metrika yandex

ANKARA BAROSU

27.04.2020
Abbas PİRİMOĞLU

 

Diyanet İşleri Başkanı Kur’an’dan okuduğu ayetler doğrultusunda verdiği hutbede “Ey İnsanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor, lûtîliği ve eşcinselliği lanetliyor” demesiyle birlikte bazı mahfiller kuyruğuna basılmış yılan gibi dişlerini göstermekte hiç vakit kaybetmedi.

İnsan Hakları Derneği Sayın Erbaş hakkında suç duyurusunda bulunurken İzmir ve Ankara Baroları yazılı açıklamalarda bulundu.

Basından öğrendiğimize göre Ankara Barosu açıklamasında çok çirkef, kışkırtıcı ve kin dolu bir cümle sarf etmiş: Sesi çağlar öncesinden gelen şahıs.

Burada iş Ali Erbaş’ın şahsını aşıyor. Bu bed nefes açıkça Kur’an’ı azimüşşana ve peygamberimize iğrenç salyalarını akıtmaya tevessül ediyor.

Ben Müslüman’ım... Bu sefihler güruhu, benim de içinde bulunduğum milyarlarca Müslüman’ın kutsal kitabına alenen hakaret ediyor, fütursuzca aşağılamak iğrençliğini gösteriyor.

Küstahlığın en çukur seviyesi...

Evet, biz Müslümanlar elhamdülillah çağlar öncesinden gelen o sese kulak veriyor ve onunla iftihar ediyoruz. Zira o ses Allah (CC) tarafından Tek Önderimiz Hz. Muhammed’e indirilen vahiydir. İnsanlığın yolunu aydınlatan ve aydınlatacak olan kutsal kitabımızdır.

Ankara Barosunun metnini yazan bedbahtlara sesleniyorum: sizin sesiniz çok mu yeni; zihniyetiniz geçmişin hangi dehlizlerinden koparak günümüze kadar geliyor?

Acele ederek sevinmeyin. Kastım, ilham kaynağınız olan Mustafa Kemal’in “Gökten indiği sanılan kitaplar” sözünü işaret etmiyor. Yüz yıldan çok daha eskilere götürmek istiyorum sizleri.

Antik Yunan’dan da eski. Ayrıca Yunan deyince aklınıza felsefe falan gelip sakın gurura kapılmayın. Evet, zihniyetinizin Yunanla çakıştığı bir nokta var. Ama bu “felsefe” değil. Okumaktan ziyade ezberlediğiniz tekerlemeleri gevelemeyi becerdiğiniz için bilemeyebilirsiniz, Michel Foucault “Cinselliğin Tarihi” isimli yapıtında eski Yunanda küçük erkek çocuklarının hangi ameliyelerden geçirilerek filozof olarak yetiştirildiklerini teferruatıyla anlatıyor.

İşte Antik Yunan bu konuda ilgi alanınıza girmeyi hak eden eylemleri ile meşhur bir yer.

Ama kastım daha da eski. Sodom ve Gomora. Eski Ahit yani Tevrat’ta Tekvin kitabında bahsedilen günahkâr kentler.

Biz Müslümanların Kutsal kitabı olan Kur’an’ı Kerim’de bahsi geçen Lut Kavmi.

Yani demem o ki sizin sesiniz çok daha eskilerden yankılanarak pis kokusuyla geliyor. Yani siz kelimenin hakiki ve tam anlamı ile bir gericisiniz.

Müslümanların kutsal kitabını diline dolayan bu güruh asla Avukatları temsil edemez. Bu milletin değerlerine sahip meslektaşlarımız elbette gerekeni yapacak ve Ankara Barosu hakkında suç duyurusunda bulunacaklardır... Lakin bu metni yazanların da hukukçu oldukları sabit. Fark hukuk anlayışlarında; toplumun hukuk vasıtasıyla değiştirilerek Batılı hale dönüştürüleceğine inanmalarında...

Yani onlar için hukuk “ideolojik” bir aparat. Oysa hukuk ayağını toplumun değerlerine dayarken gözlerini adalete diker.

Birileri bu nedenle hukuku “toplum mühendisliği” olarak algılar. Daha açık bir ifade ile hukuku tarihsel ve sosyolojik niteliğinden yani toplumsal gerçekliğinden kopararak bir ideolojinin hayata geçirilmesinin aracı haline dönüştürür.

Batı bunu akıllıca kullanarak dünyayı tek tip hale getirmenin yolunu böylece bulmadı mı?

Hele günümüzde LGBT oluşumunu destekleyen, toplumsal cinsiyet eşitliği söylemi dolayımıyla insanları cinsiyetsizleştirmek ve ailesizleştirmek suretiyle nüfus artışını kontrol altına almak isteyen, kalanına da çip takmak suretiyle köleleştirmeyi amaçlayan küresel güçlerin gizlemedikleri niyetleri hatırlandığı zaman çağlar ötesinden seslenen vahyin önemi bizlerce daha iyi idrak edilecektir.

Son sözüm bu çağlar ötesinden gelen sese inanan Müslümanlara.

Kutsalımıza saldırılması halinde tepkisiz kalmayalım. Yasal çerçeve içerisinde, demokratik, meşru ve medeni tepkilerimizi gösterelim ki, birileri bizlerin inancını dillerine dolayarak kirletme cüretini bu kadar umursamazca göstermesin.

Çağlar ötesinden gelen sese canımız kurban olsun...


 

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Tevfik

28.04.2020

Abbas bey, teşekkür ederim, güzel bir yazı olmuş
Ali Namal

28.04.2020

ABBASCIĞIM ALLAH RAZI OLSUN. TEŞEKKÜRLER
Ahmet ÖZDEMİR

28.04.2020

Allahın kelamına karşı gelip sorgulayan bu zatlar acaba bu tür ilişki yaşayan erkeklerin evlatlarımıdır ki onların çiğnenen insan halarını savunur olmuşlar.Bırakın insanların cinsel ilişki şeklini hiçmi görmezler hayvanlar alemini hiçbir hayvan türünde bile onların avukatlığını yaptığı ilişki türü yok avukatlara da ihtiyaçları yok çünkü yaradan onlara nizamlarını kurmuş o nizamın dışına çıkmazlar daha ne diyelimki.Allah ıslah etsin.
Gülçin Parmaksiz

28.04.2020

Abbas bey sizden Allah razı olsun.Hislerimize tercüman olup Hak olanı savundugunuz için.