metrika yandex
Anlam Kitap

ARTIK BEN DE BİR ÖĞRENCİ VELİSİYİM!

Feyzullah AKDAĞ

04.03.2022

 5 yaşını dolduran oğlumu geçen hafta itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın 4-6 yaş Kur’an Kurslarına kaydettirip resmi eğitim-öğretim hayatını başlatmış olduk. Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki bu hayırlı hizmeti bizlere sunan tüm yetkililerden Allah razı olsun. Sınıflar tam kararında bir mevcutla profesyonelce hazırlanmış metaryaller ve müfredatlar eşliğinde işini seven ehil eğitmenlerce eğitim veriliyor. Aynı zamanda sınıflar okul öncesi çocukların tam da ihtiyaç duyacakları ve ilgi gösterecekleri biçimde dizayn edilmiş. Bu açıdan evlatlarının okul öncesinden evvel temel dini bilgileri, kısa namaz surelerini ve Kur’an-ı Kerim okuyabilmesini isteyen tüm ebeveynlere tavsiye ederim. Elbette bu hedefler için evde de özverili bir uğraş gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

 Veli olmak harika bir duyguymuş. Bunu tatmak bizi hem duygulandırdı hem de yeni bir sayfanın açılması suretiyle yeni sorumlulukların anne baba olarak bizleri beklediğini tekrar hatırlatmış oldu. Oğlumun evde kazanması gerektiği donanımları kazandığına ve ilgisinin ev içinden ev dışı aktivitelere yöneldiğine kanaat getirdikten sonra artık hayatına okul, öğretmen, arkadaş, ders, işbirliği gibi kavramların girmesinin vaktinin geldiğini anladım. Çevremde iki yıldır yapılan tavsiyelerde “evde yaramazlık yapmasın okula/kreşe yollayın evde rahat edin” yollu tavsiyelere kulak asmadım. Evladımıza anne-babasından okul öncesinde alması gereken “aile, şefkat, güven, huzur, oyun, öz bakım, temel dini kavramlar” gibi önemli kavramları örnek olmak suretiyle sunmaya gayret ettik. Bu kavramların ilk olarak ebeveyn tarafından rekabetsiz bir ortamda sunulmasının öneminin farkındaydım ve zaten 5 yaşına kadar çocukların arkadaştan ziyade ebeveyne ihtiyacı olduğunu biliyordum. Bir psikolojik danışman ve pedagog olarak yıllardır danışanlarıma bu tavsiyelerde bulunuyordum. Elbette öncelikle ben de bu tavsiyelere uymalıydım.

 5 yaşına kadar evde elbette sorunlar yaşadık. Mesela okula ve ya kursa gitme fikrini kesinlikle reddediyordu. Hatta ağladığı zamanlar bile olmuştu. Yaklaşık bir yıl boyunca okul/kurs konusunu çeşitli vesilelerle gündeme getirdik. Ağladığında bile “tamam istemezsen gitmezsin” gibi cümleler kurmadık. Bazen iki yastığı yan yana koyup okul yaptık “okul oyunu” oynadık bazen kendi okul anılarımızı anlattık. Belli bir zamandan sonra okuldan korktuğunu itiraf etti. Okuldan neden korktuğunu öğrendikten sonra o korkulara yönelik oyunlar oynadık. Bu sayede kendini güvende hissetmeye başladı ve bizim onu asla terk etmeyeceğimizi idrak etti. Okul sürecinde olacak ayrılığın ise geçici bir ayrılık olacağını anladı. Bu süreçte hiçbir zaman “okula gitmemenin” de bir seçenek olduğu düşüncesine kapılmasına izin vermedik. Okula gidilecekti, bu hayatın gerçeğiydi başka bir seçeneği yoktu. Bu mesajı aldıktan sonra psikolojik olarak bu gerçekle yaşamaya başladı ve okul fikrini benimsedi. Bu süreçte kontrol ebeveyn olarak her daim bizdeydi. Onu ödüllere de boğmadık.

 Kurstan kayıt yaptırabileceğine dair kontenjanın açıldığı haberini aldıktan sonra oğluma durumu açıkladım. Pazartesi okula/kursa başlayacağını anlattım. Yine pek istemedi ama bu sefer korktuğundan değildi evdeki rutinini bozmak istememesinden kaynaklıydı. Ancak arkadaş da istiyordu artık. Ve kursta yeni arkadaşlarının onu beklediğini biliyordu. Pazartesi neler olacağını, onu kursa bırakıp kurs bitince tekrar alacağımızı detaylıca anlattık. Pazartesi günü ailece yaptığımız kahvaltıdan sonra annesiyle beraber kursa gittik. Bizimki çekingen bir tavırla içeri girdi. Oyuncakları görünce sevindi. Öğretmeniyle tanıştı. Arkadaşları ona “hoş geldin” dedi. Tabi bizimkisi utangaç bir tavırla cevap vermedi. Oğluma benim işe gitme vaktim olduğunu söyledim elimi öptü ve sarıldık. Onu tebrik ederek ayrıldım. Annesi ise biraz daha yanında kaldı ve o da bir saat sonra aynı şekilde ayrıldı kurstan. Biraz huysuzlansa da tekrar geleceğimizden emin olduğu için kısa sürede ortama adapte oldu. Ondan sonraki günler sabah ben bıraktım öğleden sonra annesi aldı. Okul kaygısıyla ilgili hiçbir sorun yaşamadık. Süreç şuan iyi gitse de bir ay boyunca dikkatli olmamız gerektiğinin farkındayız.

 Öğretmeniyle özelde konuşurken oğlumuzu detaylıca anlatmamaya özen gösterdik (elbette bilinmesi gereken önemli sağlık ve ya ailevi durumları anlatılmalı). Amacımız, öğretmenin oğlumuzu önyargısız şekilde tanımasıydı. Hem belki de evde olduğundan çok daha farklı bir profil çizecekti. Zamana bırakmanın en doğrusu olduğunu düşündük. İlk hafta etkinliklere katılmakta çekinse de yavaş yavaş açıldığını görebiliyoruz. Her akşam kursta neler yaptığını heyecanlı bir şekilde soruyoruz o da bu tavrımızdan dolayı aşka gelip anlatmaya başlıyor. 15 aylık kız kardeşinin bu kursa gidemeyeceğini bu kursun büyüklere özel olduğunu anlatıyor. Bunu onaylayarak kursa gitmenin bir ayrıcalık olduğunu hissettiriyoruz.

 Arkadaşlarından birkaç ay geride olduğu için bazı konularda zorlanıyor ancak bu aynı zamanda yardım istemeyi, iş birliği yapmasını kolaylaştıracağı için tolere edilebilir bir durum. Elbette arada ciddi bir fark olsaydı bu sefer özgüven kaybı yaşayabilirdi ancak fark ciddi bir boyutta değil. İki gün önce kursta Arapça Allah lafzını boyamışlar. Başarmanın gururuyla bana gösterdi. Kendisini tebrik edip onu “ilk kurs başarısı” olarak duvarına astık. İtiraf edeyim çok duygulandım. Bu başarısından dolayı uzun zamandır istediği yaş pastayı aldık. Şimdilik durumlar böyle. Kıymetli okurlarıma, ebeveyn ve ebeveyn adaylarına faydalı olması temennisiyle çiçeği burnunda bir veli olarak süreci özetledim. Bir dahaki yazıda buluşmak üzere…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş