Önceki gün tanıdığım en genç hacıyı ziyaret ettim. Muhammed Çolak, henüz 12 yaşında ancak babası bütün hane halkını hacca götürdüğü için erken yaşta hacı olmuş. Etlik’teki Ankara manzaralı evin balkonunda hac üzerine uzun uzun sohbet ettik Muhammed ile. Daha doğrusu ben sordum Muhammed anlattı. Bir süre sonra da benim sormama gerek kalmadan o gördüklerini ve hissettiklerini kesintisiz olarak anlatmaya başladı. Muhammed hiç de çocuk gibi konuşmuyor, bayağı büyük bir adam gibi anlatıyordu hac seyahatini. Hatta bazen yaşıtlarının bilmediği kelimeler bile kullanıyordu.
Muhammed’e ilginç gelen hususlardan ilki Kabe’nin resimlerde göründüğünden daha etkileyici olmasıymış. O diyor ki: “Kabe, zannettiğimden daha çok etkiledi beni. Benim de orada bulunduğum bir sırada Kabe’nin örtüsü değiştirilirken havaya yayılan misk gibi kokuyu her halde hiç unutamam.
Mekke’de iken, Malezya, Pakistan ve Afrika ülkelerinden gelen insanlar ile ingilizce sohbetler ettim. İngilizcemin birileriyke konuşacak kadar olduğunu hiç düşünmemiştim. Onlardan ülkeleri hakkında bilgiler aldım. Onlar ile konuşabilmek kendime olan güvenimi artırdı diyebilirim.
Medine’de beni en çok etkileyen de şüphesiz, Hz Peygamberin Ravza-i Mutahhara’sıydı. Oraya gittiğimde hissettiklerim bana Hz. Peygamberin ne kadar büyük bir insan olduğunu düşündürttü. Çünkü dünyanın dört bir yanından insanlar Medine’ye onun için geliyordu. Medine ahalisi Mekkelilere göre daha medeniydi.
Muhammed’in şikayetçi olduğu hususlar da vardı. Kabe’nin avlusunda konuştuğu bir Malezyalı Mekke’deki internet ağının yavaşlığından bahsetmiş ona. “Bu orada konuşulacak meselemi?” diyor Muhammed ve şunu da ekliyor “Mescidi haram da böyle dünyevi konuları konuşmak doğru değildir.”
Muhammed’in canını sıkan ikinci mesele bazı türk hacıların kendisine “Sen akil baliğ değilsin, sana hac farz değil, senin yaptığın hac olmaz demişler.” Bu onun fena halde kendini kötü hissetmesine sebep olmuş. Hatta bazıları “senin yüzünden hacı olabilecek yetişkin bir kişi bundan mahrum kalmış” demişler. Bu onun daha çok üzülmesine sebep olmuş.
Ve Muhammed’in canını sıkan olaylardan biri de internet üzerinden haberleştiği bir arkadaşının yazışma esnasında “sen hacdan beni arayarak hava atıyorsun, sizin zengin olduğunuzu bizim ise fakir olduğumuzu ima ediyorsun.” demesiymiş. Gerçi arkadaşı daha sonra özür dilemiş ama bu Muhammed’i çok kötü etkilemiş.
Muhammed ile sohbetimizin bir kısmı ise onun tarihe duymuş olduğu ilgi üzerine idi. Türk tarihi ve İslam tarihi üzerine kitaplar okuduğunu ve araştırmalar yaptığını söyledi Muhammed. Ben de okuduğun kitapları getir bir bakalım dedim. Hiç üşenmeden kaktı gidip getirdi. Birlikte kitaplara baktık. Bana kısa kısa kitapların içeriklerinden de bahsetti.
Neyse sözü fazla uzatmayalım, Muhammed ile sohbetimiz bana İsra Suresi’nin girişindeki “ayetlerimizi göstermek için kulunu mescidi haramdan mescidi aksaya yürüten Allah’ı tespih ederim” ayetini hatırlattı.
Muhammed, daha 12 yaşında hac yolculuğuna çıkarak Allah’ın ayetlerinin bir kısmını görmüş ve kavramış olmanın hazzını yaşıyor.
Allah’tan dilerim ki Muhammed’in çocuk yaştaki bu tecrübesi gelecek hayatına olumlu tesir eder, sürekli okuyan, araştıran ve tefekkür eden iyi bir alim olur.
235 emniyet müdürü emekli edildi
19.12.2025
14 anketin ortalaması alındı
18.12.2025
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026
Salavat-ı Şerife AHMET GÜRBÜZ 12.01.2026
ARZ-I HÂL AYTEN DURMUŞ 10.01.2026
Venezüella İran ve Suriye AHMET GÜRBÜZ 14.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
Özgürlük, Din ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 27.12.2025
yola iz olanlar; hz aişe… MUSTAFA AKMEŞE 19.12.2025
Kalemin Dansı, Göstergenin Oyunu ZEYNEP YÜCEL 24.12.2025
yola iz olanlar hz ebu bekir MUSTAFA AKMEŞE 26.12.2025