metrika yandex
  • $18.69
  • 19.34
  • GA1079

Babacan, Can olur mu?

Derviş ARGUN

06.05.2022


Yanlış olma ihtimali de var ama ben rahmetli Erbakan ile Tayyip Erdoğan’ın ihtilafının muvazaalı olduğuna inananlardanım. Erbakan, küçük hesaplar üzerinden koskoca bir davayı yerle yeksan etmeyecek kadar büyük bir adamdı. Hoş, birisi çıkıp bu muvazaanın tek taraflı olduğunu ve projenin tamamının Erbakan tarafından yönetildiğini iddia etse ona da inanırım. Zira rahmetli hoca, Tayyip Erdoğan ve ekibinin kendi çizgisinde olmadığını yedi düvele ispat edebilmek için çok çırpındı.

Bunu niye yaptı sorusunun bana göre bir tek cevabı var. 8 Temmuz 1996 yılında kurulan ve 18 Haziran 1997 yılında post modern bir darbe ile devrilen 54. Hükümet döneminde, devletin dehlizlerindeki olaylara şahitliğidir. Erbakan o dönemde, bu ülkenin kendi öz kumaşından bir iktidarın hangi karanlık güçlerce alaşağı edilebileceğini gördü ve not etti. Askerin, üst bürokrasinin, basının ve kimi STK’ların nasıl işbirliği yapıp kendi düzenlerini, kurdukları menfaat paydaşlığı üzerinden tahkim ettiklerine şahitlik etti. Deyim yerindeyse tüm bu karanlık odakların çıkış mecralarını da faş edecek şekilde ortaya çıkmalarını ve kendilerini alenileştirmelerini sağladı. Artık muhtemel bir halk iktidarı için, kim nereden çıkıyor ve nasıl bir refleks veriyor ortaya çıkmıştı.

Kendisi siyasi yasaklı olduğu için mecliste yoksa bile 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidar olan Ak Parti ve onun lideri Tayyip Erdoğan için, iktidarı informel yöntemlerle alaşağı etmek isteyenler kimlerdir ve yuvalandıkları odaklar neresidir sorusunun cevabı artık biliniyordu.

Tüm bunları şunun için anlatmaya çalıştım.  Biliriz ki, her şeyin bir ömrü var. Davutoğlu ve Babacan’da bu hareketten ayrıldığında ben aynı şeylerin tezahür ettiğini zannederek mırıldanmıştım. Oğlum da; hayır bilakis tam aksi, Tayyip Erdoğan’a, fikirlerini içeride durarak bir katkı olarak sunamayan bu iki isim, dışarıya çıkıp, muhtemelen becerebildikleri kadar temerküz ettirebildikleri güçle ve fakat artık içeriye de girmeden, bu konularda şu tutumu alırsan sana destek veririz diyecekler demişti.

Seçim sistemi ve gelişmeler sanki onu gösteriyor. Yüzde birlik oyun dahi çok kıymetli olduğu bu sistemde, Babacan ve Davutoğlu’nun muhtemel oy oranları toplamda belki % 5 ile 7 arasında olsa bile, Cumhur ittifakı açısından, Millet ittifakının HDP oyları kadar kıymetli hale gelebilir. Ve son dönem eriyen Ak parti oylarını tamamlayarak Ak Parti ve Tayyip Erdoğan liderliğinde yeni bir seçim kazandırabilir. Bu durumun Tayyip Erdoğan açısından bedeli ise, karşısında talimat almak için gözünün içine bakan bir Babacan ve Davutoğlu değil, politikalarını dayatan bir iktidar paydaşı görmesi olacaktır.

Ben şahsen siyasetle platonik ilgili birisi olarak bu formülasyonu kıymetli bulurum. Zira artık Türkiye’de % 50 + üzerinden sonuç alan iki cepheli seçim sisteminin farklı filtre mekanizmalarına ihtiyaç duyduğu kesin. Toplumun neredeyse % 90’ına temas eden ve esas itibariyle de belki sayısı bir elin parmaklarını bile geçmeyen başta gıda olmak üzere tüketim malları konusunda dahi çözüm üretemeyen bir iktidar var. Yerel siyasetçilerin ve bölge milletvekillerinin halkın arasına girmekten çekindiği, halkla görüşmekten ve belki yüzleşmekten kaçındığı bir ortam oluştu. Mış gibi yapmanın artık genel bir tutum olduğu inkâr edilemez. Görünen o ki Tayyip Erdoğan bu mış yapmayı siyaset sanan kadrosuyla yeni bir yol çizemeyecek. Geriye kalan yegâne yol, yeni bir yol çizen eski yoldaşların, kendi kişilikleriyle aynı nehre akmasını temin etmek. Bunu MHP ile yapabilen Ak Parti kadroları ve Tayyip Erdoğan’ın, Babacan ve Davutoğlu ile yapabileceğinde hiç şüphem yok. Üstelik bu, hem Babacan’ı hem de Davutoğlu’nu Ak Parti ile paydaşlaşmaktan kaynaklanan olağanüstü bir çarpan kuvvetine taşır. Belki Ak parti kadrolarına da sahip oldukları ve her geçen gün hoyratça harcadıkları şeyin değerini öğretir.

Olur mu? Bugünün gerçekleri, dünün hayalleri değil miydi zaten.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
mehmet dumlupınar | 07.05.2022 12:18
kardesim eger dediğiniz gibi olsaydı erbakan hoca amarikanın ve gulenin kucagına kendidi otururdu.erdoganın ustlendigi misyonu üstlenmemek için post modern darbelere muhatap oldu.