoş bir hatırası olarak kalabilirler.

Seyyid Ensar’ın, inşa edilmiş bir kimlikle, kalbinin kısık tenha sözlerini günyüzüne çıkarma gayreti anlamlı.

Mağlubiyet Karinesi, demlenmiş bir ilk kitap gibi duruyor. Bir dergide şiir yazmanın avantajına sahip olmuş. Kitapta 19 şiir yer alıyor. Ağırbaşlı bir  edayı çağrıştıran, Ölüme Yakışmak şiiriyle okuyucusuna merhaba diyor.

Yaratılışın ve ölümün anlamı üzerine düşünülmüş… Aldanışlarla akan hayatın kefaretinin acılar olduğunu, tasarlanmış bir ölüme niyet etme olgunluğunu göstermiş şair, ilk şiirin son dizelerinde:

Buraya dinmeyen bir hasret olarak gönderildim

Gelirken bir ölümden fazlasını getiremedim

giderken iç çekişlerim uğurlar beni elbet

tattığım acılar aldanışlarımın kefaretidir

gönülsüzce yaşamayı ben seçmedim, rabbim bilir

yepyeni bir ölüm tasarlıyorum şimdilerde kendime

çünkü bir ölüm ancak tasarlandıysa güzeldir.

Terkedilmiş Şehirler Atlası, yaşadığımız yüzyılın acımasız, insanlık dışı, kan ve tehcir kokan yüzüne isyan çığlığı gibidir:

Kan sızıyor her akşam pespaye gündeme

Haritanın Müslüman yerlerinden

(…)

Zulme rızanın kapısı kırıldığında, zalim yazar bizi de tarih

Haksız çıkarız, mahşere dek mazlumlar mahzun kalacaksa,

İhtiyaç yoktur bize artık insanlar arasında.

Öyleyse titremeli, gün be gün sarışınlaşan gövdelerimiz

Ya, bizim için inerse bir sabah ordular gökten

Bir kurşun gerek, şu gâvur suskunluğumuza.

Dünyayı talan eden, ölüme yıkıma ayarlı Batılı güçlere seslenir, Halep’ten Viyana’ya Bir Koşu’da:

Ey büyük insanlık!

Ey laleler ve lahanalar için sınırlara dikenli teller gerenler!

Ey bir parça kauçuk için eller ve ayaklar kesenler!

Bizi iyi dinleyin ki; yazgınız tasma gibi boynunuza dolanacak.

Müslüman fertler, toplumlar ve ümmet de Batı karşısındaki Mağlubiyet’den sorumludur. Yaptıklarımız, yapmadıklarımız… Ne ki, en ağır yenilginin düşmana benzemek olduğunun altı çizilir:

düşmana benzememek için sıkıldı her kurşun, cephede ve siperde

yanımızdaydılar

düşman için sinsice bir gedik açtılar surda, sırtımızdaki süngüye

dek hiç kimse anlamadı

yenildik, yenilmiş sayıldı teheccüde kalkanlar, seçmenler

bağışçılar, elimizde kalan

tek teselli – bu dünyada peygamberler de yenildi-

fakat uyandık bir sabah, baktık ki; düşmandan daha çok

benziyoruz düşmana

buydu, bizim için en ağır yenilgi. (FIAT IU STITIA ET PIR IAT MUNDUS- Adalet Yerini Bulsun da, Varsın Dünya Yok Olsun)

İnsana, sevgiye aşka dair dizeler… Benliğimizi kaplayan acılar, hüzünler. Ne varsa, ölüm kapısının önüne götüren hayat ağrısı. Kimi zaman sessiz terennümler, kimi zaman fısıltı… Mağlubiyete isyan… Çığlık. Bir teselli kapısı mezarlar, mutlak âdilin divanı: “Her mezar aslında mahkeme salonudur” (Aleyhimde Bir Delil)

Umut veren bir şair Seyyid Ensar. Şiirini azami kelime tasarrufu ile kurmalı. Şiire bir şey katmayan kelimeleri ayıklamalı. Zaman zaman yakaladığı akışkanlığı şiirinin tümüne yaymalı.

Mağlubiyet Karinesi şiirinde Yanılgı, Yenilgi ve Yorgunluk altbaşlıklarıyla seslenir şair. Karamsardır. Unutmak, dertlerine deva gibidir ama aslında bir kaçıştır.

Ve unutabilmek en büyük lütufmuş Tanrı’dan. (Yenilgi)

Sevgiye aşka döndüğünde de kalbi, karamsarlığı sürer; başkaldırı ve umut alevleri cılızdır. Hep ölüme dönüktür yüzü.

Müslüman bir şairin yadırgatıcı ağırlıktaki karamsarlığı, Müslüman toplumların yanılgı, yenilgi ve yorgunluğunun tezahürü müdür?

Şairin bahara yaza, gelinliklerini giyinmiş ağaçlara, yeşermiş kuru topraklara, doğan her güneşin taze bir soluk / yeni bir imkân kapısı olan günlerine kelimeler giydirecek kalbinin terennümlerini beklemek hakkımızdır.

Şair, umut fidanlarını sulamak zorundadır. Yer yer silkinişlerine, ayağa kalkma çabalarına da şahit oluruz. Bu ses şu an kısık… Kuvvetlenmesi gerekiyor. İlgiyi hak eden şairin, bütüncül bir değerlendirmeyle rehabilite edilmiş yeni çalışmalarını bekliyoruz.  Potansiyel var ve daha yukarılara taşınmalı…

Rabbim, biliyorsun seni çok seviyorum hep

Bazen sarılmak da geliyor içimden suya sarılır gibi

(…)

Rabbim, uçur beni, böyle yaşanmıyor. (Aleyhimde Bir Delil)

Ve kitap, umuda yolculuk olarak düşünülebilecek Yolda Olmak şiirinin dördüncü bölümüyle sonlanır:

Şimdi, dizlerime biraz derman Tanrım!

Bir yol bana ve kuşanarak tüm hevesimi

Yollar yorulsun ayaklarımdan evvel.

Kaybolacak kadar yürüyeyim bu yolda

Kendimi de ardımda bırakarak.

*Seyyid Ensar, Mağlubiyet Karinesi, Profil Kitap, 2018, İstanbul

 

14.05.2020, Kardelen/Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar (6)
Abdullah Aydın

16.05.2020

Kalemlerinize sağlık, teşekkürler.
Hidayet ÇELİK

15.05.2020

Şiir konusunda eleştiri yapabilecek kadar birikimim olmasa da, şiirlerin yalın anlatımı dikkat çekiyor. Başarılar diliyorum genç şaire...
Erhan Aydoslu

14.05.2020

Allah Sizden ebeden razı olsun. Çok güzel bir yazı olmuş. Genç şair tavsiyelerinizi dikkate alacaktır.
Mahmut Ay

14.05.2020

Yorumsuz, teşekkür ederim.
Mehmedali

14.05.2020

Sıkı şiirler..
osman a. YILMAZ

14.05.2020

Bu şiir kitabının şairini ve sizi tebrik ediyorum Yavuz bey... Beni duygu derinliklerine daldırdınız.