metrika yandex

Aziz İngilizler! Bize ne yaptınız böyle?

Osman KAYAER

05.07.2021

Son zamanlarda kafama tuhaf sorular takılıyor. Cevabını bulmakta zorlandığım tuhaf sorular! Bunlardan biri de: “Neden Yunan’a, Bulgar’a, Rus’a, Ermeni’ye, Farisi’ye, Arap’a, Yahudi’ye, Amerika’ya, Almanya’ya buğz ederiz de İngiltere ve İngilizlere karşı tek bir kötü kelime etmeyiz?” sorusudur.

Şöyle bir, düşünüyorum da… pek çoğumuzda Osmanlı düşmanlığı var. Her halde bu aldığımız eğitim gereğidir; yoksa doğuştan getirecek değiliz ya. Çağdaş, batıcı, aydın, entelektüel, kemalist, devrimci, islamcı, solcu vs…

Pek çoğumuzun zihninde Osmanlı, kardeş ve evlat katili, kızıl sultanlar sülalesi, en önemlisi de kurtuluş savaşında İngilizler ile işbirliği yapmış hainler güruhu, vesairedir. Tuhaftır! İngilizler ile işbirliği yaptığına inandığımız Vahdettin’e, kin kusarız ama işbirliği yaptığı İngilizlere bir tek kötü kelime etmeyiz.

Her yıl Çanakkale savaşını ve zaferini, büyük programlar ile kutluyoruz ama 200 binden fazla gencimizi şehit eden İngilizlere bir tek kötü söz etmiyoruz. Hatta İngiliz veliaht prensinin “deniz askeri” üniforması ile 100. yıl kutlamalarına katılmasından övgü ile bahsediyoruz.

İlginçtir, cumhuriyet kurulduğundan beri çocuklarımızın bir kısmını özellikle mülkiyelileri doktora yapmak üzere İngiltere’ye gönderiyoruz. Geri döndüklerinde ise önemli görevleri seve seve onlara tevdi ediyoruz. Sanki İngiltere ile kadim bir dostluğumuz varmış ve onlara hayranmışız gibi davranıyoruz.

Yunan, Bulgar ve Ermenilere gelince işin rendi değişiyor. İzmir’de denize döktüğümüz! Yunanlılara karşı her birimizin kalbinde en azından bir tokat atma isteği var. Yediden yetmişe hepimiz alçak Yunan’a karşı diş biliyoruz ve bunda da haksız sayılmayız; aynı durum Bulgar ve Ermeniler söz konusu olduğunda da geçerli. Ama onları bizim üzerimize salan İngilizlere hiç birimiz, diş bilemiyor.

Sağcılarımızda Rus düşmanlığı, solcularımızda Amerikan düşmanlığı, milliyetçilerimizde Ermeni ve Arap düşmanlığı, İslamcılarımızda hem Rus hem Amerikan düşmanlığı var. Ehl-i Sünnetçilerimiz Şii İran’a ve Vahhabi Suudilere ateş püskürüyor. Kemalistlerimiz gerici, dinci ve milliyetçilere, onlar da Kemalistlere ateş püskürüyorlar. Kur’an’cılarımız tarikatçılara, tarikatçılarımız Kur’an’cılara demediğini bırakmıyor. Ama hiç kimse şu mübarek İngilizlere! tek kelime etmiyor.

Sahi, “Kuvayı Milliye” kurtuluş mücadelesini başta İngilizler olmak üzere işgalci güçlere karşı vermedimi? Katı Kemalistlerimiz, neden İngilizler aleyhine bir tek kötü söz söylemezler ki? Mustafa Kemal’in İngilizler ile mücadelesinden hiç bahsetmezler. İnkılap tarihi kitaplarında milli mücadele yılları anlatılırken, Ermeni çeteleri, Yunan işgalcileri, Osmanlı hainleri ve yerli işbirlikçileri ile ilgili onca malumat var ama İstanbul’u işgal eden İngilizlere ve işgal yıllarına dair nedense bir tek kötü malumat yok.

Televizyonlardaki konuşmacılarımıza göre ülkemizin dört bir yanı düşmanlar ile çevrili. Batıda Yunan ve Bulgarlar, kuzeyde Ruslar, doğuda Humeyni’nin şeriatçı İran’ı ve Ermenistan, güneyde Kürtler ve Araplar bizi hep bir kaşık suda boğmak istemektedirler. Bu yüzden her mücadelemizi hep yedi düvele karşı vermek zorunda kalıyoruz! Ama bu yedi düvel arasında imparatorluğumuzu parçalayan İstanbul’umuzu işgal eden ve bizi Anadolu bozkırına hapseden İngiliz’in adı neredeyse hiç yoktur.

Bu durum karşısında aklıma gelen tek şey yine bir soru. Yoksa şu aziz İngilizler!, bize Machiavelli’nin “Hükümdar” isimli kitaptaki teorisini mi uyguladılar?

“İşgalden önce kendi yasalarıyla ayakta duran hükümdarlıklar ve kentler nasıl yönetilmelidir?

Dediğim gibi, kendi yasaları ve özgürlük içinde yaşamaya alışkın devletler ele geçirildiklerinde onları elde tutmanın üç yolu vardır: İlki ortadan kaldırmak; ikincisi gidip orada yerleşip oturmak; üçüncüsü vergiye bağlamak ve içeride sana, yöre halkının dostluğunu sağlayacak az sayıda kişiden oluşmuş bir hükümet kurarak kendi yasalarıyla yaşamalarına izin vermektir. Ve o hükümet, o hükümdar tarafından kurulduğu için onun gücüne ve dostluğuna ihtiyacı olduğundan o devleti ayakta tutmak için her yola başvurur. Özgür yaşamaya alışık bir kenti başka yollara başvurmak yerine kendi seçkinleriyle yönetmek ve elde tutmak, daha kolaydır.”

Son paragrafa ve özellikle son cümleye dikkat edin lütfen. Ne demek istediğim, daha kolay anlaşılır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş