metrika yandex
  • $31.54
  • 34.14
  • GA14955

Batı İslâm’a Nasıl Bakıyor? - 1

MUSTAFA YILDIZ
11.12.2022

 
İçinde bulunduğumuz dönem, ilim ve fenni esas alan, özünde de ikna eden/edebilen bir tebliği gerekli kılmaktadır.Dayatmalar ve ön yargılar ile yanlış anlamalar/anlaşılmalar algılamaların kaynağını teşkil eder.İnsanda oluşan evham ve vesvese, cehalet ve istidattan doğarlar.Malum olunan üzere İslâm ferde kıymet ve değer verirken, iknayı da esas kabul eder.Zorlama ve dayatmayı da ön kabül olarak kabul etmez.Bu nedenle kişinin doğru ve sonuç alıcı bir ikna olunması için kişinin söylenenleri kendince ikna edici ve inandırıcı bulması elbette önemlidir.Bunun içinde zamanı iyi okuyan, kişilikli ve inandırıcı bir tebliğ usulü ile ikna eden, kalplere tesir eden bir tebliğ usulü söylemi daha etkili ve daha faydalı olur. 
 
İçinde bulunduğumuz dönem, ilim ve fenni esas alan ve özünde de kişiyi ikna eden/edebilen bir tebliğ usulü ile insanı ikna eden/edebilen bir söylem üslubunu gerekli kılar.Özellikle dayatmalar ve ön yargılar, yanlış anlama ve algılamaların öncelikli kaynağıdırlar.Zira insanda oluşan evham ve vesveseler cehaletten ve istibdattan doğarlar.Halbuki İslamiyet fertlere özellikle kıymet verir ve iknayı da esas tutar.
 
Bilgi, sahibinin takındığı tavırlara göre değer kazanır veya değerini kaybeder.İnsanlığı bilgilendirme insan oğlunun tarih boyu en asil ve en mukaddes mesleğidir.Tarih boyunca insanlığa görevleri gereği gerçek bilgiyi öğreten görevli Peygamberlerin en önemli özellikleri, onların izzetli ve kişilikli olmalarıdır.Karışık ve doğru olmayan bilgi miktarının artması veya düzensiz bilginin yaşanması, insanlığın ilimden daha ziyade cehaletini artırıp, cehalete ve yobazlığa pirim vererek kuvvet vermektedirler. 
 
Maalesef, bazı İslam ülkeleride dahil olmak üzere, özellikle batıda geçmişten gelen bazı peşin hükümlerle, İslam hakkında bilinçli bir cehaleti oluşturarak karar alma mekanizmalarının hem tercihi ve hem de silahı olmuşlardır.Bu itibarla kimi zaman sadece tebliğin doğru olması kişileri ikna etmede kafi olmamaktadır.Bireyleri ikna etmede en geçerli metod, kanaatimizce insanlar için mevcut en uygun ve geçerli vasıtaları kullanarak sistematik olmasını temin etmek zorunludur.
 
İslâmı tanıtacak fertlerin öncelikle savunacak davalarını sadece tanımaları yetmez, hassaten inandıklarını hazmetmeleri ve en etkili doğru vasıtalarla mücehhez donatılmış olmaları da gerekir.Mesela; Hollanda’nın muhalefet partilerinden PVV Lideri Wilders’in tercüman olduğu İslâmofobiyi şöyle özetler.’’Hz.Muhammed bugün yaşasaydı ve Hollanda vizesi için başvursaydı ona vize vermezdim.’’ Başka bir sözünde de; ‘’Kur’an’ın yarısını yırtıp atmalı.Kur’an’ı camilerde ve evlerde dahi yasaklamalı. Çünkü; Kur’an’ın faşist söylemleri ayırımcılığa ve şiddete yol açmaktadır’’ der.
 
Avrupada özelliklede Hollanda ve Belçika’da ortaya çıkan ve kendilerine ‘’Ex-Moslims’’ adını yakıştıran bir grup genç; ‘’İyi müslüman ve kötü müslüman vardır; fakat; iyi İslâm yoktur.Müslümanlara değil, İslâm’a karşıyız.’’ Çünkü; ‘’Müslümanları İslâm’ın kurbanları olarak çaresiz ve zavallılar olarak görüyoruz.’’ derler.
 
Bu bakış açısıyla İslâm’a bakan Avrupalılar, müslümanları yanlış bilgilerle dinlerini öğrenmiş zavallılar gibi görüyorlar ve büyük oranda da bu kötü örnekleri de genelleyerek müslümanların tamamını da aynı kategoride görüyorlar.Bu algılamaları çevreye de öyle yansıtıyorlar.
 
Avrupa’yı kendileri için bir kurtuluş mekanı olarak gören, özünde ve kendi inançlarında mevcut olan hakkı ve adaleti Avrupa’nın yasalarında bulan ve gören, Avrupaya karşı hayranlığını ifade eden göçmen vatandaşlar yaşantılarında da inançlarına uygun herhangi samimi ortak bir farklılık gösteremedikleri için sabit bir duruşta sergileyememişlerdir.Bu nedenlede değişik müslüman ülkelerinden gelen vatandaşlar müşterek, ortak ve benzer bir inanış sergileyemedikleri için Avrupalı iktidar mensubu yöneticiler yönetimde yanlış ve kasıtlı bilgiler sunarak müslümanları hep kuşkulu ve sakıncalı yurttaşlar olarak görmüş ve kamu oyuna öyle göstermişlerdir.
 
Halbuki, İslâmı eleştirmek başka şeydir, İslâm düşmanlığı yapmak bambaşka şeydir.Avrupa’nın yaptığı tamda budur.Zira Avrupa’da yöneticilerin bilinçli pompaladıkları hakim olan algıda genelde şöyledir;’’Her müslüman terörist değildir, ama bütün teröristler müslümandır.’’ diyerek kafaları sürekli bulandırmışlardır.
 
Yani, Avrupa müslümanları her zaman zihinlerinin arka planında potansiyel bir terörist olma ihtimalini daima hafızalarında canlı tutma fikrini muhafaza etmişlerdir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş